Özet
Ülkemizde faaliyet gösteren sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu hükümlerine tabidirler. Bu şirketlerin anonim şirket ya da kooperatif şeklinde kurulmaları şarttır. Ancak, Sigortacılık Kanunu'nda sigorta ve reasürans şirketlerinin yedek akçe ayrımına dair açık bir hüküm yer almamaktadır. Bu nedenle, sigorta ve reasürans şirketleri, yedek akçe ayrımı hususunda Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uymak durumundadırlar. Bu çalışmada, anonim şirket şeklinde kurulup faaliyet gösteren sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre ayrılması zorunlu olan ve isteğe bağlı olarak ayrılabilen yedek akçeler ele alınmaktadır.
Anahtar Kelimeler: kanuni yedek akçe, isteğe bağlı yedek akçe, olağanüstü yedek akçe, yıllık kâr, kâr payı. (Jel Sınıflaması: G32, K22, M41)
1. Giriş
Türkiye'de sigortacılık faaliyetleri ve hizmetleri, 1870'lerden itibaren ve daha çok yabancı sigorta şirketleri tarafından başlatılmıştır. Halihazırda Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği'ne üye olan 38'i hayat dışı, 18'i hayat ve emeklilik, 4'ü hayat olmak üzere 60 sigorta şirketi ve 2 reasürans şirketi aktif olarak faaliyette bulunmaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu hükümlerine tabidirler. Anılan Kanun'un 3. maddesi uyarınca, Türkiye'de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olması şarttır. Anonim şirketlerin, kuruluşlarından tasfiye olunmalarına kadar olan işlemleri ise Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiştir.
5684 sayılı Kanun özel kanun olduğundan, sigorta ve reasürans şirketlerine öncelikle bu kanun hükümleri uygulanacaktır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Nitekim, TTK'nın 330. maddesinde "Özel kanunlara tabi anonim şirketlere, özel hükümler dışında bu kısım hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilerek, bu öncelik vurgulanmıştır.
Sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin ödenmiş veya Türkiye'ye ayrılmış sermayeleri, her türlü yedek akçeleri, yeniden değerleme fonu, dağıtılmamış kâr, kâr ve sermaye yedekleri ile Hazine Müsteşarlığı tarafından uygun görülecek sermaye benzeri kaynaklar ve diğer kaynaklardan varsa bilanço zararı ile Müsteşarlıkça uygun görülecek diğer değerlerin düşülmesinden sonra bulunan tutar, sigorta şirketi ile reasürans şirketinin özkaynağını oluşturur. Bu yönüyle, sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin yedek akçeleri, özkaynaklarını oluşturan kalemlerden birisidir. Buna karşılık, Sigortacılık Kanunu'nda sigorta ve reasürans şirketlerinin yedek akçe ayrımına dair açık bir hükme yer verilmemiştir. Bu konuda, Kanunun "Bu Kanunla mülga 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununun 25. maddesi uyarınca ayrılan deprem hasar karşılıkları, bu Kanunun yürürlüğe girmesini izleyen üç ay içinde ihtiyarî yedek akçelere devrolunur." şeklindeki geçici 5. maddesi haricinde bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle, sigorta ve reasürans şirketleri, yedek akçe ayrımı hususunda Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uymak durumundadırlar. İşte bu çalışmada, anonim şirket şeklinde kurulup faaliyet gösteren sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre ayrılması zorunlu olan ve de isteğe bağlı olarak ayrılabilen yedek akçeler üzerinde durulacaktır.
2. Yedek Akçelerin Tanımı, Sınıflandırılması ve Kaynakları
2.1. Yedek Akçenin Tanımı
Yedek akçe kavramı, doktrinde farklı tanımlamalara konu olmuştur. Bu tanımlardan genel kabul göreni, "esas sermayeyi aşan net malvarlığı" şeklindeki kısa tanım olmuştur. Sermaye gibi, yedek akçeler de şirket özvarlığının bir parçasını oluştururlar. Başkaca amaçlar için ayrılabilmeleri de söz konusu olmakla birlikte, yedek akçeler, genelde, şirketlerin sürdürülebilir büyümelerinin sağlanması, beklenmeyen zararlarının kapatılması, işsizliğin önüne geçilmesi ve düzenli kâr payı dağıtımı amacıyla ayrılmaktadırlar. Arslanlı, yedek akçeleri bu yönüyle "sigorta müessesesine" benzetmiş ve sigorta tazminatı gibi tehlike anında şirketin zararını karşılamaya hizmet ettiğini ileri sürmüştür. Nitekim, yedek akçeler, kaynağını oluşturan İsviçre Borçlar Kanunu'nda, ekonomik buhrana (kriz) karşı bir önlem olarak ele alınmış ve uzun süren tartışmalara konu olmuştur. Bu yönlerden bakıldığında, nasıl sigorta ve reasürans şirketleri başkalarını sigorta ederek koruma altına alıyor ise, yedek akçeler de sigorta ve reasürans şirketlerinin adeta sigortası konumundadır.
Yedek akçeler, TTK'nın ikinci kitabının (ticaret şirketleri) anonim şirketlere ilişkin dördüncü kısmı içerisinde düzenlenmiştir.
2.2. Yedek Akçelerin Sınıflandırılması
Yedek akçeler doktrinde farklı sınıflandırmalara tabi tutulmuştur. Ancak, bu sınıflandırmalardan en çok tercih edileni; tahsislerini öngören/kararlaştıran kaynak açısından kanuni, ihtiyarî ve olağanüstü; ayrılış amaçları açısından da serbest ve bağlı yedek akçe olarak ayrılmalarıdır.
2.3. Yedek Akçe Ayrımında Kullanılabilecek Kaynaklar
Yedek akçenin en önemli kaynağı kârdır, ancak tek kaynağı da kâr değildir. Yedek akçe, emisyon primi (agio) kazançlarından ve hisse senedi iptal kârlarından da (ıskat kazancı) doğabilir.
3. Kanuni Yedek Akçe Ayrımı
Kanuni yedek akçeler, TTK'nın 519 ile 520. maddelerinde, genel kanuni yedek akçe ile şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayırdığı yedek akçe olmak üzere iki ayrı başlık altında düzenlenmiştir. Genel kanuni yedek akçe ise birinci ve ikinci olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur. Ayrılmaları gibi çözülüp harcanmaları da Kanunla sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu nedenle, sigorta ve reasürans şirketinin esas sözleşmesine hüküm konularak veya esas sözleşme değişikliğine gidilerek ya da genel kurulda karar alınarak kaldırılmaları yahut sınırlandırılmaları mümkün değildir. Olağan kaynakları yıllık kârdır, emisyon primi (agio) kazancı ile ıskat kazancı ise olağandışı kaynaklarını oluşturur.
Genel kanuni yedek akçeler, uygulamada Birinci Tertip Yasal Yedek Akçe ve İkinci Tertip Yasal Yedek Akçe olarak bilinmektedirler. Oysa, hisse senedi ihraç primi kazançları ve iptal kârları da kanuni yedek akçenin unsurlarıdır. Bu nedenle, Türk Ticaret Kanunu'na göre genel kanuni yedek akçe ayrılması, birinci ayrım ve ikinci ayrım olarak ele alınacak, hisse senedi ihraç prim kazançları ve iptal kârları ikinci ayrım içerisinde değerlendirilecektir.
3.1. Genel Kanuni Yedek Akçe Ayrımı
3.1.1. Birinci Ayrım (I. Tertip Yasal Yedek Akçe)
TTK'nın 519. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir ve anılan fıkra mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (ETK)'nun 466. maddesinden alınmıştır. ETK'nın 466. maddesinin birinci fıkrasında "Her yıl safi kârın yirmide birinin ödenmiş esas sermayenin beşte birini buluncaya kadar umumi yedek akçe olarak ayrılması mecburidir." hükmü yer almakta iken, TTK'nın "Genel kanuni yedek akçe" kenar başlıklı 519. maddesinin birinci fıkrasında "Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır." denilmiştir.
Böylece, ETK'nın 466. maddesindeki "umumi yedek akçe" ifadesi, TTK'da "genel kanuni yedek akçe" söz dizimi ile değiştirilmiş, yine ETK m.466'daki "safî kâr" ifadesi TTK'da "yıllık kâr" olarak yer almış, safî kârın "yirmide biri" ve esas sermayenin "beşte biri" tabirleri yerine yüzdesel rakamlar -%5 ve %20- kullanılmıştır.
Dolayısıyla, sigorta ve reasürans şirketlerinin, yıllık kârlarının %5'ini ödenmiş esas sermayelerinin %20'sini buluncaya kadar ayırmaları -uygulamada I. Tertip Yasal Yedek Akçe veya Kanuni İhtiyat Akçesi olarak da bilinmektedir- zorunludur. Aksine davranış, yani yıllık kâra rağmen birinci ayrımın yapılmaması veya eksik yapılması Kanuna aykırılık oluşturur.
Birinci ayrımının temel şartı, sigorta ve reasürans şirketinin yıllık kârının bulunmasıdır. Doğal olarak, yıllık kâr elde edilmediği takdirde I. Tertip kanuni yedek akçe ayırma mükellefiyeti de doğmayacaktır. Diğer taraftan, kârın dağıtılıp dağıtılmaması veya dağıtıma tabi tutulan oranı birinci ayrımı etkilemez. Kâr dağıtımı yapılmasa dahi, yıllık kâr elde edilmişse, birinci ayrım yapılır.
Birinci ayrımın bir diğer özelliği de, TTK'nın bu ayrım için bir tavan belirlemiş olmasıdır. Buna göre, I. tertip yasal yedek akçenin ödenmiş sermayenin %20'sini buluncaya kadar ayrılması zorunludur. Bu tavan aşılınca zorunluluk da ortadan kalkar. Örneğin; sigorta şirketinin, esas sermayesi 1.000.000.000 TL olup, bunun 750.000.000 TL'si ödenmiş ise, I. Tertip Yasal Yedek Akçe ayırma zorunluluğu, anılan yedek akçelerin toplamı 150.000.000 TL oluncaya kadar devam eder, bu miktarı geçtikten sonra ise ortadan kalkar. Ancak, esas sözleşmede hüküm varsa, yasal tavanı aştıktan sonra dahi birinci ayrıma devam edilir.
Bununla birlikte, I. tertip yasal yedek akçenin çözülüp harcanmış olması nedeniyle kanuni tavanın altına düşülmesi yahut ödenmiş sermaye miktarının artması halinde, kanuni tavanı buluncaya kadar I. tertip yasal yedek akçe ayrılmasına devam edilir. Yukarıdaki örneğimize dönecek olursak, anılan şirketin ödenmiş sermayesinin 750.000.000 TL'den 1.000.000.000 TL'ye çıkması, yani taahhüt edilen sermayenin tamamının ödenmiş olması halinde, toplamı 200.000.000 TL'yi buluncaya kadar I. tertip yasal yedek akçe ayrılmasına devam olunur.
Birinci ayrım zorunluluğunun tek istisnası, özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerdir (TTK, m.519/f.5). Bu şirketler, tabi oldukları mevzuat çerçevesinde yedek akçe ayrımına giderler. Özel Kanunlara tabi anonim şirketlerin başında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na tabi olan sigorta şirketleri ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na tabi olan bankalar gelmektedir. Bunlar haricinde, özel kanunlara örnek olarak, 17/10/1999 tarih ve 23849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4456 sayılı Türkiye Kalkınma Bankası Anonim Şirketinin Kuruluşu Hakkında Kanun; 6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanunu gösterilebilir.
Ancak, çalışmamızın başında da ifade ettiğimiz üzere, Sigortacılık Kanunu'nda sigorta ve reasürans şirketlerinin yedek akçe ayrımına dair özel bir düzenleme yer almadığından, bu konuda TTK hükümlerine göre hareket edilir.
3.1.2. İkinci Ayrım (II. Tertip Yasal Yedek Akçe, Agio ve Iskat Kazancı)
Birinci ayrımın yıllık kâra dayalı olduğunu ve kanuni tavanı aştıktan sonra ayırma zorunluluğunun ortadan kalktığını belirtmiştik. Ancak, TTK, kanuni tavanı aştıktan sonra dahi birinci ayrıma bazı ilavelerin yapılmasını şart koşmuştur. TTK'nın m.519/f.2 hükmüne göre, birinci ayrım ile kanuni sınıra ulaşıldıktan sonra;
a. Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı;
b. Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı,
c. Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu genel kanuni yedek akçeye, bir diğer deyişle birinci ayrıma eklenir.
Bunlardan ilk ikisi -emisyon primi (agio) ve ıskat kazancı- kanuni yedek akçelerin olağandışı kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu iki kalem için yıllık kârdan bir ayrım yapılması söz konusu değildir. Sigorta ve reasürans şirketinin faaliyeti sonucunda kendiliğinden ortaya çıkarlar ve oluştuklarında da doğrudan genel kanuni yedek akçelere dahil edilirler. TTK'nın 519. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü bendinde belirtilen ayrım ise, uygulamada II. Tertip Yasal Yedek Akçe olarak bilinmekte olup, tıpkı I. tertip yasal yedek akçe gibi şirket kârından ayrılmaktadır. Ancak, TTK, yıllık kârdan yapılan birinci ayrım için bir tavan belirlediği halde ikinci ayrım için bir sınırlama getirmemiştir. Bu nedenle, ikinci tertip yasal yedek akçenin, şartları oluştukça ayrılması zorunludur.
TTK'nın m.519/f.4 hükmü gereği, holding şirketler için ikinci tertip yasal yedek akçe ayırma zorunluluğu ise bulunmamaktadır. Ancak, emisyon primi ve ıskat kazancının genel kanuni yedek akçeye eklenmesi zorunluluğu holding şirketler için de geçerlidir.
İkinci tertip yasal yedek akçe ayrımının şartı; I. tertip yasal yedek akçe ayrımının yapılmış olması ve kalan yıllık kârdan %5'i aşan oranda pay sahipleri ile kârdan pay alacak diğer kişilere kâr payı ödenmesidir. Zira, TTK'nın 519. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü bendinde "pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra" ifadesine yer verilerek, yıllık kârdan (birinci ayrım düşüldükten sonra kalan) %5'i aşan oranda kâr dağıtımına gidilmesi halinde, bunun %5'inin pay sahiplerine I. temettü olarak ödeneceği ve bu temettünün ikinci tertip yasal akçe hesabında dikkate alınmayacağı öngörülmüştür.
Bir başka deyişle, II. Tertip yasal yedek akçe, birinci tertip yasal yedekler ile pay sahiplerine ödenen %5'lik kâr payının düşülmesi sonucunda kalan kârın dağıtılması kararlaştırılan kısmının %10'u olarak ayrılacaktır. Birinci temettü ile yetinilip kâr dağıtımına gidilmemesi halinde ise, ikinci tertip yasal yedek akçe ayrımı yapılmayacaktır.
3.2. Şirketin İktisap Ettiği Kendi Pay Senetleri İçin Yedek Akçe Ayırması
ETK'da bulunmayıp yeni olan ve kanuni yedek akçe ayrımının istisnai mahiyetteki bir şeklini oluşturan düzenlemeye TTK'nın 520. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, sigorta ve reasürans şirketi, iktisap ettiği kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda yedek akçe ayırmak zorundadır. Bu yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler. Dolayısıyla, bu şekilde ayrılan yedek akçeler, paylar devredilene veya yok edilene kadar çözülüp kullanılamazlar.
Şirketin iktisap ettiği kendi payları için yedek akçe iktisap tarihinde kurulur. Ayrılacak yedek akçede iktisap değeri esas alınır.
3.3. Genel Kanuni Yedek Akçe ile Kanuni Yedek Akçe Kavramları Arasındaki Fark
TTK'nın yedek akçelere ilişkin kısmında "genel kanuni yedek akçe" ile "kanuni yedek akçe" olmak üzere iki ayrı kavram yer almaktadır. 519. ve 520. maddeler için ortak olarak "kanuni yedek akçe", 519. maddenin kenar başlığı içinse "genel kanuni yedek akçe" kavramları kullanılmıştır.
TTK'nın 519. maddesinin birinci fıkrasına göre, yıllık kârın yüzde beşinin ödenmiş sermayenin yüzde yirmisini buluncaya kadar ayrılması ile genel kanuni yedek akçe oluşmaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise emisyon primi kazancı, hisse senedi iptal kârları ve ikinci tertip yasal yedek akçenin genel kanuni yedek akçeye ilave edilmesi şart koşulmaktadır. Dolayısıyla, "genel kanuni yedek akçe" tabirinden, TTK'nın 519'uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında kastedilen yedek akçeyi anlamak gerekir.
Genel kanuni yedek akçeye, 520. maddenin birinci fıkrası uyarınca şirketin iktisap ettiği kendi payları için ayırdığı yedek akçe de eklenince kanuni yedek akçeye ulaşılır. Hatta, "kanuni yedek akçe" kısmı içerisinde düzenlendiğinden, TTK'nın 520. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca pasifte yer alan diğer fonlar"ın da kanuni yedek akçe olarak değerlendirilmeleri gerektiği kanısındayız.
Görüldüğü üzere, kanuni yedek akçe genel kanuni yedek akçeye göre daha geniş bir anlam ifade etmektedir. Bir başka deyişle, genel kanuni yedek akçe kanuni yedek akçenin sadece bir kısmıdır.
4. İsteğe Bağlı (İhtiyarî) Yedek Akçe Ayrımı
Adından da anlaşılacağı üzere, ayrılmaları tamamen isteğe bağlıdır. Diğer bir deyişle, sigorta ve reasürans şirketleri bu yedek akçeleri ayırıp ayırmama konusunda tamamen serbesttirler. Hatta, önce esas sözleşme ile ihtiyari yedek akçe ayrımını öngörüp, sonradan esas sözleşme değişikliğine giderek ihtiyari yedek akçe ayrımının ortadan kaldırılması da mümkündür.
İhtiyari yedek akçe ayrılmasının altında yatan en önemli sebep, şirketin otofinansman ihtiyacının karşılanmasıdır. İhtiyari yedek akçeler, genel olarak TTK'nın 521. maddesinde düzenlenmiş, şirket çalışanları yararına yardım akçesine ilişkin 522. ve genel kurul kararıyla yedek akçe ayrılmasını düzenleyen 523. maddelerinde aynı kenar başlığı altında ele alınmıştır.
Bu çerçevede, isteğe bağlı yedek akçeleri, esas sözleşmeye göre ayrılanlar (genel ihtiyari yedek akçeler) ve genel kurul kararıyla ayrılanlar (olağanüstü yedek akçeler) olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür. Şirket çalışanları yararına yardım akçesi ise hem esas sözleşme ile hem de genel kurul kararı ile ayrılabilmekte, bu yönüyle de karma bir nitelik arz etmekte olup, önemine binaen ayrı bir başlık halinde ele alınacaktır.
4.1. Genel (Esas Sözleşmeye Göre Ayrılan) İhtiyari Yedek Akçeler
TTK'nın isteğe bağlı yedek akçelere ilişkin düzenlemeleri ETK'dan alınmıştır. ETK'nın "İhtiyari Yedek Akçe" kenar başlıklı 467. maddesinde; "Yedek akçeye safi kârın yirmide birinden fazla bir meblağın ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında esas mukaveleye hüküm konabilir. Esas mukavele ile başkaca akçe ayrılması derpiş ve bunların tahsis ve sarf suretleri tesbit olunabilir." hükmü yer almakta idi.
TTK'nın 521. maddesinde ise "Yedek akçeye yıllık kârın yüzde beşinden fazla bir tutarın ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş sermayenin yüzde yirmisini aşabileceği hakkında esas sözleşmeye hüküm konabilir. Esas sözleşme ile başka yedek akçe ayrılması da öngörülebilir ve bunların özgülenme amacıyla harcanma yolları ve şartları belirlenebilir." denilmiştir.
Yapılan bu düzenleme ile, ETK'da "ihtiyarî yedek akçe" olan kenar başlık TTK'da "şirketin isteği ile ayrılan yedek akçe" olarak değiştirilmiş, yine ETK'daki "safî kâr", "yirmide biri", "ödenmiş esas sermaye", "beşte biri", "esas mukavele", "derpiş", "tahsis ve sarf suretleri" ibareleri yerine sırasıyla "yıllık kâr", "yüzde beş", "ödenmiş sermaye", "yüzde yirmi", "esas sözleşme", "öngörü", "özgülenme amacıyla harcanma yolları ve şartları" ifadeleri kullanılmıştır. Bu yönüyle, ETK'nın 467. maddesinin içeriğine temel olan düşünce ve hükümler TTK'da aynen muhafaza edilmiştir. Sadece, anılan hüküm ETK'da iki fıkra iken TTK'da tek fıkraya düşürülmüştür.
Dolayısıyla TTK'nın 521. maddesinden, esas sözleşme hükmü ile iki şekilde ihtiyari yedek akçe ayrılabileceği anlaşılmaktadır. Birincisi, gerek kuruluş esas sözleşmesine hüküm konularak, gerek kuruluştan sonra esas sözleşme değişikliğine gidilerek, yıllık kârın yüzde beşinden fazla bir tutarın ayrılmasının ve yedek akçenin ödenmiş sermayenin yüzde yirmisini aşabileceğinin öngörülmesidir. İkincisi ise, esas sözleşmeye hüküm koymak suretiyle kanuni yedek akçeler dışında bağımsız bir kalem olarak yedek akçe ayrılmasının öngörülmesi ve bunların özgülenme amacıyla harcanma yollarının ve şartlarının belirtilmesidir.
Örneğin; sigorta şirketinin esas sözleşmesinin "Kâr Dağıtımı ve Yedek Akçeler"e ilişkin maddesi aşağıdaki gibi olabilir;
"Şirketin genel giderleri ile amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi ve ayrılması zorunlu olan meblağ ile vergiler ve sair yasal mali mükellefiyetler hesap yılı sonunda tespit edilen gelirlerden düşüldükten sonra kalan tutar Şirketin yıllık kârıdır. Yıllık kârdan, ödenmiş sermayenin %25'ini buluncaya kadar %15 oranında Birinci tertip kanuni yedek akçe ayrılır.
Bakiyeden pay sahipleri için %5 kâr payı ayrılır ve ödenir.
Yıllık kârdan, birinci tertip kanuni yedek akçe ayrılıp pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra kalan tutarın %5'i olağanüstü yenileme ve yatırım harcamalarında kullanılmak üzere yedek akçe olarak ayrılır.
Genel kurul, bundan sonra kalan kısmı, kısmen veya tamamen ikinci temettü olarak dağıtmaya veya yedek akçe olarak ayırmaya yetkilidir."
Birinci şekilde, şirket esas sözleşmesi ile ayrılan bir kanuni yedek akçe var demektir. Bu yöntemle ayrılan yedek akçeler, kanuni yedek akçelere dahil edilirler ve çözülüp harcanmaları konusunda kanuni yedek akçeler için geçerli olan kurallar uygulanır.
İkinci şekilde ise, kanuni yedek akçe ayrımından bağımsız olarak, yedek akçelerin belli bir amaç için (örneğin; kâr payı dağıtımı, esas sermaye artırımı, olağanüstü yenileme giderleri, itfalar, vs.) ayrılmalarına dair esas sözleşmeye hüküm konulmaktadır. Zaman içerisinde, esas sözleşme değişikliğine gidilerek bunların tahsis amaçları ve harcama yöntemleri değiştirilebileceği gibi, önceden belirli bir amaca bağlanmamış iken bir veya birden ziyade amaca özgülenmeleri de mümkündür. TTK'nın 521. maddesine göre bu şekilde ayrılacak yedek akçelerin özgülenme amaçları ve harcama yollarını belirlemek tamamen anonim şirketlerin yetkili organlarının tasarrufuna bırakılmış bir husustur.
4.2. Genel Kurul Kararıyla Ayrılan İhtiyari (Olağanüstü) Yedek Akçeler
ETK'nın olağanüstü yedek akçe ayrımına dayanak teşkil eden 469. maddesinin ikinci fıkrasında; "Şirketin devamlı inkişafı veya mümkün mertebe istikrarlı kâr paylarının dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu takdirde umumi heyet kâr payının tespiti sırasında kanun ve esas mukavelede zikredilenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına ve yedek akçelerin kanun ve esas mukavele ile muayyen haddinin artırılmasına karar verebilir." denilmişti.
Anılan hükme göre, genel kurul kararıyla üç şekilde olağanüstü yedek akçe ayrılması mümkündü. Bunlardan birincisi, kanuni yedek akçenin oranını veya sınırını artırmak suretiyle olağanüstü yedek akçe ayrılması; ikincisi, esas sözleşmede öngörülen yedek akçelerin miktarını artırmak suretiyle olağanüstü yedek akçe ayrılması; üçüncüsü ise kanuni yedek akçe ile esas sözleşmede öngörülen yedek akçelerden ayrı bir kalem olarak olağanüstü yedek akçe ayrılmasıydı.
Bunlardan, birinci yöntemle ayrılan olağanüstü yedekler, kanuni yedek akçelere dahil ediliyor ve onların tabi olduğu kurallar çerçevesinde çözülüp harcanıyorlardı. İkinci yöntemle ayrılan olağanüstü yedek akçeler, bir önceki bölümde belirttiğimiz esaslar dahilinde ayrılıp harcanıyorlardı. Yani, esas sözleşmedeki ihtiyari yedek akçe hükmü, kanuni yedek akçelerin oran ve sınırını artırmaya yönelikse kanuni yedek akçelerin tabi oldukları şartlar, kanuni yedekler dışında bir ihtiyari yedek akçe ayrımına dayanıyorsa o yedek akçenin tabi olduğu esaslar çerçevesinde çözülüp harcanıyorlardı. Üçüncü yöntemle, yani ayrı bir kalem olarak ayrılan olağanüstü yedek akçelerin sarf yerleri, aynı genel kurul kararı ile belirlenebileceği gibi, belirli bir amaca özgülenmeden ayrılmaları da mümkündü.
Ancak, olağanüstü yedek akçe ayırırken göz önünde bulundurulması gereken en önemli husus, şirket yararının gözetilmiş olmasıydı. Zira, ETK m.469/f.2 hükmü bu manada olağanüstü yedek akçe ayrımının amacını sınırlandırmaktaydı. Anılan fıkrada; "şirketin devamlı inkişafı veya mümkün mertebe istikrarlı kâr paylarının dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu takdirde" olağanüstü yedek akçe ayrılmasına izin verilmişti.
Dolayısıyla, olağanüstü yedek akçe ayırırken, genel kurulun "şirketin devamlı gelişimi ve mümkün olduğu kadarıyla düzenli kâr payı dağıtımı" hususunu göz önünde bulundurması ve ayrımın bu amacı gerçekleştirmeye "uygun ve faydalı" olması gerekiyordu.
Aksine bir hareket, yani sayılanlar dışında bir amaç için olağanüstü yedek akçe ayrılması ya da ihtiyaç duyulanın çok üzerinde bir ayrıma gidilmesi, olağanüstü yedek akçe ayrımına ilişkin genel kurul kararının iptal edilebilirliğini hatta yokluğunu gündeme getirmekteydi.
TTK'da ise olağanüstü yedek akçelere 523. maddenin ikinci fıkrasında yer verilmiştir. Anılan fıkrada;
"Genel kurul,
a. Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,
b. Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa,
kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir." denilmiştir.
TTK'nın anılan fıkrasında, ETK'nın 469. maddesinin ikinci fıkrasındaki "Şirketin devamlı inkişafı veya mümkün mertebe istikrarlı kâr paylarının dağıtılmasını temin bakımından" ibaresi aynen korunmuş, ancak bunu belirlerken bütün pay sahiplerinin menfaatinin dikkate alınması ve yedek akçe ayrımının bu amacı gerçekleştirmek için "haklı" olması öngörülmüştür. Bunun yanında, ETK düzenlemesinden ayrı olarak "aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekli olması" halinde de olağanüstü yedek akçe ayrılmasına imkân sağlanmıştır.
Diğer taraftan, her ne kadar TTK'nın 523. maddesinin gerekçesinde "madde, 6762 sayılı Kanunun 469. maddesinden alınmıştır." denilse de, eski Ticaret Kanunu'ndaki "yedek akçelerin kanun ve esas mukavele ile muayyen haddinin artırılmasına" ifadesine TTK'da yer verilmemektedir. Bu itibarla, ETK'nın aksine, TTK'da genel kurulun genel kanuni yedek akçelerin ve esas sözleşme ile ayrılan isteğe bağlı yedek akçelerin oranlarını/tutarlarını artırmak suretiyle olağanüstü yedek akçe ayırması öngörülmemiştir.
4.3. Şirket Çalışanları Yararına Yedek Akçe Ayrımı
Şirket çalışanları ve işçiler yararına yedek akçe ayrılması hususu, TTK'nın 522. maddesi ile 523. maddesinin üçüncü fıkrasında ele alınmıştır. 522. maddeye göre yapılacak tahsis esas sözleşme hükmüne dayandığından "ihtiyari yedek akçe", m.523/f.3 hükmü gereği ayrılan yedek akçeler ise genel kurul kararına dayandığından "olağanüstü yedek akçe" vasfındadır.
4.3.1. Esas Sözleşmeye Hüküm Koymak Suretiyle İşçiler Yararına Yedek Akçe Ayrılması
ETK'nın "Müstahdem ve İşçiler Lehine Yardım Akçesi" kenar başlıklı 468. maddesinde; "Esas mukavelede şirketin müstahdem ve işçileri için yardım sandıkları vesair yardım teşkilatı kurulması ve idamesi maksadıyla akçe ayrılması derpiş olunabilir. Yardım maksadına tahsis olunan para ve diğer mallar, şirket mallarından ayrılarak bunlarla Medeni Kanun hükümleri dairesinde bir tesis meydana getirilir.
Tesis senedinde, tesis mallarının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı tasrih olunabilir. Şirketten alınandan başka müstahdem veya işçilerden de aidat alınmışsa, hizmet münasebetinin sonunda tesis şartlarına göre bu akçeden faydalanmadıkları takdirde müstahdem ve işçilere hiç değilse ödedikleri meblağlar ödeme tarihlerinden itibaren %5 faiziyle birlikte geri verilir." hükmü yer almakta idi.
TTK'nın "Çalışanlar ve İşçiler Lehine Yardım Akçesi" kenar başlıklı 522. maddesinde ise; "Esas sözleşmede şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri için yardım kuruluşları kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya bu amacı taşıyan kamu tüzel kişilerine verilmek üzere yedek akçe ayrılabilir.
Yardım amacına özgülenen yedek akçelerin ve diğer malların şirketten ayrılması suretiyle bir vakıf veya kooperatif kurulması zorunludur. Vakıf Senedinde, vakıf malvarlığının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı da öngörülebilir.
Şirketin bu amaca özgülediği yedek akçeden başka yöneticilerden, çalışanlardan ve işçilerden aidat alınmışsa, iş ilişkisinin sonunda, vakıf senedine göre yapılan ayrımdan yararlanamadıkları takdirde çalışanlara ve işçilere hiç değilse ödedikleri tutarlar ödeme tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte geri verilir." denilmiştir.
Dikkat edileceği üzere, TTK'nın anılan maddesi, öz itibariyle, ETK'nın 468. maddesinden alınmıştır. Şirket esas sözleşmesi ile çalışanlar ve işçiler yararına yedek akçe ayrılmasını içeren 522. maddede, ETK'nın 468. maddesindeki "müstahdemler" ibaresi yerine "şirket çalışanları ve yöneticileri" söz dizimi getirilmiş, yardım amacına özgülenen yedek akçeler ve malların şirket malvarlığından ayrılarak bir "vakıf veya kooperatif kurmak" suretiyle değerlendirilmesi öngörülmüş, şirketten ayrılanlar dışında aidat alınması halinde de yararlanamayanlara en azından kanuni faiz ile geri verilmesi şart koşulmuştur.
TTK düzenlemesinde göze çarpan en önemli yenilik ise, çalışanlar, işçiler ve yöneticilere yardım amaçlı ayrılacak yedek akçelerin bu amacı taşıyan kamu tüzel kişilerine verilebilmesine olanak sağlanmasıdır. Diğer bir ifade ile, sigorta ve reasürans şirketleri, şirket çalışanları, işçileri ve yöneticileri için ayıracakları yedek akçeleri, değerlendirilmek üzere bu amacı taşıyan mevcut kamu tüzel kişilerinden birisine yatırabilecekleri gibi, ileride bu amaçla kurulacak kamu tüzel kişiliğine de devredebileceklerdir.
Dolayısıyla, sigorta ve reasürans şirketleri, kuruluş esas sözleşmelerine hüküm koymak ya da sonradan esas sözleşme değişikliğine gitmek suretiyle, şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri yararına vakıf veya kooperatif kurabilecek ve bunların devamı amacıyla yıllık kârdan yedek akçe ayırabileceklerdir.
Şirketin yıllık kârından yöneticiler, çalışanlar ve işçiler için ayrılacak olan bu yedek akçeler, ayrılmalarını müteakip bağımsız bir nitelik kazanırlar ve mevcut olan veya ileride Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulacak olan bir vakfa ya da 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca kurulacak kooperatife mal edilirler. Ayrıca, yukarıda izah ettiğimiz üzere, yöneticileri, çalışanları ve işçileri için ayrılacak yedek akçeler, bu amaçla kurulacak kamu tüzel kişiliğine de devredilebilir. Dolayısıyla, şirket malvarlığından ayrıldıktan sonra, şirketin bu yedek akçeler üzerinde tasarruf hakkı kalmaz.
Diğer yandan, ETK'da olduğu üzere, TTK'ya göre de, yıllık kârdan ayrılan yedek akçeden başka, kurulacak vakıf yöneticilerden, çalışanlardan ve işçilerden aidat alabilecektir. Çalışanların ve işçilerin şirketten ayrılmaları ve vakıf senedine göre yapılan ayrımdan yararlanamamaları halinde ise, ödedikleri tutarlar ödeme tarihlerinden itibaren -en az- kanuni faiziyle birlikte kendilerine iade edilecektir.
Ancak, yukarıda da belirttiğimiz üzere, bu amaçla yedek akçe ayırmak için şirket esas sözleşmesinde hüküm bulunması gerekir.
Bu çerçevede, yöneticileri, çalışanları ve işçileri için yardım kuruluşları kurmak ve bu amaçla yedek akçe ayırmak isteyen bir sigorta şirketinin ilgili esas sözleşmesi maddesi;
"Şirketin yıllık kârından, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre %5 yasal yedek akçe ile şirket tüzel kişiliğine terettüp eden bilcümle mali yükümlülükler ayrıldıktan ve birinci temettü indirildikten sonra, %3'ten az olmamak üzere %5'e kadar genel kurulca takdir edilen bir miktar, (A) Anonim Şirketi Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı'na tahsis olunur" şeklinde olabileceği gibi, esas sözleşmede bu hususa yer vermekle birlikte kararın genel kurula, icrasının ise yönetim kuruluna bırakılması yönünde, aşağıdaki gibi, genel bir madde de tanzim edilebilir:
"Yönetim kurulu kararıyla, Türk Ticaret Kanunun 522. maddesi uyarınca şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri için yardım kuruluşları kurulabilir ve şirketin yıllık kârından, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre %5 yasal yedek akçe ile şirket tüzel kişiliğine terettüp eden bilcümle mali yükümlülükler ayrıldıktan ve birinci temettü indirildikten sonra, %3'ten az olmamak üzere %5'e kadar genel kurulca takdir edilen bir miktar, bu yardım kuruluşuna tahsis olunur.
Şirket tarafından kurulacak olan yardım kuruluşundan yararlanacakların nitelikleri ile yararlanma şartları, bu hususta şirket yönetim kurulu tarafından kabul edilecek bir statü veya yönerge ile tespit olunur."
4.3.2. Genel Kurul Kararıyla İşçiler Yararına Yedek Akçe Ayrılması
Genel kurul kararı ile çalışanlar ve işçiler lehine yedek akçe ayrılmasına ilişkin olarak, TTK'nın 523. maddesinin üçüncü fıkrasında "Esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, genel kurul, şirketin işçileri için yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilânço kârından yedek akçe ayırabilir." hükmüne yer verilmiştir.
ETK'nın 469. maddesinin üçüncü fıkrasında ise "Esas mukavelede hüküm olmasa bile umumi heyet, şirket müstahdem ve işçileri için yardım sandıkları vesair yardım teşkilatı kurulması ve idamesi maksadiyle veya diğer yardım maksatlarına hadim olmak üzere, safi kârdan aidat tefrik edebilir; bu aidat esas mukavele ile muayyen yardım akçeleri hakkındaki hükümlere tabidir." hükmü yer almakta idi.
Böylece, genel kurul kararı ile çalışanlar ve işçiler yararına yedek akçe ayrılmasını düzenleyen TTK'nın 523. maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, ETK'nın 469. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün öz itibariyle aynısıdır. Sadece, ETK'nın ilgili fıkra hükümdeki "vesair yardım teşkilatı", "idamesi", "hadim olmak", "safî kâr" ibareleri yerine TTK'da "ve diğer yardım örgütleri", "sürdürülebilmesi", "hizmet etmek" ve "yıllık kâr" ibareleri kullanılmıştır.
Bu çerçevede, sigorta ve reasürans şirketinin esas sözleşmesinde hüküm bulunmasa dahi, genel kurul, şirket işçileri yararına yardım sandıkları veya diğer yardım örgütleri kurulması ve devamı amacıyla, şirket kârından yedek akçe ayırabilir.
Hatta, bir önceki bölümde izah edilen 522. maddeden ayrı olarak, 523. maddenin üçüncü fıkrasında "veya" ibaresine yer verilmek suretiyle, yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri yanında "diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere" yedek akçe ayrılmasının da yolu açılmıştır. Bu yönüyle, TTK'nın 523. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün, işçiler yararına yedek akçe ayrımının konusunu 522. maddeye ve hatta ETK'ya göre daha geniş tuttuğunu, işçilere yardım amacı taşıyan hemen hemen yasal her türlü harcama yanında şirket dışındaki kişi ve kuruluşlara yardım yapılması ve hayır işlerine yönelik harcamalarda bulunulması amacıyla kârdan pay ayrılmasına izin verildiğini söyleyebiliriz.
Ancak, sigorta ve reasürans şirketinin genel kurulu, bu konuda mutlak bir serbestiye sahip değildir. Bu konuda dikkat edilecek en önemli kıstas, işçiler yararına veya hayır amacıyla kârdan yedek akçe ayırırken, pay sahiplerinin müktesep haklarından olan kâr payı alma hakkının olumsuz şekilde etkilenmemesi olmalıdır. Diğer bir deyişle, şirket genel kurulu, "işçi/hayır yararına ancak ortaklar aleyhine" olan bir tahsiste bulunamaz.
Dolayısıyla, sigorta ve reasürans şirketinin yönetimi ve genel kurulu bu konuda dengeli bir kâr dağıtım politikası belirlemeli, bu konuda alınacak genel kurul kararlarında -sonradan açılabilecek olası iptal davalarının önüne geçmek için- oybirliği, bu mümkün değilse şirket sermayesinin azami çoğunluğunun oylarının alınmasına gayret edilmeli ve şirketin genel menfaati böyle bir akçe ayrılmasını zorunlu kılıyorsa, işçiler yararına yedek akçe ayrılarak kâr payının azaltılması yoluna gidilmelidir.
Gizli Yedek Akçeler
ETK'nın 458. maddesiyle "şirket işlerinin devamlı inkişafını veyahut mümkün mertebe istikrarlı kâr payları dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu takdirde, aktiflerin bilanço günündeki kıymetlerinden daha aşağı bir kıymetle bilançoya konması şeklinde veya başka suretle" gizli yedek akçe ayrılmasına müsaade edilmişti.
Gizli Yedek akçeleri, isteğe bağlı olarak oluşturulabilen, ancak kendiliğinden de oluşabilen ve açık yedek akçelerde olduğunun aksine şirket bilançosunda gösterilmeyen yedek akçeler olarak tanımlamak mümkündür. Ülkemizde 2000'li yıllara kadar devam edegelen enflasyonist ortam nedeniyle, anonim şirketlerde gizli yedek akçeler daha çok kendiliğinden oluşmakta idi. Gizli yedek akçeler, bilançoda yer almadıkları için pay sahipleri ve üçüncü kişiler bunların mevcudiyeti ve miktarı hakkında doğrudan bilgi sahibi olamazlardı. Ancak, şirket yönetim kurulu, gizli yedek akçenin ayrılması ve harcama yerleri hakkında denetçilere bilgi vermekle yükümlü tutulmuştu.
TTK'da ise gizli yedek akçelere yer verilmemiştir. TTK'da gizli yedek akçelere yer verilmemesi isabetli olmuştur. Çünkü, gizli yedek akçe ayırma uygulaması bilançonun açıklık ve doğruluk ilkesinin istisnasını oluşturduğu gibi, yeniden değerleme ve maliyet artış fonu gibi uygulamalarla zaten işlevsiz bırakılmıştır. Ayrıca, son yıllarda şirket bilançoları üzerindeki enflasyonist etki de azalmıştır.
Yedek Akçe Ayrımı ile Kâr Payı Dağıtımı Arasındaki İlişki
ETK'nın 469. maddesinin birinci fıkrasında "Kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükmünce ayrılması gerekli diğer paralar safi kârdan ayrılmadıkça kâr payı dağıtılamaz." denilmekte idi.
TTK'nın 523. maddesinin birinci fıkrasında da "Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez." hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede, TTK'nın bu konudaki düzenlemesi ETK'dan alınmıştır. Buna karşılık, ETK hükmünde "kâr payı dağıtılamaz" denirken, TTK'da "dağıtılacak kâr payı belirlenemez" denilmiştir. Bu çerçevede, yıllık kârdan öncelikle kanuni yedek akçeler ile şirket esas sözleşmesinde öngörülmüş olan isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmalı, kâr dağıtımına bu ayrımlardan sonra gidilmelidir. Sermaye Piyasası Kanunu'nun m.19/f.2 hükmü uyarınca, halka açık sigorta ve reasürans şirketlerinde de, kanunen ayrılması gereken yedek akçeler ve esas sözleşmede pay sahipleri için belirlenen kâr payı ayrılmadıkça başka yedek akçe ayrılmasına, ertesi yıla kâr aktarılmasına ve intifa senedi sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine ve ortaklık çalışanlarına kârdan pay dağıtılmasına karar verilemeyeceği gibi, belirlenen kâr payı ödenmedikçe bu kişilere kârdan pay dağıtılamaz.
Özet ve Sonuç
Sigorta ve reasürans şirketlerinin, yıllık kârlarının %5'ini ödenmiş esas sermayelerinin %20'sini buluncaya kadar ayırmaları yasal bir zorunluluktur. Aksine davranış, örneğin yıllık kâra rağmen birinci ayrımın yapılmaması veya eksik yapılması Kanuna aykırılık oluşturur. Sigorta ve reasürans şirketi, iktisap ettiği kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda da yedek akçe ayırmak zorundadır. Bu yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler. Yasal olarak zorunlu tutulan bu yedek akçeler haricinde, sigorta ve reasürans şirketleri şirket esas sözleşmelerine hüküm koyarak ya da genel kurul kararı alarak isteğe bağlı yedek akçe de ayırabilirler.
Bu yönüyle, sigorta ve reasürans şirketleri, kuruluş esas sözleşmelerine hüküm koymak ya da sonradan esas sözleşme değişikliğine gitmek suretiyle, şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri yararına vakıf veya kooperatif kurabilir ve bunların devamı amacıyla yıllık kârdan yedek akçe ayırabilirler.
Yasada ve/veya şirket esas sözleşmesinde öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez. Yedek akçeler, şirket özkaynaklarının güçlendirilmesi ve sermayenin muhafazası açısından büyük öneme sahiptirler. Bu nedenle, sigorta ve reasürans şirketlerinin yönetim kurullarının kanuni yedek akçe ayrımına özen göstermeleri ve şirket açısından faydalı olacağını düşündükleri amaçlar için TTK'nın tanıdığı imkândan faydalanmak üzere şirket esas sözleşmesine isteğe bağlı yedek akçe ayrılması yönünde hüküm konulması amacıyla bir hazırlık yapıp konuyu genel kurulun, bir başka deyişle pay sahiplerinin onayına sunmaları menfaatlerine olacaktır.
Soner ALTAŞ
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi
*Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarına ait olup, çalıştığı Kurumu bağlamaz.