İçeriğe Atla
Millî Reasürans

TAKİP EDİN

17 dk okuma

Sigorta Şirketinde Genel Kurul Kararlarının Yokluğu, Geçersizliği, İptali ve Askıda  Hükümsüzlüğü

Sigorta şirketlerinde genel kurul kararlarının yokluk, butlan, iptal edilebilirlik ve askıda hükümsüzlük halleri, TTK çerçevesinde hukuki yaptırımları ve dava açma süreleriyle birlikte ele alınmaktadır.

SA

Soner Altaş

Yazan

Özet
Sigorta şirketinin genel kurulu tarafından alınan kararlar, hukuki sonuç doğuran irade beyanı olmaları dolayısıyla, hukuki işlem sayılırlar. Genel kurul kararları, bu özellikleri nedeniyle hükümsüzlük yaptırımına tabidirler. Hükümsüzlük, genel kurulca alınan kararın baştan itibaren yok ya da geçersiz olması veyahut mahkeme kararı ile iptal edilerek hüküm taşımamasıdır. Sigorta şirketinde genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, yokluk, butlan, iptal edilebilirlik ve askıda hükümsüzlük şeklinde dörtlü tasnife tabidir. Bu çalışmada, sigorta şirketinin genel kurulu tarafından alınan kararlarının hükümsüzlük halleri olan yokluk, geçersizlik, iptal ve askıda hükümsüzlük konuları ele alınmaktadır.
Anahtar Kelimeler: sigorta şirketi, genel kurul kararı, yokluk, butlan, iptal edilebilirlik, askıda hükümsüzlük.

1. Giriş

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca, Türkiye'de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olması şart olup, halihazırdaki sigorta şirketlerinin ağırlıklı kısmı anonim şirket olarak faaliyet göstermektedir. Bu yönüyle, anonim şirket statüsündeki sigorta şirketlerinde yasal olarak bulunması gereken organlardan birisi genel kurul diğeri ise yönetim kuruludur. Genel kurul, sigorta şirketinin ortaklarının katılımıyla oluşan ve yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görevden alınması, ibrası, kârın dağıtımı, esas sözleşmenin değiştirilmesi, sermayenin artırılması, şirketin finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun tasdiki gibi Kanunla sadece kendisine tanınmış olan konularda karar alan organdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu¹ (TTK²)'na göre, sigorta şirketlerinde genel kurul "olağan" ve "olağanüstü" olmak üzere iki şekilde toplanır. Olağan genel kurul toplantısının her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması gerekir. Olağanüstü genel kurul toplantısı ise gerektiği takdirde her zaman için yapılabilir.
Genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hâllerde karar alır. TTK, genel kurula ayrıca "esas sözleşmenin değiştirilmesi; yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları; Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin seçimi ile görevden alınması; finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil kullanılmasına dair kararların alınması; şirketin feshi; önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" konularında devredilemez birtakım görev ve yetkiler de bahşetmiştir.
TTK'nın 423'üncü maddesi uyarınca, sigorta şirketinin genel kurulu tarafından verilen kararlar, şirketin bütün pay sahipleri açısından bağlayıcı olur. Buna karşılık, bazı hallerde genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü gündeme gelir. Hukuki sonuç doğuran bir irade beyanı olması nedeniyle genel kurul kararı, bir hukuki işlem niteliğindedir³. Hükümsüzlük ise, hukuki işlem olan genel kurul kararının baştan itibaren yok veya geçersiz olması ya da mahkeme kararı ile iptal edilerek hüküm taşımamasıdır⁴. Türk Hukukunda hükümsüzlük halleri kısaca yokluk, geçersizlik ve iptal olarak düzenlenmişse de, genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri bakımından sayılan bu üç hale ilave olarak askıda hükümsüzlük hali de eklenmiştir. Bu durumda, sigorta şirketinin genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, yokluk, butlan, iptal edilebilirlik ve askıda hükümsüzlük şeklinde dörtlü bir tasnife tabidir. İşte bu çalışmada, sigorta şirketinin genel kurulu tarafından alınan kararlarının hükümsüzlük halleri olan yokluk, geçersizlik, iptal ve askıda hükümsüzlük konuları üzerinde durulacaktır.

2. Sigorta Şirketinin Genel Kurul Kararlarının Yokluğu

Yokluk, genel kurul kararının kurucu unsurlarının ve zorunlu şekil şartlarının yokluğu nedeniyle her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilen bir yaptırımdır. TTK'da genel kurul kararlarının geçersizliği düzenlendiği halde, yokluğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna rağmen, öğretide, genel kurul kararlarının yokluk yaptırımına tabi olduğu hususunda görüş birliği oluşmuştur.
Bu yönüyle, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti, yasada açık bir hüküm olmamasına rağmen, yokluk halinin tespiti davası ile ileri sürülebilir. Bu dava, herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve hakim tarafından da re'sen dikkate alınır. Sigorta şirketinin yönetim kurulu yok sayılan genel kurul kararlarını icra edemeyeceği gibi, bunların ticaret siciline tescili ve ilan ettirilmesi de mümkün değildir. Buna rağmen bir şekilde ticaret siciline tescil ve ilân edilmiş olsa dahi, tescil yok hükmündeki kararı ihya etmez, diğer bir deyişle, tescil, yok sayılan genel kurul kararına geçerlik kazandırmaz⁵.
Bazen yokluk ile butlan halleri karıştırılabilmektedir. Butlan ve yokluk ile malûl kararlar, sonuçta hukuken aynı anlamı, yani hükümsüzlüğü, geçersizliği ifade eder. Yargıtay kararlarında da genel kurul kararlarının yok veya hükümsüz olduğu görüşü kabul edilmektedir. Pulaşlı'ya göre, yok sayılan karar ile batıl (geçersiz) bir karar arasında hukuki sonuç bakımından hiçbir fark yoktur; hukuki açıdan her ikisinin de baştan itibaren hiçbir etkisi ve hükmü yoktur. Fark sadece teoriktir; yoklukla malûl genel kurul kararı "kurucu unsurları içermemesi" nedeniyle mevcut değildir; geçersiz genel kurul kararı ise, mevcut olmakla birlikte "geçerlilik unsurlarını içermemesinden" dolayı ölü doğmuştur⁶.
Bu nedenle TTK'da genel kurul kararlarının yokluk halleri ayrıca düzenlenmemiş olmasına rağmen kurucu unsurların ve zorunlu şekli şartların yokluğu halinde yokluk halinin tespiti davası her zaman açılabilir. Yokluk, genel kurul kararının hükümsüzlüğüne ilişkin en ağır yaptırımdır. Yokluk, genel kurul kararının kurucu unsurlarının olmaması halinde işlemin hiç doğmamış sayılmasıdır. Dolayısıyla, yok hükmündeki bir genel kurul kararının hukuki bir sonuç doğurması da mümkün değildir⁷.
Sigorta şirketinin genel kurul kararlarının yokluk haline örnek olarak;
  • Usulüne uygun davet ve buna uygun toplantı yapılmadan genel kurul kararı alınması (toplantı yapılmadan "elden dolaştırma usulü" veya "mektup" ile genel kurul kararı alınması gibi),
  • TTK'nın m.407/f.3 hükmü uyarınca genel kurul toplantısında Bakanlık temsilcisi bulundurulması gerekirken bulundurulmaması veya TTK'nın m.422/f.1 hükmüne göre Bakanlık temsilcisinin toplantı tutanaklarını imzalaması gerekirken imzalamaması,
  • Genel kurulun yasaya veya esas sözleşmeye göre yetkili olmayanlar tarafından çağrılıp karar alınması,
  • Şirket ortağı olmayan kişiler tarafından genel kurul kararı alınması,
  • Kanunda öngörülen asgari toplantı ve karar yeter sayılarına aykırı şekilde genel kurul kararı alınması (Örneğin, çağrısız genel kurul toplantılarında, tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, genel kurul hukuken yok ve alınan kararlar da yoklukla malul sayılır.⁸),
  • Sigortacılık Kanunu'nun 8'inci maddesine aykırı şekilde, Hazine Müsteşarlığı'nın uygun görüşünü almadan şirket esas sözleşmesinin bazı maddelerinin değiştirilmesinin kararlaştırılması,
gösterilebilir⁹.

3. Sigorta Şirketinin Genel Kurul Kararlarının Geçersizliği (Butlanı)

Sigorta şirketinin genel kurulu tarafından alınan kararlar, hukuki işlem olmaları nedeniyle, genel olarak Türk Borçlar Kanunu'ndaki (TBK) sözleşme serbestisi sınırlarına tabidirler. Türk Borçlar Kanunu'na göre butlan, bir hukuki işlemin, hukuk düzeni tarafından öngörülen geçerlilik şartlarını içermemesi nedeniyle başlangıçtan itibaren hüküm ve sonuç doğurmamasıdır. Geçersizlik halleri bir genel kural olan 6098 sayılı TBK'nun 27'nci maddesinde (818 sayılı eski Borçlar Kanunu'nun 19 ve 20 maddeleri) düzenlenmiştir. Buna göre, bir genel kurul kararı konusu bakımından, kamu düzenine, emredici hükümlere, ahlâk ve adaba, kişilik haklarına aykırı veya konusu bakımından imkânsız ise, geçersizdir. Bu durumda genel kurul kararı mevcut olmakla beraber, ölü doğmuştur. Diğer bir deyişle, genel kurul kararı şekil ve usul bakımından geçerli olmakla beraber, konusu itibariyle Borçlar Kanunu'nun 27'nci maddesi hükümlerine aykırı ise, geçersizdir, yani hukuken hiçbir hüküm ifade etmez¹⁰.
Bu durumda, yok hükmündeki genel kurul kararlarında olduğu gibi, geçersiz bir genel kurul kararına karşı da, TTK m.445'deki 3 aylık hak düşürücü süreye tâbi olmaksızın her zaman geçersizliğin tespiti davası açılabilir. Hakim, genel kurul kararının geçersiz olduğunu re'sen dikkate alır. Bu itibarla, teknik olarak geçersizliğin ileri sürülmesi bir def'i değil, itirazdır¹¹.
Genel olan bu düzenleme yanında, TTK'nın 447'nci maddesinde genel kurul kararlarının butlan halleri özel olarak düzenlenmiştir. Anılan maddede "genel kurulun, özellikle;
  • Paysahibinin, genel kurula katılma, asgarî oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,
  • Paysahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,
  • Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır."
hükmüne yer verilmiştir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği ilk yıllarda genel kurul kararlarının butlanının, bazı Yargıtay kararlarına göre hükümsüzlüğünün (geçersizliğinin) bir tespit davası ile ileri sürülüp sürülemeyeceği tartışmalıydı. Ancak, tartışma kısa sürede olumlu sonuca bağlanmış ve iptal edilebilir genel kurul kararları yanında bâtıl genel kurul kararlarının da varlığı öğretide görüş birliği halinde kabul edilmiştir. Yargıtay da bu ayrımı yerleşik içtihadı haline getirmiştir. Bu yönüyle, TTK'nın genel kurul kararlarının butlanına ilişkin söz konusu düzenlemesi, uzun yıllara dayanan Türk uygulamasını hükme bağlamış, özellikle butlan sebeplerini somut bir şekilde göstermiştir.
TTK'nın genel kurul kararlarının butlanına ilişkin 447'nci maddesi düzenlenirken, bâtıl genel kurul kararlarının sınırlı sayıda belirlemenin doğru olmayacağı göz önünde bulundurulmuştur. Bu nedenle, TTK'nın konuya ilişkin 447'nci maddesinde "özellikle" sözcüğü kullanılarak geçersiz genel kurul kararlarının sadece maddede belirtilen kararlardan ibaret olmadığı, yani maddenin sınırlı sayı niteliği taşımadığı ifade edilmiştir. Zira, sınırlı sayı belirlemede, bâtıl sayılabilecek birçok genel kurul kararı hükmün dışında kalabilirdi. Tüm butlan hallerinin ve sebeplerinin kanunda gösterilmesi veya tanımlanması ise imkânsızdır¹².
Böylece, TTK'nın 447'nci maddesinde genel kurul kararlarının butlanı üç grupta toplanmıştır. Birinci grup vazgeçilmez haklara, ikinci grup bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının ihlaline ilişkin olup üçüncü grup ihlaller de sigorta şirketinin temel yapısını bozan kararlar ve sermayenin korunmasını ihlal eden kararlar olarak ayrılmıştır¹³. Maddenin ilk iki bendinde sayılan haller, sadece mevcut ortakların değil, gelecekte ortak olabilecek "potansiyel ortakların" da menfaatlerini ihlal edecek nitelikte olduğundan butlana tabi tutulmuştur¹⁴.
Sigorta şirketinde butlan (geçersizlik) yaptırımına tâbi olacak;
a) Pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarının kullanımını engelleyen genel kurul kararlarına örnek olarak;
  • TTK'nın 414'üncü maddesine aykırı şekilde, toplantı öncesi asgari çağrı süresini iki haftadan daha aşağı bir süreye düşüren bir genel kurul kararı,
  • Genel kurulun hiçbir davet yapılmadan toplanmasını öngören genel kurul kararı,
  • Genel kurula katılmayı ve oy kullanmayı belli sayıda paya sahip olma veya sermayenin tamamının ödenmesi şartına bağlayan genel kurul kararı,
  • Pay sahiplerinin bilgi almalarını veya özel denetçi atanmasını talep haklarını kaldıran kararlar.
b) Sigorta şirketinin temel yapısına aykırı olan kararlara örnek olarak;
  • Tek borç ilkesine aykırı kararlar,
  • Sınırlı sorumluluk ilkesine aykırı kararlar,
  • Esas sermayenin belirli ve bölünmüş olması kuralına aykırı kararlar,
  • Sigorta şirketinin organlarının devredilmez hak ve yetkilerine aykırı düzenleme içeren kararlar,
  • Payların devredilebilirliği ilkesine aykırı kararlar.
c) Sermayenin korunması ilkesini ihlal eden genel kurul kararlarına örnek olarak;
  • İtibarî değerin altında pay ihracına izin verilen kararlar,
  • Yedek akçe dağıtımı yapılmadan kâr dağıtımı öngören kararlar,
  • Şirketin kasasından ödenmek üzere pay sahiplerine şirketten çıkma hakkı tanınmasına ilişkin kararlar,
  • Sigortacılık Kanunu'nun 19'uncu maddesine aykırı şekilde, sigorta şirketinin kendi borçları veya sigorta işlemlerinden doğanlar hariç olmak üzere personeli, ortakları, iştirakleri veya diğer kişi ve kurumlar lehine mal varlığını teminat olarak göstermesine, kefil olmasına ve kredi sağlamasına izin veren kararlar
verilebilir¹⁵.
Bâtıl olan genel kurul kararları baştan itibaren hüküm doğurmazlar ve sonradan sağlığa kavuşturulamazlar; mahkemece resen dikkate alınırlar; süreye bağlı olmaksızın bir tespit davasının konusunu da oluşturabilirler. Bu nedenle, söz konusu kararlar işlem güvenliği yönünden bir önemli sakıncayı içerirler. Şirketin bir kararının, kararın alınmasından yıllar sonra bile butlanının ileri sürülebilmesi tehlikesi ve tehdidi, şirket yönetiminde, ortaklarda, alacaklılarda ve sermaye piyasasındaki potansiyel yatırımcılarda büyük tedirginliğe sebep olabilir. Yıllar sonra butlanın mahkemece tespiti ise o kararın kurduğu birçok ilişkiyi çoğu kez geriye etkili olarak ortadan kaldırır. Bu sakıncası sebebiyle mahkemelerin geçersizlik kararlarını ayrıntılı ve çok yönlü değerlendirmeler sonucu sakınarak vermeleri yanında, kanun koyucunun da iptal edilebilirlik ile butlanın sınırlarını açıkça belirlemesi gerekir¹⁶.
Nitekim, Pulaşlı da, 447'nci maddede özel olarak sayılmış bulunan üç halin dışındaki emredici hükümlere aykırı olan her genel kurul kararının mutlak surette butlanla malul olduğunu söylemenin mümkün olmadığı görüşündedir. Bu hususta dikkat edilmesi gereken şey, emredici hükme aykırı olan genel kurul kararının niteliğinin tespit edilmesi ve ona uygun yaptırımın uygulanmasıdır. Örneğin, TTK'nın 410'uncu maddesi hükmünde, genel kurulun toplantıya çağrılması, toplantıya katılma ve gündemin ilanına ilişkin hükümler, emredici olarak düzenlenmesine rağmen, bunların ihlali halinde, butlan değil, iptal edilebilirlik hükmünün uygulanması gerekir (m. 445/1.b). Buna karşın, ortağın genel kurulda temsil edilmesine ilişkin hakkının TTK m.425/1 hükmü kapsamını aşacak şekilde esas sözleşme veya genel kurul kararı ile sınırlandırılması halinde, bu karar iptali kabil bir karar değil, batıldır, geçersizdir¹⁷. Sigorta şirketinin temel yapısına aykırı olan genel kurul kararları da aynı şekilde batıldır.
Örneğin, kanunda öngörülen istisnalar dışında (m.480/f.1) ortaklara ek yükümler yükleyen genel kurul kararları ile m.329 hükmüne aykırı olarak ortaklara şirkete karşı sınırsız sorumluluk yükleyen kararlar da, anonim şirketin temel yapısına aykırı olduğu için batıldır. Aynı şekilde, sermayenin korunması hakkındaki emredici hükümlere aykırı genel kurul kararları da batıldır. Örneğin, TTK'nın m.379 vd. hükümlerine aykırı olarak şirketin kendi hisselerini iktisap edeceğine veya rehin alacağına ilişkin genel kurul kararı veya esas sözleşme hükmü batıldır. Yine itibarî değerin altında hisse çıkarılacağına ilişkin genel kurul kararı ve esas sözleşme hükmü; m.358'deki paysahiplerinin şirkete borçlanma yasağına aykırı genel kurul kararı ve esas sözleşme düzenlemesi batıldır¹⁸.

4. Sigorta Şirketinde Genel Kurul Kararlarının İptali

Mülga 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu'nun sigorta şirketinde genel kurul kararlarının iptal edilmesine ilişkin 381'inci maddesinde; "Aşağıda yazılı kimseler, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açabilirler:
  1. Toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten veya reyini kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen yahut toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut umumi heyet toplantısına iştirake salahiyetli olmayan kimselerin karara iştirak etmiş bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;
  2. İdare meclisi;
  3. Kararların infazı idare meclisi azalarıyla murakıpların şahsi mesuliyetlerini mucip olduğu takdirde bunların her biri.
  • İptal davasının açılması keyfiyetiyle duruşmanın yapılacağı gün, idare heyeti tarafından usulen ilan olunur.
  • Birinci fıkrada yazılı üç aylık hak düşüren müddetin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde, davalar birleştirilerek görülür.
  • Mahkeme şirketin talebi üzerine şirketin muhtemel zararına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın mahiyet ve miktarını tayin mahkemeye aittir."
hükmü yer almakta idi.
Anılan madde hükmü, TTK'da iki maddeye konu edilerek aynen muhafaza edilmiştir. TTK'nın söz konusu 445 ve 446'ncı maddelerine göre;
a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,
kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.
Bu hüküm ışığında, sigorta şirketinin ortaklarına tanınan iptal davası açma hakkını ikili bir tasnife tabi tutabiliriz. Birincisi, toplantıya katılan ortaklara ilişkindir. Toplantıda hazır bulunan ortakların genel kurul kararı aleyhine iptal davası açabilmeleri için, genel kurul kararına "olumsuz oy vermiş olmaları" ve bu "muhalefetlerini toplantı tutanağına yazdırmaları" zorunludur (TTK, m.446/a). Yoksa, toplantıda hazır bulunmak tek başına iptal davası açma hakkı vermez. İptal davası açma hakkının ikincisi ise, genel kurul toplantısına katılsın veya katılmasın, bütün ortaklara tanınmıştır. Buna göre, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, her ortak "çağrının usulüne göre yapılmaması, gündemin gereği gibi ilân edilmemesi, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullanmaları ya da genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmemesi" durumunda, bu aykırılığın ya da aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek iptal davası açabilirler (TTK, m.446/b).
Yönetim kuruluna tanınan iptal davası açma hakkı ise, kurul olarak kullanılacak bir haktır. Bununla birlikte, Kanun, "genel kurul kararının yerine getirilmesinin kişisel sorumluluğuna sebebiyet vermesi durumunda", sigorta şirketinin yönetim kurulu üyelerinden her birinin de iptal davası açabilmesine imkan sağlamıştır. Burada, dikkat edilecek husus, genel kurul kararının ifasının yönetim kurulu üyesinin "kişisel sorumluluğunu" doğurup doğurmadığının ortaya konulmasıdır. Kişisel sorumluluk doğmuyor ise, yönetim kurulu üyesinin bireysel olarak iptal davası açma hakkından da bahsedilemeyecektir.
Bununla birlikte, uygulamada zaman zaman iptal edilebilirlik ile butlan hallerinin iç içe geçtiği görülmektedir. İptal edilebilir ve batıl genel kurul kararlarını birbirinden ayırt etmek hem oldukça zor, hem de iki yaptırım türü arasında önemli hüküm farklılığı bulunduğu için önemlidir. Zira butlan halini hukuki yararı bulunan herkes her zaman ileri sürebilirken, iptal edilebilirliği sadece kanunda belirtilen kimseler yine kanunda yer alan hak düşürücü süre içinde ileri sürebilirler. Bunlar dışında, iptali talep edilen kararlar ancak mahkemenin kesin hükmü ile geçmişe etkili olarak sonuç doğururken, batıl kararlar kendiliğinden en baştan itibaren geçersiz kararlardır. Öğretide, butlan yaptırımı ile iptal edilebilirliğin sınırlarını tespit amacıyla emredici hükümler arasında mahiyetlerine göre bir ayrım yapılmıştır. Bu ayrıma göre TTK'nda yer alan bazı hükümler mutlak emredici niteliktedir ve bu hükümlere aykırılık butlan yaptırımının uygulanmasına sebep olur. Genel kurulun varlığı için gerekli unsurlara, ortaklığın temel niteliklerine ve gelecekteki pay sahipleri ile ortaklık alacaklılarının menfaatlerinin korunmasına ilişkin hükümler emredici mahiyettedir. Mutlak emredici hükümlerin dışındaki hükümlerin ise ortakların özel çıkarlarını korumak için ihdas edildiği ve bu sebepten nispi emredici nitelikte oldukları kabul edilmektedir. Nispi emredici hükümlere aykırılığın sonucu ise genel kurul kararının iptal edilebilir olmasıdır¹⁹.
Örnek vermek gerekir ise, genel kurul toplantı ilanının süresini kısaltan bir genel kurul kararı müstakbel ortakların haklarını ihlal ettiği için mutlak butlan yaptırımına tabidir. Fakat bu ilan süresine uyulmadan toplanan bir genel kurulun almış olduğu emredici hükümlere aykırılık teşkil etmeyen kararlar, mevcut ortakların çıkarlarına sürenin ihlali nedeniyle aykırılık oluşturacağından iptal edilebilir kararlardır²⁰.
Bu nedenle, emredici hükümlere aykırılık halinde, aykırılığın somut olarak hangi emredici hükmü ihlal ettiğine bakılmalı ve duruma göre batıl veya iptal edilebilirlik müeyyidesi uygulanmalıdır²¹. Zira, öğretide, butlanın hukuk güvenliğiyle bağdaşmadığı yönünde haklı eleştiriler bulunmaktadır. Çünkü, söz konusu hükmün veya kararın batıl olduğunun mahkemece tespitine karar verilmesi halinde geçersizlik, kararın verildiği andan itibaren değil, baştan itibaren söz konusu olmakta ve esas sözleşme hükmüne veya genel kurul kararına dayanılarak yapılan tüm işlemleri geriye etkili olarak ortadan kaldırmaktadır. Böyle bir durum doğal olarak, sigorta şirketleri açısından kesinlik ve güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, iyi niyetli üçüncü kişilerin bu hükme dayanarak hak iktisaplarına halel vereceği için kabul edilmemektedir²². Oysa, Alman Hukuku'nda, genel kurul kararının sicile tescilinden itibaren üç yıl geçmekle, artık geçersizliği ileri sürülememektedir²³. Kanımızca, Türk Hukukunda da, özellikle TTK'da bu yönde bir hükme yer verilmesi, butlanın tespiti davası için belirli bir yıl bazında süre öngörülmesi, söz konusu belirsizliği giderebilecektir.

5. Sigorta Şirketinin Genel Kurul Kararlarının Askıda Hükümsüzlüğü

Askıda hükümsüzlük, genel kurul kararının kanunun öngördüğü unsurların eksikliği dolayısıyla başlangıçta hüküm ve sonuç doğurmaması, ancak unsurların tamamlanmasıyla hukuki sonuçlarını tam olarak meydana getirmesi olarak tanımlanmaktadır²⁴. Aslında hukuken geçerli olan bir genel kurul kararının tam anlamıyla hüküm doğurabilmesi için ayrıca ek bazı şartların gerçekleşmesine ihtiyaç var ise, askıda hükümsüzlük gündeme gelir. Ek şart gerçekleşir ise genel kurul kararı tamamen geçerli, gerçekleşmezse tamamen geçersiz olur²⁵.
TTK'nın bazı hükümlerinde askıda hükümsüzlük doğurabilecek haller düzenlenmiştir. Örneğin, TTK'nın m.454/f.1 hükmü uyarınca, genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine, yönetim kuruluna sermayenin artırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla yönetim kurulunun sermayenin artırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı ortakların haklarını ihlal edecek nitelikte ise, bu karar anılan imtiyazlı ortakların yapacakları özel bir toplantıda, aşağıdaki hükümler uyarınca, alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamaz. TTK'nın m.456/f.3 hükmü gereği de, sermaye artırımı, genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmışsa Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı izni geçersiz hâle gelir.
Yukarıda yer alan her iki örnekte aslında iç ilişkide kararların geçerliliği hususunda bir eksiklik bulunmamaktadır. Ancak ilk örnekte imtiyazlı pay sahiplerinin onayı olmadan, ikinci örnekte de karar tescil edilmeden dış ilişkide hüküm ifade etmemektedirler²⁶.
Askıda hükümsüzlük yaptırımı da butlan yaptırımı gibi, tespit davasına konu olabilir, hâkim tarafından resen dikkate alınabilir ve itiraz yolu ile ileri sürülebilir. Ancak, askıda hükümsüz işlemler batıl işlemlerden farklı olarak en baştan itibaren geçersiz sayılmazlar²⁷.

6. Özet ve Sonuç

Sigorta şirketinde genel kurul tarafından alınan kararlar, yokluk, butlan, iptal edilebilirlik ve askıda hükümsüzlük yaptırımlarına tabidir. Yokluk, genel kurul kararının kurucu unsurlarının ve zorunlu şekil şartlarının yokluğu nedeniyle her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilen bir yaptırımdır. Yokluk, genel kurul kararının hükümsüzlüğüne ilişkin en ağır yaptırımdır. Yok hükmündeki bir genel kurul kararının hukuki sonuç doğurması mümkün değildir. Sigorta şirketinin genel kurulunun, özellikle; ortağın genel kurula katılma, asgarî oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; ortağın bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; sigorta şirketinin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları ise butlan yaptırımına tabidir. Yokluk gibi butlan yaptırımına tabi olan genel kurul kararları da baştan itibaren hüküm doğurmazlar ve sonradan sağlığa kavuşturulamazlar.
Sigorta şirketinin kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası da açılabilir. İptal davası açabilecek olanlar şirket ortakları, yönetim kurulu ve kişisel sorumluluklarının doğması halinde yönetim kurulu üyelerinin her birisidir. Askıda hükümsüzlük ise, genel kurul kararının kanunun öngördüğü unsurların eksikliği dolayısıyla başlangıçta hüküm ve sonuç doğurmaması, ancak unsurların tamamlanmasıyla hukuki sonuçlarını tam olarak meydana getirmesidir. Anılan yaptırımlara muhatap olmamak için, sigorta şirketinin genel kurulu tarafından alınacak kararlarda ilgili kanunlara ve şirket esas sözleşmesine uygun hareket edilmesi gerekir.
Soner ALTAŞ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi
* Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarına ait olup, çalıştığı Kurumu bağlamaz.

PAYLAŞ

SA

Soner Altaş

Millî Reasürans uzman yazarı. Reasürans, risk yönetimi ve sektör trendleri hakkında içgörüler paylaşıyor.