Giriş
Sigorta, insanların yaşamları boyunca karşı karşıya kaldıkları riskleri en aza indirme ve bu risklerden kaynaklanabilecek zararları azaltma veya tamamen ortadan kaldırma arayışlarından doğan ve muhtemel her yeni risk olasılığı ile birlikte yeni alanlarda gelişmeye devam eden hukuksal ve ekonomik bir kurumdur.
Yüzyıllar boyunca insanlar pek çok riskle karşılaşmışlardır. Bu risklere karşı kendilerini korumak ve güvence altına almak için önceden önlem alma ihtiyacı hissetmişlerdir. Öngöremedikleri tehlikelere karşı korunma ve güvende olma istekleri sigorta kavramının doğmasına neden olmuştur.
Dünya geliştikçe, sosyal ve ekonomik ilişkiler karmaşıklaştıkça oluşması muhtemel riskler farklılaşarak artmaktadır. Artan bu risklere karşılık olarak sigorta sektörü de sürekli gelişmekte, her geçen gün teknolojik gelişmelere paralel yeni ürün ve hizmetler sunmaktadır. Riskler sonucu doğabilecek ekonomik kayıpların neler olabileceği hesaplanarak muhtemel kayıpların etkisini azaltmak ve bunların yaratacağı hasarları karşılayabilmek amacıyla sektör sürekli kendini geliştirmektedir.
Ticari ilişkilerin oldukça gelişmesi ve küreselleşmenin sınırları aşan hızı ve etkisi ile sigortacılık alanındaki hizmet ve ürünler çeşitlenmiş ve beraberinde sunulan hizmet ve satılan ürünlere ilişkin taraflar arasındaki uyuşmazlıklardaki artışlar kaçınılmaz hale gelmiştir.
Uyuşmazlıklar hem sayısal olarak artmış hem de daha teknik konuları içeren uzmanlığı gerektiren bir şekle bürünmüştür. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlıkların dava yolu ile çözümü gün geçtikçe yetersiz kalmaya başlamıştır. Geleneksel yöntem olan dava yolunda uyuşmazlıklar, mahkemelerin iş yükleri nedeniyle yargılamaların uzaması ve yargılamaların makul sürede gerçekleştirilememesi nedeniyle senelerce çözüme kavuşturulamamaktadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (SK) 30. Maddesi'nde 24 fıkradan oluşan düzenleme ile kurulan Sigorta Tahkim Komisyonu'na uyuşmazlık çözümüne yönelik başvurular 12/08/2009 tarihi itibariyle başlamış ve uyuşmazlıkların çözümünde yapılan bu yasal düzenleme ile yürürlüğe giren Sigorta Tahkim yolu ile uyuşmazlıkların tamamen tarafsız ve bağımsız hakemler yolu ile dört ay gibi kısa bir sürede, basit usullerle ve düşük bir maliyetle çözüme kavuşturulması ve böylelikle sigortalıların hak kayıpları önlenerek, sigorta şirketlerine karşı güvenin artırılması ve dolayısıyla sektörün gelişmesine katkıda bulunulması hedeflenmiştir.
Bu çalışmada Sigorta Tahkim Sistemi'nin yeri ve önemi, sistemde süreler ve kararlara ilişkin hususlar incelenerek, Sigorta Tahkim Sistemi'nin uyuşmazlıkların çözümü noktasında etkileri değerlendirilecektir.
1. Sigorta Sözleşmesi Kavramı ve Sigorta Uyuşmazlıkları
1.1. Sigorta Sözleşmesi
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.1401'e göre; "Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." (TTK md.1401) şeklinde tanımlanmıştır.¹
Bilgen'e göre; "Sigorta sözleşmesi, sigorta ettirenin, korunması gereken bir menfaatini, gelecekte gerçekleşme ihtimali bulunan bir tehlikeye ya da gelecekte gerçekleşmesi kesin olmakla birlikte ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen bir olaya karşı, bir miktar para karşılığında teminat altına almak amacıyla sigortacı ile yapmış olduğu iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir (Bilgen, 2017)."
Sigorta sözleşmeleri sigorta şirketi ve sigorta ettirenin karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanları ile kurulmaktadır (Dekak, 2019).
Sigorta sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir. Bu sözleşme ile sigortacı bir risk gerçekleştiğinde tazminat ödeme borcunu yani rizikoyu taşıma sorumluluğunu üstlenmişken, sigorta ettiren de prim ödeme borcunu üstlenmektedir (Atalay, 2019).
Sigorta sözleşmeleri hakkında asli kaynak olarak Türk Ticaret Kanunu'nun 6. Kitabı'ndaki hükümler, Türk Ticaret Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde ise ikinci temel kaynak olarak Sigortacılık Kanunu'ndaki hükümler, Sigortacılık Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nda yer alan ilgili hükümler uygulanmaktadır.
1.2. Sigorta Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Sigorta sözleşmeleri diğer tüm borçlar hukuku sözleşmeleri ile aynı nitelikte sözleşmelerdir ve bu sebeple sigorta sözleşmeleri de sözleşmelere ilişkin düzenlemeler ve kurallara tabidir. Dolayısıyla diğer sözleşmelerde olduğu gibi sigorta sözleşmesinin kurulabilmesi için tarafların birbirine uygun ve karşılıklı iradelerini beyan etmeleri yeterlidir. Sözleşmenin kurulmasına yönelik öneri kim tarafından yapılırsa yapılsın, sözleşmede bazı temel unsurların yer alması gerekmektedir.
Türk Borçlar Kanunu birinci maddesinin birinci fıkrasına göre, öneri ve kabul için herhangi bir şekil şartı öngörülmediğinden, öneri veya kabul yazılı şekilde yapılabileceği gibi sözle veya zımni irade beyanı ile de yapılabilmektedir.²
Türk Borçlar Kanunu'nun ikinci maddesine göre, tarafların irade açıklamalarının, sözleşmenin bütün esaslı unsurları üzerinde uyuşması sözleşmenin kurulmuş sayılması için yeterli sayılmaktadır (Türk Borçlar Kanunu, m. 2).³
Kanun metni ile de açıkça belirlendiği üzere bir sigorta sözleşmesinin kurulması ve tarafları bağlayıcı olması için sözleşmenin esaslı unsurları olan sigortalanabilir menfaat, risk, sigorta dönemi, sigorta bedeli ve prim miktarı konusunda tarafların tam olarak anlaşmaları gerekmektedir (Atalay, 2019). Tüm bu sayılan hususlarda anlaşma sağlandığı takdirde sigorta sözleşmesi kurulmuş olur. Sigorta genel şartları sigorta sözleşmelerinin ayrılmaz parçasıdır. Sigortacılık Kanunu m.11/1'e göre sigorta genel şartlarına ek olarak tarafların beraberce kararlaştırdıkları özel şartlar da sözleşmeye eklenebilmektedir. Taraflar arasında belirlenecek bu özel şartların müzakere edilmiş olması ve yine bu özel şartların kanunun emredici hükümlerine aykırı olmaması gerekmektedir.
Sigorta sözleşmesinde tarafların edimlerinin karşılıklı olması sebebiyle sigorta ettirenin prim ödeme yükümlülüğünün karşılığının sigortacının riski taşıma yükümlülüğü olduğu değerlendirilmektedir. Bu anlamda sigorta ettiren tarafından prim ödeme borcu yerine getirilmediği takdirde sigortacının rizikoya ilişkin bir tazminat ödeme borcu da doğmamaktadır. Sigorta ettirenin üstlendiği yükümlülüklerin karşısında ise sigortacının yükümlülükleri yer almaktadır. Sigortacı tarafından rizikonun gerçekleşmesinden önce ve rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta sözleşmesi ile üstlenilen yükümlülüklerini yerine getirilmemesi durumunda, sigorta ettirenin de ifayı talep hakkı bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun genel hükümlerine göre, tüm hukuki ilişkilerde tarafların iyi niyetli olmaları ve dürüstlük kurallarına bağlı olmaları kuraldır. Sigorta sözleşmelerinde de tüm sözleşmeler gibi öncelikle genel hükümler uygulandığından, objektif iyi niyet kuralları uygulanmaktadır. Sigorta sözleşmesinin tarafları, kendi istek ve rızaları ile sözleşme öncesi gerek primin gerekse rizikoya ilişkin teminatların tutarları ve özelliklerinin belirlenmesi için her türlü belge ve bilgiyi iyi niyet kuralları çerçevesinde karşı tarafın bilgisine sunmak ve karşı tarafı tüm hususlarda bilgilendirmek yükümlülüğü altındadır. Sigorta ettiren tarafından sigorta sözleşmesinin kurulması esnasında önemli olan bir konunun bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olması durumunda TTK. m.1439 uyarınca sigortacının sözleşmeden cayma hakkı bulunmaktadır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik kararlarına göre, "sigorta sözleşmesinde, taraflardan birinin iyi niyetten uzak, tarafların menfaatlerini zedeleyecek veya sigortadan haksız fayda elde etmeye yönelik davranışları ve işlemleri, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin, tek taraflı olarak sona erdirilmesine ya da sözleşmenin geçersizliğine sebep olur."⁴
1.3. Sigorta Uyuşmazlıkları
Sigorta sözleşmesinin tarafları arasında yaşanan bir olayda sigorta ettirenin uğradığı zararın telafisinin uzun sürmesi, sigortanın ona sağlayacağı faydaları engelleyebilecektir. Sigorta hukuku alanında yaşanan uyuşmazlıklar önceden öngörülebilir makul bir sürede çözüme kavuşmadığında hem sigorta ettirenin zararı tam olarak karşılanamayacak hem de sigortacılık sistemine karşı güven zedelenebilecektir. Dünyada, sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde alternatif çözüm yollarının yaygınlaşması ülkemizde de bu yönde yasal düzenleme yapılmasını gerektirmiştir. Bu nedenlerle 14.06.2007 tarihinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. Maddesi ile Sigorta Tahkim Komisyonu kurulması yönündeki yasal düzenleme hayata geçirilmiştir. 17.08.2007 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 26616 sayılı Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik (STİY) ile Sigortacılık Kanunu'nda öngörülen Sigorta Tahkim Sistemi'ne ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Adli yargıda her yıl açılan davalara ilişkin istatistikler incelendiğinde hakim başına düşen dosya sayısının her geçen gün arttığı, mahkemelere yansıyan uyuşmazlıkların sayısal olarak her geçen yıl artış göstermesi gerçeği karşısında alternatif uyuşmazlık sistemlerinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.
2. Sigorta Uyuşmazlıklarında Çözüm Yolları
Sigorta uyuşmazlıklarının çözüm yolları;
- Adli Yargı,
- Tüketici Yargısı,
- Tüketici Hakem Heyetleri,
- Tüketici Mahkemesi,
- Sigorta Tahkim Komisyonu,
- Milli-Milletlerarası Tahkim,
şeklinde sıralanabilir.
Türk hukukunda, dava yolu genel bir düzenlemedir. Bu çalışmada kısaca genel mahkemelerin özelliklerine değinilmekle yetinilecek esas olarak sigorta sözleşmeleri anlamında genel mahkemelerin yanında yer alan sigorta uyuşmazlıklarının özellikleri gereği, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30'uncu maddesi ile düzenlenen Sigorta Tahkim yargısı kapsamlı olarak incelenecektir.
2.1. Dava Yolu
Sigorta hukukundan doğan uyuşmazlıklar ve davalar, uyuşmazlığın kaynaklandığı sigorta hukuku ilişkisi bakımından veya işlemin nitelik ve sonuçları açısından farklı ayrımlara tabi tutulabilir. Bununla birlikte söz konusu davalara bir bütün olarak bakıldığında, bunların ortak veya benzer yönlerinin ağırlıkta olduğu görülmektedir. Bu itibarla sigorta uyuşmazlıklarının dava yoluyla çözüm sürecinde; mahkemenin görevi ve yetkisi, davanın hukuki niteliğine ilişkin hususlar ile özel dava şartları, davanın tarafları ve son olarak ispat ve delillerin tek tek ele alınması gerekmekle birlikte, bu kısımda çok detaya girilmeden sigorta davalarının ayırt edici özelliklerine kısaca işaret edilerek değerlendirmede bulunulmuştur.
2.1.1. Sigorta Davalarında Mahkemenin Görevi ve Yetkisi
Hukuk yargısının konusunu oluşturan bir davanın hangi mahkemede görüleceği ilk olarak görev ve yetki kuralları çerçevesinde belirlenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların, kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.⁵
Görev konusunda sigorta ettiren (veya sigortalı yahut lehtar) ile sigortacı arasındaki davalarda tarafların ve aralarındaki ilişkinin niteliği gereği kural olarak asliye ticaret mahkemesinin veya tüketici mahkemesinin görevli olduğu görülmektedir. Diğer yandan özellikle halefiyete dayalı rücu davalarında (TTK m. 1472, 1481) sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan ve ortaya çıkan zarardan sorumlu olan kişi ile sigortalı arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, görevli mahkemenin belirlenmesinde ayrıca dikkate alınmaktadır. Mahkemenin görevi, zarar gören üçüncü kişinin doğrudan sigortacıya başvurması bakımından (TTK m. 1478) da özellik arz eder. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve dava şartıdır.⁶
Mahkemelerin yetkisi HMK'nın 5'inci ve diğer maddelerinde düzenlenmiştir. HMK m.5 ile mahkemelerin yetkisinin, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu kanundaki hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.⁷ Sigorta hukukunu ilgilendiren diğer düzenlemelerde de yetkiye ilişkin çeşitli hükümler mevcuttur. Yetki, kural olarak kamu düzenine ilişkin (kesin) değildir. Ancak yetkiye ilişkin hükümlerde özellikle zayıf konumdaki tarafları korumaya ilişkin olarak, kesin yetki kuralını da içeren birtakım düzenlemeler de yer almaktadır. Bu koruyucu düzenlemeler; belli hallerde davanın nerede açılabileceğine ilişkin olabileceği gibi, yetki sözleşmesi konusunda da olabilir.
2.1.2. Sigorta Davası Bakımından Özel Dava Şartları
Sigorta uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalarda talep edilen hukuki koruma HMK m. 105 kapsamında bir eda davası niteliğindedir. Bununla birlikte uygulamada İcra İflas Kanunu (İİK) m. 72 kapsamında menfi tespit davası yoluna da başvurulduğu görülmektedir.
Dava şartları esas itibarıyla HMK m. 114 ve devamındaki hükümlerinde düzenlenmektedir.⁸ HMK m. 114-(1)'e göre dava şartları şu şekilde sayılmıştır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Dava şartlarının incelenmesinin nasıl olacağı HMK m.115'te düzenlenmiştir.⁹
Madde 115
- Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
- Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
- Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
Genel dava şartı niteliğindeki bu düzenlemeler tüm hukuk davaları bakımından uygulama alanı bulmaktadır. Öte yandan dava şartları sınırlı sayıda olmayıp özel kanun hükümlerinde yer alan çok sayıda özel dava şartı bulunmaktadır.
a. Dava Şartı Arabuluculuk
Sigorta hukuku kapsamında özel dava şartı olarak sigorta uyuşmazlığının TTK m. 5/A ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 73 hükümleri çerçevesinde arabuluculuğa tabi olmasını sayabiliriz (ayrıca bkz. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu - HUAK m.18/A). Dava şartı olarak öncelikle arabuluculuğa başvuru zorunlu olmakla, arabuluculuk yoluna başvurmaksızın dava açılmış olması, davacıya süre verilmeksizin o davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi sonucunu doğurmaktadır. Öte yandan uyuşmazlığın bir tüketici işleminden kaynaklanması ve miktar veya değerinin kanunda öngörülen parasal sınırın altında olması hâlinde tüketici hakem heyetine başvurulması zorunluluğu bulunmaktadır (Akipek Öcal vd., 2020).
b. Sigortacıya Başvuru Zorunluluğu
Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 97 hükmü uyarınca tüm sigorta sözleşmeleri için olmamakla birlikte yalnızca trafik sigortaları için geçerli olmak üzere (SK m. 30/13; TTK m. 1478), zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekliliği düzenlenmiştir. Sigorta kuruluşuna yapılan başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde sigorta kuruluşunun başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin ret cevabı verilmesi halinde, zarar gören dava yoluna gidebilmekte veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvuruda bulunabilmektedir.¹⁰ Bir dava şartının eksikliği, kural olarak, başkaca bir inceleme yapılmaksızın bu davanın usulden reddini gerektirmektedir. Bununla birlikte dava şartına yönelik eksikliğin giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için ilgilisine kesin süre verilmesi de mümkündür. Verilen süre içinde dava şartına ilişkin bu eksiklik giderilmemişse davanın usulden reddi kararı verilmektedir. (HMK m. 115/2)¹¹
3. Sigorta Tahkim Sistemi
3.1. Sigorta Tahkimi'nin Genel Özellikleri
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30'uncu maddesinde düzenlenen Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta ettiren ve sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraflar arasında sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, sigortacılık ve sigorta hukuku konularında uzman, sicile kayıtlı hakemler tarafından, basit usulle, kısa sürede, hukuka uygun ve adilane bir şekilde çözümlenmesi amaçlanmıştır. Sigorta tahkimin işleyişine ilişkin detaylar ile usul ve esaslar ise Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te düzenlenmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu'nun birincil nitelikteki amacı yargının yükünü hafifletmek olmakla beraber sigortalılar ve sigorta sektörü için vazgeçilmez bir uyuşmazlık çözüm kurumu olmuştur. Sigorta tahkim yargılaması ile bir taraftan genel yargının iş yükü hafifletilirken, bir taraftan da tüketicinin hak araması kolaylaştırılmaktadır. Öte yandan sigorta tahkim yargılaması, sigorta sektörüne olan güveni artırmakta, sektörün varlık nedeni olan risklere karşı korunma amacını gerçekleştirmesine olanak vermektedir.
Başvuru kolaylığı, başvuru maliyetlerinin düşük olması, uyuşmazlıkların kısa bir sürede çözüme kavuşturulması ve belirli miktara kadar olan kararların kesin olması sigorta tahkiminin sağladığı en temel avantajlardır ve bugüne kadar bu şekilde kurgulanmış ve işlerlik kazanmış bir sistem hukuk sistemimizde bulunmamaktadır. Sigorta tahkim uygulaması, kurumsal ve sektörel tahkimin ülkemizdeki ilk örneğidir ve genel olarak diğer sektörlere de model olabilecek çok başarılı bir uygulamadır. Hatta bankacılık ve diğer sektörlerde de bu yönde ciddi çalışmalar ve uygulamalar bulunmaktadır.
Sigorta alanında kurumsal nitelik taşıyan tahkim yargılaması, özellikle taraflardan birinin zayıf konumda olduğu uyuşmazlıklar bakımından hem yargılamaların kısa sürede tamamlanması hem de adil yargılanma hakkının tesisi açısından etkin bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olduğunu ispat etmiştir.
Sözleşme hukukunun konusu olması nedeniyle sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar temel olarak adli yargı sisteminde ele alınmakta ve adli yargıda çözümlenmektedir. Uzun zamandır öngörülmesine rağmen sigortacılık alanında kurulması düşünülen ihtisas mahkemelerinin kurulmaması, yargılama süreçlerinin adil yargılanma sürelerini aşar şekilde uzaması ve yargılama giderlerinin fazlalığı gibi etkenler, adli yargıda görülen uyuşmazlıklarda sigortalıların mağduriyetine neden olmaktadır.
Sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin yıllar içerisinde giderek artan sorunlar karşısında kanun koyucu birçok hukuk sisteminde var olan ve uygulanan, uyuşmazlıkların etkin, hızlı ve daha düşük maliyetle çözüme kavuşturulmasını hedefleyen alternatif çözüm yollarından birisi olarak tahkim uygulamasını Sigortacılık Kanunu kapsamında düzenlemeye kavuşturmuştur.
3.2. Sigorta Tahkime Başvuru
Sigorta Tahkimde taraflar arasında önceden bir tahkim sözleşmesi olmamakla birlikte, uyuşmazlığın ortaya çıkışıyla taraflar arasında tahkim sözleşmesi kendiliğinden vücut bulmaktadır (Karasu, 2016b). Tahkim anlaşması, sigorta kuruluşunun Tahkim Komisyonuna üye olmak suretiyle ilan etmiş olduğu icabın, uyuşmazlığın ortaya çıkmasından sonra tahkim komisyonuna yapılacak başvuru suretiyle kabulü ile oluşmaktadır (Karasu, 2016b).
Bu anlamda değerlendirildiğinde akdedilen sigorta sözleşmesinden kaynaklanan her türdeki uyuşmazlıklar değil, sadece başvuru sahibinin başvurusuna konu uyuşmazlıklar Komisyonun yargı yetkisi içerisinde sayılmaktadır (Karasu, 2016b). Bu nedenle sigorta tahkim yargılamasının kaynağı SK m. 30 hükmüne dayanmaktadır. Tahkim sistemine üye olmak isteyen sigorta kuruluşu, Komisyona üyelik iradesi ile birlikte taraf olduğu tüm sigorta sözleşmelerinden kaynaklı uyuşmazlıkların tahkim sistemi yoluyla çözümlenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Buna karşın sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayanların uyuşmazlığı mahkemeye, HMK hükümlerine tabi tahkime veya Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne götürme noktasında seçim hakkı saklı kalmaktadır. Sigorta tahkime üye olan kuruluşlarla uyuşmazlık yaşayan zarar görenler sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkime başvurma hakkına sahiptirler. Mevzuatımızda yapılan yasal düzenleme ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığın yaşandığı şirket sigorta tahkim sistemine üye olmasa bile zarara uğrayanlar sigorta tahkime başvurabilmektedirler.
Sigorta Tahkim Komisyonu 12.08.2009 tarihi itibariyle uyuşmazlık başvurularını almaktadır. Komisyona ilk başvurudan itibaren 31.12.2021'e kadar toplam 715.986 adet başvuruda bulunulmuştur.
2021 yılında hayat dışı branşlarda 293.744, hayat branşında 728 olmak üzere toplam 294.472 adet başvuru yapılmıştır. Söz konusu başvurulardan 262.531'i üye kuruluşlara karşı, 31.941'i üye olmayan kuruluşlara karşı yapılan başvurulardır.
2021 yılında tahkim sistemine üye şirket sayısı 48'dir. Bu üye kuruluşlardan 45 adeti sigorta şirketidir. Diğer 3 kuruluş ise; Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) ve Güvence Hesabıdır. Üye sigorta şirketlerinden 33 adedi hayat dışı branşlarda, 12 adedi ise hayat branşında faaliyet gösteren şirketlerdir.
Sigorta hakem listesine kayıtlı olup fiilen görev yapan (aktif) sigorta hakemi sayısı 31.12.2021 tarihi itibariyle 202'dir. Sigorta hakemlerinden 186'sı hayat dışı branşlardaki uyuşmazlıklarda, 16'sı hayat branşındaki uyuşmazlıkların çözümünde görev almıştır. 31.12.2021 tarihi itibariyle itiraz hakemi sayısının 50 olduğu belirlenmiştir.
2013 yılında, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30'uncu maddesinde 03.04.2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile itiraz hakemliği kurulmuştur.
Kanuna göre; sekiz bin Türk Lirası ve üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz yoluna başvuruda bulunulabilmektedir. İtiraz üzerine hakem kararının icrası durmaktadır. İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilmektedir.
Yüz yedi bin Türk Lirası'nın altındaki uyuşmazlıklar hakkında yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. Yüz yedi bin Türk Lirası'nın üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir.
2021 yılında Komisyon'a yapılan başvuruların, 2019 yılına göre %143,76 artış gösterdiği, 2020 yılına göre ise %128,48 bir artışla 294.472 adede yükseldiği görülmektedir. Komisyon'a 2021 yılında yapılan 294.472 başvurudan 293.744'ü (%99,75) hayat dışı branşlardan, 728'i (%0,25) hayat branşından oluşmaktadır.
Tablo-1: Yıllar ve Aylar Bazında Başvuru Adetleri
| YIL/DÖNEM | Ocak - Mart | Nisan - Haziran | Temmuz – Eylül | Ekim –Aralık | TOPLAM |
|---|---|---|---|---|---|
| 2021* | 63.611 | 62.414 | 70.035 | 98.414 | 294.474 |
| 2020 | 32.975 | 6.795 | 42.075 | 47.033 | 128.878 |
| 2019 | 27.237 | 29.447 | 30.960 | 33.160 | 120.804 |
| 2018 | 26.712 | 25.178 | 23.431 | 31.493 | 106.814 |
| 2017 | 19.118 | 21.179 | 19.669 | 24.490 | 84.456 |
| 2016 | 8.523 | 10.016 | 9.719 | 13.771 | 42.029 |
| 2015 | 5.046 | 6.175 | 6.815 | 8.003 | 26.039 |
| 2014 | 1.811 | 2.322 | 2.821 | 3.703 | 10.692 |
| 2013 | 1.039 | 945 | 1.089 | 1.249 | 4.322 |
| 2012 | 542 | 524 | 555 | 732 | 2.353 |
| 2011 | 457 | 461 | 454 | 485 | 1.857 |
| 2010 | 216 | 322 | 259 | 336 | 1.133 |
| 2009 | - | - | 9 | 128 | 137 |
| TOPLAM | 823.988 |
Sigortacılık ve Bireysel Emeklilik sektörlerine ilişkin düzenleme ve denetleme görev ve yetkileri, Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan alınarak Resmî Gazete'nin 18.10.2019 tarihli ve 30922 sayılı nüshasında yayımlanan 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (SEDDK) devredilmiştir. SEDDK, 2020 yılından itibaren faaliyetlerini yürütmektedir.
Komisyon sigortacılık alanında çok önemli bir misyonu ve vizyonu üstlenmektedir. Yapı itibariyle yeni olmakla birlikte kurumsallaşmasını neredeyse tamamlamıştır. Her kurumda olduğu gibi süreçten ve yeni gelişmelerden kaynaklanan eksikler de zamanla ve ortaya çıktıkça tamamlanmaktadır. Buna karşılık Komisyon'a bünyesindeki sigorta tahkim sisteminin kurumsal ve düzgün bir şekilde işlemesi ve sektöre sağladığı katkılar göz önüne alındığında kanun koyucunun beklentilerini fazlasıyla karşıladığı da yadsınamaz bir gerçektir.
Genel olarak ele aldığımızda, Sigorta Tahkim Komisyonu, sigortaya ilişkin tüm tarafların beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek kurumsal bir sistemdir. 2021 yılındaki veriler yorumlandığında Komisyona olan başvuruların hem sayısal hem de nitelik yönünden artış eğiliminde olduğu görülmektedir. Yine istatiksel veriler incelendiğinde, Komisyonun, sigorta tekniği gerektiren yüksek miktarlı sigorta uyuşmazlıkları bakımından da tercih edildiği anlaşılmaktadır.
2021 yılında Komisyon'a yapılan başvuru sayısında çok önemli bir artış gözlenmiştir. Bu artışın bir kısmını pandemi sürecindeki durmadan kaynaklanan uyuşmazlıkların yarattığı düşünülmektedir. 2021 yılı genel olarak değerlendirildiğinde Hakemler tarafından karar verilen dosya sayısı ile başvuruya konu uyuşmazlıklarda niteliksel artışlar da gözlenmiştir. Hakemlerce çözümlenen dosya sayısındaki artışa paralel olarak Komisyonun uyuşmazlık çözümü konusundaki işlevselliğine duyulan güven de artmakta, sigortacılık alanında Komisyon'un bir ihtisas kurumu olarak varlığına devam etmesinin hukukumuza kattığı değer akademisyenlerce de çalışmalarında dile getirilmektedir.
Sigorta Tahkim Komisyon'u internet sitesinde Komisyona yapılacak başvuruların taşıması gereken şartlara, başvuru için gereken belgelerin neler olduğuna ve başvuru sürecinde karşılaşılabilecek aşamalara açıklamalı ve ayrıntılı bir şekilde yer verildiği görülmektedir. Bunun yanında sigortacılık ve tahkim hukukuyla ilgili mevzuat kaynaklarına da internet sitesinden ulaşılabilmesi sağlanmaktadır. Başvuru sahipleri, başvurularının hangi aşamada olduğunu sistem tarafından tanımlanan başvuru numarası ile çevrimiçi olarak her zaman sorgulayabilmekte; başvuru süreci ile ilgili saydam bir şekilde bilgi alabilmektedir. Sigorta kuruluşları da Sigorta Bilgi Merkezi (SBM) portalı üzerinden kendilerine tanımlanan şifre ile, şirketlerine ait başvuruları istedikleri zaman sorgulayabilmekte ve dosyaya ait tüm süreçleri sistem üzerinden takip edebilmekte, yönetebilmektedirler.
Sigorta ve İtiraz hakemlerinin, SBM üzerinden ulaştıkları Hakem portal sistemi bulunmaktadır. Hakemler kararlarını hakem portal sistemi üzerinden elektronik imza yöntemiyle imzalayabilmekte ve diğer tüm süreçler bu portal üzerinden kontrol edilmektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği ile, Komisyon tarafından SBM sistemi yöntemi ile dosyalara random (rastgele) atanan bilirkişilere ait sicilin Komisyon bünyesinde tutulmasına yönelik yasal düzenleme yapılmıştır. Komisyon 15.01.2022 tarihinden itibaren başvuru ve itiraz başvurusunu sadece çevrimiçi platform üzerinden almaktadır.
16.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de 31811 sayılı "Sigortacılık Kanunu'nun 30'uncu Maddesinin On İkinci ve On Beşinci Fıkralarında Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ" yayınlanmıştır.
Belirtilen tebliğ ile Sigortacılık Kanunu'nun 30'uncu maddesinin on ikinci ve on beşinci fıkralarında değişiklik yapılarak hakem kararlarına karşı kanun yoluna başvurudaki parasal sınırlar artırılmıştır. Uyuşmazlık hakemi tarafından dava değeri sekiz bin Türk Lirası'nın altındaki uyuşmazlıklarda verilen kararların kesin olduğu, dava değeri sekiz bin Türk Lirası'nın üzerindeki kararlar için bir defaya mahsus karara itiraz edilebileceği, itiraz hakem heyeti tarafından verilen kararlar bakımından da dava değerinin yüz yedi bin Türk Lirası'nın altında olması halinde kararın kesinleşeceği, dava değerinin yüz yedi bin Türk lirasının üzerinde olduğu uyuşmazlıklarda temyiz kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Dava değeri yirmi dört bin Türk Lirası'nın üzerindeki uyuşmazlıklarda heyet teşekkülünün zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Tebliğ'de, tebliğin 01.05.2022 tarihinde yürürlüğe gireceği ve yürürlüğe girdikten sonraki tarihli uyuşmazlıklarda uygulanacağı düzenlenmiştir. Tebliğ ile yapılan parasal sınırlara ilişkin değişikliğe ve bu değişikliğin ne zamandan itibaren uygulanacağına dair düzenlemenin Sigortacılık Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sigortacılık Kanunu m.30/23'de; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır". Sigortacılık Kanunu m.30/12'de temyiz kanun yoluna başvuru bakımından "Temyize ilişkin usul ve esaslar hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır." şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Parasal Sınırların Artırılması" başlıklı Ek Madde 1'de; "(2) 200'üncü ve 201'inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341'inci, 362'nci ve 369'uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" denilmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 362'de istinaf başvurularına ilişkin düzenleme, m. 369'da ise temyiz başvurularına ilişkin düzenleme ve parasal sınırlar yer almaktadır.
Komisyona yapılacak başvurulara ilişkin başvuru ücretleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo-3: Başvuru Ücretleri — Sigorta Tahkim Komisyonu Başvuru Ücret Tarifesi
| Uyuşmazlığa Konu Miktar (TL) | Başvuru Ücreti (KDV Dahil) |
|---|---|
| 0 - 5.000 | 150 TL |
| 5.001 - 10.000 | 350 TL |
| 10.001 - 30.000 | 500 TL |
| 30.001 ve üzeri | Uyuşmazlık tutarının %1,5'u (En az 500 TL olmak üzere) |
Kaynak: http://www.sigortatahkim.org.tr
3.3. Hakem Kararlarına İlişkin Bazı Bilgiler
Komisyona 2021 yılında başvuruda bulunulan 194.651 adet uyuşmazlık dosyasında sigorta hakem kararı verilmiştir. Hakem kararlarında verilen hükümlerin sayısal adetleri ve hakem karar verilme süresine ilişkin veriler grafiklerde gösterilmektedir.
3.3.1. Hakem Kararlarının Verilen Hükümler Temelinde Dağılımı
Hakem kararları kabul, kısmen kabul ve ret şeklinde üçlü bir ayrıma tabi tutularak istatistiksel açıdan değerlendirilmiştir. 2021 yılında sigorta hakemlerince karara bağlanan 194.651 başvurunun sayısal ve oransal dağılımı, söz konusu üçlü dağılım esas alınarak, 2020 yılı ile karşılaştırmalı şekilde aşağıdaki gibi gösterilmiştir.
2020 Yılı:
- Kabul: 48.140 (%45,47)
- Ret: 30.965 (%29,25)
- Kısmi Kabul: 26.764 (%25,28)
2021 Yılı:
- Kabul: 113.284 (%58,20)
- Ret: 38.741 (%19,90)
- Kısmi Kabul: 42.626 (%21,90)
Grafiğin incelenmesinden, hakemlerce 2021 yılında tamamı kabul edilen başvuruların %58,20 oranında, kısmen kabul edilen başvuruların %21,90 oranında, reddedilen başvuruların ise %19,90 oranında olduğu, kabul edilen başvuruların kısmen kabul ve reddedilen başvurulardan fazla olduğu sonucuna varılmaktadır.
3.3.2. Hakem Kararlarının Hüküm Verilme Süresine Göre Dağılımı
Sigorta hakemleri tarafından 2020 ve 2021 yıllarında verilen kararların hüküm verilme süresine göre dağılımı aşağıda yer alan gibi gösterilmiştir.
2020 Yılı:
- 0-30 Gün: %9,86
- 31-60 Gün: %20,00
- 61-90 Gün: %23,96
- 91+ Gün: %46,18
2021 Yılı:
- 0-30 Gün: %19,84
- 31-60 Gün: %15,17
- 61-90 Gün: %17,29
- 91+ Gün: %47,70
Sigorta hakemleri tarafından uyuşmazlıkların ortalama hüküm verme süresi 2020 yılında 85 gün, 2021 yılında ise 87 gün olarak gerçekleşmiştir.
3.4. İtiraza İlişkin Bilgiler
2013 yılında, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30'uncu maddesinde 03.04.2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik ile itiraz hakemliği kurulmuştur.
İtiraz Başvuru Ücretleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo-4: İtiraz Başvuru Ücret Tarifesi — Sigorta Tahkim Komisyonu Başvuru Ücret Tarifesi
| Uyuşmazlığa Konu Miktar (TL) | Başvuru Ücreti (KDV Dahil) |
|---|---|
| 0 - 5.000 | 150 TL |
| 5.001 - 10.000 | 350 TL |
| 10.001 - 30.000 | 500 TL |
| 30.001 ve üzeri | Uyuşmazlık tutarının %1,5'u (En az 500 TL olmak üzere) |
3.4.1. Sigorta Hakemi Kararlarına Poliçe Temelinde İtiraz Edilme Oranı
2021 yılında verilen kararlara karşı yapılan itiraz başvurularının poliçe temelinde oransal dağılımı incelendiğinde en fazla itiraz başvurusunun, %94,88 ile Trafik branşında verilen kararlara karşı yapıldığı görülmektedir. Trafik poliçesi kaynaklı uyuşmazlıkları %3,37 ile Kasko poliçesinin izlediği görülmektedir.
3.4.2. İtirazların Uyuşmazlık Tutarı Bakımından Dağılımı
2021 yılında verilen kararlara karşı yapılan itiraz başvurularının uyuşmazlık tutarı bakımından oranları 2020 yılı ile karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, 5.000-15.000 TL arasındaki uyuşmazlıklardaki itiraz başvurularının %32,41'den %52,45'e yükseldiği, 15.001-40.000 TL arasındaki uyuşmazlıklardaki itiraz başvurularının %32,41'den %22,86'ya azaldığı, 40.001 ve üzeri uyuşmazlıklardaki itiraz başvuruları oranlarının %35,67 oranında kaldığı görülmektedir.
3.4.3. İtirazların İtiraz Eden Taraflar Bakımından Dağılımı
2020 yılında verilen kararlara karşı yapılan itiraz başvurularının %56,77'sinin sigorta kuruluşları tarafından, %33,10'unun sigortalılar ve diğer hak sahipleri tarafından, %10,13'ünün ise hem sigorta kuruluşları hem de sigortalılar tarafından yapıldığı görülmektedir. 2021 yılında verilen kararlara karşı yapılan itiraz başvurularının %63,41'nin sigorta kuruluşları tarafından, %25,62'sinin sigortalılar ve diğer hak sahipleri tarafından, %10,97'sinin ise hem sigorta kuruluşları hem de sigortalılar tarafından yapıldığı görülmektedir.
3.4.4. İtiraz Hakem Heyeti Kararlarının Verilen Hükümler Temelinde Dağılımı
Tablo-5: İtiraz Kararlarının Verilen Hüküm Temelinde Dağılımı
| 2020 | 2021 | |
|---|---|---|
| %14,25 | %10,07 | |
| İtiraz Red | %71,70 | %72,79 |
| %14,05 | %17,14 |
3.4.5. İtiraz Hakem Heyeti Kararlarının Hüküm Verilme Süresine Göre Dağılımı
2020 Yılı:
- 0-15 Gün: %5,94
- 16-30 Gün: %11,51
- 31-45 Gün: %13,23
- 46-60 Gün: %69,32
2021 Yılı:
- 0-15 Gün: %6,67
- 16-30 Gün: %16,86
- 31-45 Gün: %25,40
- 46-60 Gün: %51,06
İtiraz hakemlerinin itiraz başvurularını karara bağlama süresi 2020 yılında ortalama 56 gün, 2021 yılında 55 gün olarak gerçekleşmiştir.
Sonuç ve Öneriler
Ticari ilişkilerin oldukça gelişmesi ve küreselleşmenin sınırları aşan hızı ve etkisi ile sigortacılık alanındaki hizmet ve ürünler çeşitlenmiş ve beraberinde sunulan hizmet ve satılan ürünlere ilişkin taraflar arasındaki uyuşmazlıklardaki artışlar kaçınılmaz hale gelmiştir. Uyuşmazlıklar hem sayısal olarak artmış hem de daha teknik konuları içeren uzmanlığı gerektiren bir şekle bürünmüştür. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlıkların dava yolu ile çözümü gün geçtikçe yetersiz kalmaya başlamıştır. Geleneksel yöntem olan dava yolunda uyuşmazlıklar, mahkemelerin iş yükleri nedeniyle yargılamaların uzaması ve makul sürede gerçekleştirilememesi nedeniyle senelerce çözüme kavuşturulamamaktadır.
Türkiye'de 2021 yılında meydana gelen ve tespit edilerek istatistiklere yansımış trafik kazası sayısının 1.216.427 adet olduğu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'nun yaptığı kaza istatistik çalışma sonuçlarından görülmektedir. TÜİK kaza istatistiklerine göre 2021 yılında meydana gelen ölümlü kaza sayısı 2.032 adet, yaralanmalı kaza sayısı ise 185.492 adet olarak tespit edilmiştir. İstatiksel verilere göre 2021 yılında meydana gelen trafik kazalarında toplamda 276.935 kişinin yaralandığı anlaşılmaktadır.
Türkiye'de 2020 yılında bir önceki yıla göre trafikteki motorlu kara taşıtı sayısı %4,3 artarken, toplam kaza sayısı %15,8, ölümlü yaralanmalı kaza sayısı %14,1, maddi hasarlı kaza sayısı %16,1, toplam ölü sayısı %11,1, kaza yerindeki ölü sayısı %13,0, kaza sonrası ölü sayısı %9,5 ve yaralı sayısı %20,1 oranında azalmıştır.
Yukarıda yer alan rakamlardan açıkça görüleceği üzere trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve bedeni kayıplar ülkemizde Avrupa ülkeleri ile kıyaslanamayacak derecede yüksek orandadır.
Sigorta Tahkim Komisyonu da bu anlamda zarar görenlerin hem maddi hem de bedeni zararlarının kısa sürede giderilmesi ihtiyacına cevap vermektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu'nda başvurular başvuruya atanan hakem veya hakem heyetlerince incelenmekte, dosyalarda teknik inceleme gerektiği takdirde bilirkişi incelemesi yapılmakta ve uyuşmazlıklar kısa sürelerde hukuka uygun bir şekilde karara bağlanmaktadır. Hakemler sadece kendilerine tevdi olunan evrak üzerinden karar vermektedirler. Bununla birlikte dosyaların özelliğine göre duruşma yapılabildiği ve keşif talep edilebildiği, mahkemeden istinabe¹² ve benzeri yöntemlerle tanık ifadesi temin edilmesine yönelik ara kararlarla delillerin dosyaya kazandırılması yöntemlerinin de kullanılabildiği anlaşılmaktadır.
Taraflarca dosyanın hakeme tevdiinden sonra dosyada gerek bilirkişi raporu öncesinde gerekse bilirkişi raporu alınmasından sonra sulh yoluyla da anlaşma sağlanabilmekte, taraflarca uyuşmazlıklarda sulh olunduğu ve bu kapsamda feragate ilişkin talepler hakeme bildirildiğinde tarafların iradelerine uygun bir şekilde dosyalar karara bağlanmaktadır. Kanuni düzenlemeye göre uyuşmazlık hakemleri görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde, itiraz hakemleri ise en geç iki ay içinde kararlarını vermek zorundadır. Bu süre, dosyanın Komisyon tarafından hakeme havale edildiği tarihte başlamaktadır. Yasada belirtilen süreler azami süreler olduğundan, tahkim sisteminin etkin bir biçimde işlemesi için hakemlerin kararlarını uyuşmazlığın niteliği ve dosyanın içeriğinin elverdiği en kısa süre içinde vermeleri sistemin işleyişi açısından olmazsa olmaz niteliktedir.
Hakemler, Kanunda öngörülen süre içinde karar verilemeyeceğini öngördüklerinde, taraflardan yazılı olarak ek süre talep etme yoluyla uyuşmazlığı çözme yönünde hareket etmekte, taraflarca süre uzatılmasına muvafakat verilmemesi durumu ile karşılaşılması halinde ise dosyadan el çekme kararı verilerek dosyanın komisyona teslim edilmesi sonucu doğmaktadır. Taraflardan ek süre istenilmeden, süre yetersizliği sebebiyle dosyadan re'sen el çekilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Hakemler ve hakem heyetleri sigorta hukukunda uzman oldukları için, Komisyona yapılan başvurulara konu uyuşmazlığın çözümünde gerekli bilgi ve belgelerin neler olduğu ve bunların kimler tarafından temin edilebileceği gibi hususlarla zaman kaybetmeden sonuca ulaşılabilmektedir. Hakemlere tanınan dört aylık süre çoğu kez uyuşmazlıkların tamamen çözümünde yeterli olmakta, hatta uyuşmazlıkların niteliğine göre daha kısa sürelerde karara varılabilmekte; belli başlı dosyalarda, bedeni zararlara ilişkin uyuşmazlıklarda işin özelliği gereği ek süreye gereksinim duyulabilmektedir.
Buraya kadar kısaca değinilen konular üzerinden Sigorta Tahkim Sisteminin yararlarını ve sigorta uyuşmazlıklarındaki önemini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:
1- Uyuşmazlıkların çözüm süresinin daha kısa ve başvuru koşullarının belli olması
Sigorta Tahkimde uyuşmazlıklar genellikle dört ayda sonuca bağlanmakta; özellikli bazı dosyalarda tarafların muvafakatiyle ek süre gerekli olabilmekte ise de bu süreler dört aya eklenecek en fazla birkaç aylık ek süreler ile sınırlı kalmaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurulardaki uyuşmazlıkların büyük çoğunluğu sekiz bin Türk Lirası'nın altında olduğu için çoğu dosya bu aşamada kesinleşmektedir. Sekiz bin Türk Lirası'nın üzerindeki uyuşmazlıklarda bir defaya mahsus itiraz yoluna gidilebilmekte ve yapılan itirazlar üzerine uyuşmazlıklar iki ay gibi kısa bir sürede çözüme kavuşturulmaktadır.
2- Uyuşmazlıkların hızlı bir şekilde ele alınması, duruşmalara gerek olmadan yargılama yapılabilmesi
Yukarıda verilen istatistiklerden de görüleceği üzere hakemler kendilerine atanan uyuşmazlıkları atama tarihinden sonra vakit geçirmeksizin ele almakta, ön inceleme, ilk duruşma gibi usulü hukuki kurumlarla zaman kaybedilmeden dört aydan daha kısa sürelerde uyuşmazlıklar karara bağlanabilmektedir. Sigorta şirketleri ile uyuşmazlığa düşen başvuru sahipleri usul sorunları ile uzunca bir zaman kaybetmeden kısa sürelerde uyuşmazlıklarını hakem kararı ile çözüme kavuşturabilecekken mahkemelerde uyuşmazlıklarının ne kadar sürede karara bağlanacağını tahmin edemedikleri için süre ile belirli bir yargılama türü olan hakem yargılamasını süresi belirli olmayan belirsizliğe tercih etmektedirler.
3- Yargılama giderlerinin daha az olması nedeniyle hak arama oranını artırıcı etkisi
6100 sayılı HMK'da düzenlenen avans uygulaması ve yargılama sürecinde eklenebilecek diğer yargılama giderleri sebebiyle mahkemelerde dava açıp takip edebilmek yüksek masraflarla karşılaşılmasını gerektirmektedir. Mahkemece yaptırılacak keşifler, bilirkişi ücretleri, itirazlar üzerine birden fazla kez yapılabilecek bilirkişi ücretleri, tanık giderleri gibi uzun aralıklarla yapılan masraflar ve giderler, aleyhe kararlar sonucu doğabilecek vekalet ücretleri zarara uğrayan hak sahiplerini yargı yoluna başvurmaktan kaçınmaya itmekte, bireyler hak aramaktan vazgeçme yolunu tercih etmektedirler. Oysa sigorta şirketleri ile uyuşmazlık yaşayan bir zarar gören Sigorta Tahkime düşük başvuru ücretleri ile başvuruda bulunabilmekte olup bilirkişi ücret tarifesi ile tarifeye bağlı bilirkişi ücretleri ve başvurunun basit usullerle yürütülmesi ve yargılama süresinin belirli olması sebebiyle hak arama oranında artış şeklinde genel yargılamaya katkı sağlanmaktadır.
4- Uyuşmazlığı çözmekle görevli hakemlerin konularında uzman olmaları
Sigorta Tahkim Hakem Listesi'ne kaydolmuş hakemlerin sigorta alanında uzman kişiler olmaları uyuşmazlıklarla ilgili çözümü gereken belge ve bilgilerin nasıl ve nerelerden temin edileceğini bilmeleri, uyuşmazlıkla ilgisi olmayan hususlarla ilgili gereksiz araştırmalar yapılmasının önüne geçmekte, uyuşmazlıklarda doğru ara kararların alınması ve uyuşmazlıkların sağlıklı ve kısa sürede çözümlenmesini mümkün kılmaktadır.
5- Belirli bir parasal sınıra kadar hakem tarafından alınan kararların kesin olması ve herhangi bir onama gerek olmaksızın icra kabiliyetine sahip olması
İlgili bölümlerde detaylıca açıklandığı üzere sekiz bin Türk Lirası'nın altında kalan uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir ve taraflarca Hakem Kararları direkt olarak icra edilebilir. Başvuru sahipleri sekiz bin Türk Lirası ile yüz yedi bin Türk Lirası arasında uyuşmazlıklar hakkındaki hakem kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde İtiraz Hakem Heyetlerine başvuru yapabilmektedir. Yüz yedi bin Türk Lirası'na kadar olan Hakem Heyeti veya İtiraz Hakem Heyeti kararları kesindir; temyiz edilemez. Yüz yedi bin Türk Lirası'nın üzerindeki kararlar için temyiz başvurusu yapılabilir.
Sigorta Tahkimin kuruluşundan itibaren bugüne kadar alınan geri bildirimlerden yapılan değerlendirmelerden ve istatistiksel verilerden yola çıkarak tahkim başvurularının büyük bir oranda olumlu sonuçlandığı, tüm tarafları aynı oranda olmasa da büyük oranda memnun ettiği sonucuna varılmaktadır.
Sigorta Tahkim Sistemi ile meydana gelen uyuşmazlıkların makul bir sürede ve etkin bir şekilde sonuçlanması, mahkemelerin iş yükünü azalttığı gibi sigortalıların ve üçüncü kişilerin yaşadıkları zararların giderilmesinde ve eski hale kavuşturulmasında uzunca bir zaman beklemeye mahal verilmeksizin çözüm sağlamakta ve sigorta sektörüne olan güveni güçlendirerek aynı zamanda sektörün gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Sigorta uyuşmazlıklarının çözümünde Sigorta Tahkim Sistemi'nin oldukça önemli bir konumda olduğu, başvuran sayısının ve sonuçlanan dosya sayısının da gün geçtikte arttığı ve artmaya devam edeceği değerlendirilmektedir.
Av. Arb. Özlem TÜRKMENÖZÜ
Sigorta Hakemi
Doç. Dr. Özgür AKPINAR
Marmara Üniversitesi Finansal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi
Dipnotlar
¹ TTK m. 1401
² TBK, m. 1
³ TBK, m. 2
⁴ TTK m.1439
⁵ 6100 sayılı HMK, m.1
⁶ Bkz."…Mahkemece her ne kadar davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılmış ise de yukarıda yapılan açıklamalar ışığında tüketici mahkemesi sıfatıyla davanın görülmesi gerektiğinden ticaret mahkemesi sıfatıyla davanın görülmesi bozmayı gerektirmiştir…" Y. 17. HD, 8.12.2016, 12624/11308. Aynı şekilde Y. 17. HD, 20.11.2019, 4435/10888; 17. HD, 30.9.2019, 20042/8685 (LegalBank).
⁷ 6100 sayılı HMK m.5
⁸ HMK m.114
⁹ HMK m.115
¹⁰ 2918 Sayılı KTK m.97
¹¹ HMK m. 115/2
¹² İstinabe: Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.
Kaynakça
- Ali Cem BUDAK, Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Tahkim Hükümleri, Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, İstanbul, 2012, Sayfa: 101-112
- Cengiz Serhat KONURALP, Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul, 2011, Sayfa: 108-113
- Çelik Ahmet ÇELİK, Sigorta Anlaşmazlıklarında Tahkim Yolu, https://www.tazminathukuku.com/guncel-konular/sigortaanlasmazliklarinda-tahkim-yolu.htm (Erişim Tarihi: 09.05.2022)
- Ecehan YEŞİLOVA ARAS, Sigortacılık Tahkimi Sigorta Tahkim Usulü ve Ayırdedici Özellikleri, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. Özel, İstanbul, 2013, Sayfa: 275-379
- Ecehan YEŞİLOVA ARAS, Bilgehan YEŞİLOVA, Sigortacılıkta Tahkim Kararları ve Kanun Yolları (SK m. 30), Sigorta Hukuku Sempozyumları, 1. Baskı, İstanbul: On İki Levha Yayınları, 2018, Sayfa: 18-26
- Işıl ULAŞ, Sigortacılıkta Tahkim, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. XXIV, S. 2, Ankara, 2007, Sayfa: 97-101
- Mahmut BİLGEN, Sigorta Hukuku, 1.Baskı, Ankara: Adalet Yayınevi, 2017, Sayfa: 99-118
- Mehmet Tuğberk DEKAK, Sigorta Tahkiminde Yargılama Usulü, Başkent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019, Sayfa: 13-14
- Merve ATALAY, Türk Hukukunda Sigorta Sözleşmesi, KTO Karatay Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya, 2019, Sayfa: 20-22
- Rauf KARASU, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, 1.Baskı, Ankara: Yetkin Yayınları, 2016a, Sayfa: 43-56
- Rauf KARASU, Sigorta Tahkimi İle İlgili Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 26, Ankara, 2016b, Sayfa: 49-69