İçeriğe Atla
Millî Reasürans

TAKİP EDİN

23 dk okuma

Sigortalı Hasarlarda Kök Neden Analizi

Sigortalı hasarlarda kök neden analizi; hasar yönetimi, yakın sebep tespiti, Forensic bilimi, malzeme hasarlanma yöntemleri ve sorumluluk hukukundaki illiyet bağı kavramları çerçevesinde uzman, akademisyen ve hukuk perspektifinden ele alınmaktadır.

MN

Mustafa Nazlıer, Prof. Dr. Ahmet Türer, Prof. Dr. Bilgehan Ögel, Av. Fatih Deniz Alaeddinoğlu

Yazan

Giriş

Sigortacılıkta hasara konu olan olayların sebeplerini somut, objektif ve anlaşılabilir olarak ortaya koymak hasar yönetim sürecinin vazgeçilmez unsurudur. Bu çalışma süreci aşılmadan gerçekleşen hiçbir risk hukuk kuralı ile ilişkilendirilemez. Her olay bir hukuk kuralı ile başlar ve bir başka hukuk kuralı ile son bulur. Bu gerekçe ile hasar yönetim sürecinde ilk yapılacak çalışma, sözleşmeye konu olay ve sonuçlarının hangi hukuk kuralı ile başlayıp hangisi ile son bulacağını ortaya koymaktır. Hasarın kabulü sürecine geçebilmek için kök neden ve sonrasında sözleşme ile ilişkilendirilecek yakın sebep illiyet bağının somutlaştırılması gerekir. Bu çalışmalar gerçekleştirilmeden sürece geçilirse hasar dosyası eksik ve hatalı düzenlenmiş olacaktır.
Riskin gerçekleştiğini görerek sonuçlarını değerlendirip hasar ve kayıpların ekonomik maliyetini hesaplamak sadece sürecin son aşaması ve küçük bir parçasıdır. Riskin esaslı unsurlarını tespit etmeden sürece devam edilmesi, hak kayıpları, sebepsiz zenginleşme, rücu ve hasar giderme yöntemi dahil hiçbir ana unsurun dikkate alınmaması anlamı taşır.
Her olayda kök nedenin tespiti ancak konusunda uzman kişi ve kuruluşların gerçekleştireceği detaylı incelemeler ve bilimsel çalışmalar ile ortaya konulabilir. Sigorta sektörünün evrensel uygulamalarında karmaşık hasarların kök nedenlerini tespit edebilmek için farklı uzmanlık alanlarından faydalanılmaktadır. Gerçekleşen risklerin sebep ve sonuçlarını çözmek için uygulanan farklı deney ve yöntemler bulunmaktadır. Bu yöntemler ile olayların gerçek nedenleri tespit edilerek tüm taraflar için somut, objektif ve anlaşılabilir dayanaklar oluşturulabilmektedir. Bunun bir başka yolu da bulunmamaktadır.
Uzmanların tespit ettiği kök neden ile sigortacılar yakın sebep analizi de yaparak teminat kapsam analizinde ilerleyebilirler. Gerçekleşen riskin sebepleri tespit edilerek hasarın teminat kapsamındaki durumu açıkça ortaya koyulurken bu suretle rücu analizlerine de olanak tanınabilir. Bilimsel analizler ile delillendirilmiş her olay tüm taraflar için en değerli seçenektir. Hukuki açıdan da en doğru sonuç ancak ve ancak kök nedenin tespiti ile olanaklıdır. Bu sebeple, risk yönetimi başta olmak üzere hasar ve hukuk süreçlerinin sağlıklı ve doğru işleyişi amacıyla "Forensic Bilimi"¹ her geçen gün yaygınlığını ve etkinliğini arttırmaktadır.
Değişen teknoloji ve bilim hukuk kurallarının da işleyişini önemli ölçüde değiştirmektedir. Küreselleşme tüm alanlarda eşit ve benzer uygulamaları zorunlu kılarken, sigorta sektörü evrensel uygulamalarında da "Kök Neden Analizi"ni en önemli aşama olarak dikkate almaktadır.

¹ Forensic Bilimi: Adli bilişim, adli araştırma için veri olarak elde edilen delillerin toplanması, saklanması, derlenmesi ve analizi konusunda ilke ve standartlar oluşturan multi disipliner yapıda yeni bir bilim dalıdır.

1. Hasar Anatomisinde Kök Neden

Hasarın Anatomisi'nde en önemli aşama hasar kabul veya red kararı alabilmek için "Yakın Sebep Analizi" yapabilmektir. Poliçe kapsam analizi bakımından "Yakın Sebep Analizi" gerçekleşmeden hasar yönetim süreci sonlandırılamaz. Bu gerekçe ile mutlak olan bu aşama sürecin başı veya ortasında gerçekleşir. Aksi halde alınan her karar eksik veya hatalı olacaktır.
Tazminat doğuran durum, ortaya çıkan kayıp ve hasarlara yol açan ani, harici ve beklenmedik bir risk olma koşulu taşır. Gerçekleşme olasılığı ve koşulları öngörülemeyen riskler için teminat sağlanmaktadır. Bir hasar ve kayıp anında sigortacılık temel prensibini harekete geçirmek üzere gerçekleşen olay ve olayların "Risk" tanımına uyup uymadığı somut ve objektif biçimde ortaya konulmak zorundadır.
Risk, başlayan ve son bulan bir sürecin sonunda kayıp ve zarar kavramını yaratacaktır. Hasar ile tazminat kavramlarının da karıştırılmaması gerekir. Her risk bir hasar ile son bulabilir ancak her hasar ve risk bir tazminat ile sonuçlanmayabilir. Kavramlar arasında doğru karar almayı sağlayacak olan çalışma "Yakın Sebep Analizi" olacağından, bu çalışmaya başlamak için mutlaka yapılması gereken çalışma "Kök Neden Analizi"dir.
Meydana gelen olay veya olayların sebeplerini esaslı unsurlarıyla somut, objektif ve anlaşılabilir olarak ortaya koymak hasar yönetim sürecinin vazgeçilmez unsurudur. Bu çalışma süreci tamamlanmadan hiçbir risk bir hukuk kuralı ile ilişkilendirilemez. Her olay bir hukuk kuralı ile başlar ve bir başka hukuk kuralı ile son bulur. Bu gerekçe ile hasar yönetim sürecinde ilk yapılacak çalışma sözleşmeye konu olay ve sonuçlarının hangi hukuk kuralı ile başlayıp hangisi ile son bulacağını ortaya koymaktır.
Sigorta eksperi olarak ilk yapılacak ekspertiz çalışması bu aşamadır. Hasar kabul sürecine geçebilmek için kök neden ve sonrasında sözleşme ile ilişkilendirilecek yakın sebep illiyet bağının somutlaştırılması gerekir.
Sigortacılık faaliyetlerinin başlangıcında bu durum dikkate alınarak yapılandırmaya gidilmiştir. Sözleşmede taraflar arasında bir menfaat temsilcisi veya sahibi olmadan bağımsız ve tarafsız çalışacak uzlaştırıcı ve güvenilir bir aktör olarak konumlandırılan meslek "Sigorta Eksperliği"dir. Küresel olarak tüm sigortacılık faaliyetlerinde aynı amaç ile görev verilen sigorta eksperlerinin meslek tanımı da tam olarak budur.
"Sigorta Eksperi" (Loss Adjuster): Sigorta konularında bilirkişi, konusunda uzman, bilgi sahibi kişi olarak tanımlanır.
Gerçekleşen olay ve sonuçlarını sigorta sözleşmesiyle ilişkilendirme görevi oldukça önemli ve değerlidir. Bu çalışmanın önemi sebebiyle taraflarda bir hak kaybına yol açmamak üzere sigorta eksperinin kendi uzmanlığı dışında yer alan konularda doğru işi tam yapmasını teminen "Uzman Kullanma Yetkisi" yasa ile verilmiş yerleşik bir uygulamadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamındaki Sigorta Eksperleri Yönetmeliği 18'inci maddesi gerek duyulan düzenlemeyi aşağıdaki şekilde yapmıştır.

Uzmanlık Hizmetinden Yararlanma — Madde 18

1. Eksperler ihtiyaç duyulması halinde, konusunda kendisini kanıtlamış uzmanlardan yararlanabilir. Bu durumda eksperler, uzmanlar işe başlamadan önce onların kimliği ile uzmanlık konularını kendilerini görevlendiren tarafa yazılı olarak bildirir ve incelemelerinde uzmanları yanlarında bulundurur. Aksi halde, uzman vasfı ile tayin edilen bu kişilerin tespitleri geçerli sayılmaz ve raporda yer almaz. Bu kişilere verilecek ücret ekspertiz ücretine dahil edilemez.
2. Eksperleri tayin eden taraflar, ayrıca kendileri uzman tayin edebilir. Bu suretle tayin edilen uzmanların kimliği yazılı olarak eksperlere bildirilir. Bu uzmanların çalışma ve tespitleri bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilemez ve kendilerine yapılan ödeme ekspertiz ücretine dahil edilemez.
Yasa ve yönetmelikler sigorta eksperleri açısından doğru işi tam yapmayı sağlayacak içeriktedir. Bu sebeple sigorta eksperlerinden beklenen görev, tüm taraflar adına itirazı kabil olmayacak nitelikte, somut ve objektif veriler ile tüm tarafların uzlaşı ve mutabakatını yapmalarını sağlayacak çalışmaları gerçekleştirmektir.
Eksperler olarak "Yakın Sebep Analizi" için yaptığımız en önemli çalışma "Kök Neden Analizi"dir. Sigorta eksperinin uzman kullanma amacı iki sebepten öncelik taşır: "Kök Neden Analizi" dışında hasar giderme yöntemini belirlemek için de yaygın biçimde uzman kullanımı vardır.
Sigortacılık küresel olarak kabul gören, yerel uygulanan, ancak evrensel bir yapıda oluşturulan faaliyetler bütünüdür. Yerel yapılanması amir kanunlar ile gerçekleşse de, uygulamaların küresel ve evrensel oluşu yüksek nitelikli bir sektör yaratır. Özellikle hasar uygulamalarında reasürörler nezdinde kabul görecek bir nitelik oluşturmak önem taşır. Bunu sağlamanın en iyi yolu da bilim ve hukuktan geçer.

"Hiçbir şey apaçık ortada göründüğü kadar aldatıcı değildir…"

Herkesin görebildiği durum bir sonuçtur. Asıl olan bu sonucu yaratan sebepleri ortaya koymaktır. Yapışık riskler ve yapışık hasarlar bu durumu karmaşık hale getirirken hukuk nezdinde kabul görecek, tüm tarafların uzlaşı ile ikna olacağı küresel veya yerel ayrımına gerek olmayacak nitelikte bir sonuç yaratabilmenin tek koşulu "Kök Neden Analizi"ni gerçekleştirmektir.
Bu çalışma yapılmadığında tüm tarafların sürece dahil olarak yorum getirme hakkı engellenemez. Hasar anatomisinde en riskli ve en önemli çalışma alanı da budur. Doğru zaman ve yerde, gereği olan çalışmalar gerçekleştirilmediğinde hasar sürecinin yatay hale gelmesine, içine dahil olan tüm tarafların yorum getirmesi ile birlikte en iyi ihtimal ile sürecin uzamasına; sürecin sonunda ise isteyerek ve inanarak kabul edilemeyen sonuçlara katlanılmasına neden olur.
Örnek olarak; Elazığ depremi 6,8 Mw büyüklüğündedir. Gerçekleşen risk depremdir. Sonucunda ortaya çıkan farklı türde hasarlar vardır. Hasarın oluşma koşulunu belirleyen tek başına deprem değildir. Yapışık risk ve yapışık hasar bu aşamada ortaya çıkmaktadır. Yıkılan bina için gerçekleşen risk deprem olarak açıklandığında erken ve hatalı bir karar alınmış olacaktır. Tek gerekçe deprem olacak ise tüm binaların eşit hasar görmesi beklenir. Binanın yıkılması için "Kök Neden Analizi" yapıldığında; binanın kaçak yapı olduğu, bir imar planı ve projeye uygun imal edilmediği, ilim ve fen kuralları dışında inşa edildiği ve bunun sonucunda yıkıldığı somut hale getirilebilecektir. Binanın deprem sonucu yıkıldığı kararı ile inceleme sonucu alınacak karar arasında ciddi ve önemli farklar vardır. Hasar ve tazminat kavramı bu aşamada ortaya çıkmaktadır.
Bir başka örnekte ise; fore kazık makinesine ait bir kelybar aksamında oluşan gövde kırılması için operatör hatası, sert zeminde çalışma veya imalat hatası gibi gerekçelerle Makine Kırılması Poliçesi kapsamında işlem yapılacak iken, kırılan parça bir üniversitenin Metalürji Mühendisliği bölümünde laboratuvar analizleri ve/veya elektron mikroskobunda moleküler yapı analizi ile incelendiğinde;
  • Metalürjik yorulma
  • Aşınma-yıpranma sonuçları
çıkabileceği gibi, üreticiyi sorumlu tutabilecek ve ürün sorumluluk poliçesine yöneltecek
  • Hatalı imalat
  • Yanlış malzeme seçimi ve uygulaması ile karşılaşma
olasılığı ortaya çıkabilecektir.
Risk alınmadan bilim ile ilerleyerek gerçek sebepleri ortaya koymak her bakımdan önem taşır. Büyük sayılar kanunu işletilirken toplanan verilerin işlenmesiyle Risk Analizi ve Yönetimi ortaya çıkarılabilir. Yıllara yayılan istatistik ve analizler yasa ve ürün geliştirmede kullanılabilir. Rücu tespit ile sorumluluklar ve yarattığı diğer sosyal etkiler değerlendirilebilir. Eğitim ve uygulamalar, poliçe kapsam ve sigorta türleri dahil birçok etki alanı yaratır. Belli dönemleri kapsayan derlenmiş "Kök Neden Analizleri" her türlü yapılanmanın ana kaynağını da oluşturan en doğru ve önemli verilerdir.
Sigorta sektörüne güveni tesis edecek olan da bu ve benzeri çalışma yöntemleri olmalıdır. Aksi halde mutsuz tarafların sektör repütasyonunu zedelemesi kaçınılmazdır.
Özellikle sigorta sözleşmeleri için her olay bir hukuk kuralıyla başlayıp bir hukuk kuralı ile son bulacak ise, bu kuralın ne olduğunu ortaya koyacak çalışma olan "Kök Neden Analizi" için bilim adamları ve bilim dünyası gereğini fazlasıyla sağlayacak durumdadır. Bu koşullarda "Kök Neden Analizi" bir tercih olmamalıdır.
İçinde bilim ve hukuk olamayan her platform daha çok ve daha yüksek ses ile konuşan kitlelere dönüşmektedir. Bunu önlemek için, "En iyi iş biten iştir" düşüncesiyle sonuç odaklı aksiyonlar almak gerekir. Kaldı ki, hasar zamanla düz orantılıdır. Zaman arttıkça maliyet artacaktır. Bu durumda en iyi seçenek sonuçları öngörebilme koşullarını somutlaştırıp finale odaklanmaktır. Bu koşulu sağlayacak en iyi başlangıç "Kök Neden Analizi"dir.
Birçok konuda olduğu gibi bilim ve hukuk dünyasını evrensel uygulamalar ile eş zamanlı hayatımıza katan ülkemiz sigorta sektörünün bu konuda oldukça ileride olduğu, dünya sigorta pazarlarında da bu yönü ile kabul gördüğü bilinen bir gerçektir.
Eksper Mustafa NAZLIER

3. Sigorta Hasarlarında Bilimsel Çalışmaların Önemi Üzerine Bir Değerlendirme

Sigorta sektöründe herhangi bir yapının sigortalanması bir sözleşme ile gerçekleştirilmektedir. Sigortanın yapıyı hasarlara karşı koruma altına alması bazı kabul ve şartlara bağlıdır. Oluşan bir hasarın kök nedeninin araştırılması, oluşan hasarın hangi sebeplerden kaynaklandığının anlaşılması ve sigorta kapsamında olup olmadığının belirlenmesi açısından önemlidir. Sigortalanan koşullar dışında ihmal, kasıt, riskin hasar oluştuktan sonra sigortalanması ve sigorta kapsamında olmayan şartlar sebebiyle oluşan hasarlar sigorta tarafından ödenmemektedir. Sigortalı yapıda oluşan hasarların, ani/öngörülemeyen sebeplerle gelişmesi gerekmektedir. Örneğin doğal afet ya da yıldırım düşmesi vb. durumlarda sigortanın kapsamının ve ödeme şartlarının belirli koşullara bağlı olduğu, çoğu zaman sigortalanan yapı sahibi tarafından bilinmemekte, bazen de sigortadan para almak için sigortalı tarafından türlü kasıtlı, hileli faaliyetler gerçekleştirilebilmektedir. Bir hasar sonrasında, hasarı inceleyen eksperin tecrübesi ve zekâsı ile çoğunlukla normal dışı aktivite ve şartlar hissedilebilmekte, fakat kanıtlanması için bilimsel temellere dayanan danışman desteğine ihtiyaç duyulabilmektedir.
Üniversiteler ve konusunda uzman öğretim üyeleri, sigorta sektöründe karşılaşılması muhtemel ihmaller ve kasıtlı, yanlış yönlendirmeler (fraud) ile ilgili teknik destek alınması açısından faydalı ve işbirliğine açıktır. Konusunda bilgili ve tecrübeli akademisyenlerin bu tür hasarlarda, sigorta sektörü ve eksperlerle birlikte çalışmaları, aslında akademisyenlerin mesleki yeterliliğinin artmasında ve eğitim alanında daha yetkin ve iyi formasyona sahip mühendislerin yetiştirilmesinde de faydalıdır. Üniversite ortamında görmesi ve incelemesi pek mümkün olmayan çeşitli hasarları sahada inceleme fırsatı bulan akademisyenler, sıklıkla tekrarlanan sıradan hataları da, çok seyrek görülen sıra dışı ilginç hasarları da görme fırsatı elde ederler. Mühendislik öğrencilerine bu bilgilerin aktarılması sayesinde yeni mühendislerin benzer hataları tekrarlamalarının önüne geçilir ve hasarların azalmasına, vatandaşların can ve mal güvenliğinin artmasına, sigorta primlerinin düşmesine, dolayısıyla sigorta yaygınlığının artmasına ve sadece sigorta kapsamına uygun olarak beklenmeyen ve aniden gelişen gerçekten sigortalanan risklerin ödenmesine olanak sağlanır.
Sigorta sektörü ve akademisyenlerin bilimsel yaklaşımının başka bir olumlu yansıması ise hukuk alanında yaşanmaktadır. Özellikle büyük hasarlar sonrasında yürütülen kök neden araştırması, sahada yapılan dikkatli gözlemler, ölçümler, tasarım raporlarının bilimsel açıdan incelenmesi, alınan örnekler üzerinde laboratuvar testleri, ilave hesaplar, analizler, tespit edilen varsa işçilik, uygulama, kullanım hataları, vb. sayesinde hasarın oluşmasında etken sebepler ortaya çıkartılmaktadır. Bilimsel rapor sonuçlarına göre, eksper ve sigorta otoriteleri kararlarını yasa ve kurallar kapsamında güvenle verebilmekte, mahkemelerde sonuçlanan anlaşmazlıklar bilimsel verilere dayanılarak daha kolay ve hakkaniyetle çözülebilmektedir.
Mevcut çalışmalar geniş görüşlü eksperlerin inisiyatifi ile proje özelinde ilerlemektedir. Fakat kapsamlı ve bağımsız bir Forensic Laboratuvarı/Merkezi altında, her tür zorlu/karmaşık hasar dosyasında kök neden tespit edebilecek yetkinlikte akademisyenlerin bireysel ya da disiplinler arası ekipler olarak toplanabileceği, etkileşim içinde en doğru ve kesin sonuca ulaşabileceği laboratuvar altyapısı, araştırma görevlisi, teknik-idari destek kadrosu, ileri araştırma geliştirme, ölçüm/test cihazları vb. altyapının kurulması mümkün olacak, sigorta firması-akademisyen-eksper-hukuk sistemi-sigortalı bağlamında kazan-kazan ilişkisi oluşturulabilecektir. Hakkaniyetle ve hızla ödenen hasarlar, müşteri memnuniyetini arttıracak; hile ile ödetilmeye çalışılan "fraud" hasarlardan ayrıştırılarak kayıplar azaltılacaktır.
Hukuk mekanizmasında süreçlerin ilerlemesi ve sonuçlanması somut ve objektif verilerin ortaya konulması ile olanaklı hale gelebilir. Hukuk ile bilim bu bakımdan beraber ilerlemektedir. Her olayda tetikleyici unsur ve kök nedenin hukuk nezdinde kabul görmesi ile tamamen bu amaçlar doğrultusunda çalışılmasını sağlamak üzere Forensic bilimi küresel kabul görmüş bir seçenektir. Hukuk ve bilimin birbirine olan bağı bu bilim dalı ile somut hale gelmiştir. Forensic amaçlı çalışmaların yaygın biçimde Türk sigorta sektörü tarafından aktif kullanıldığı görülmektedir. Sigorta sektörü dışında da tüm alanlarda küresel bir akreditasyon ile güvenilir ve sağlıklı işleyişe ihtiyaç olduğundan, Forensic çalışmalarının bir istikrara kavuşturulması da gereklidir.
Ülkemizin öncü üniversitelerinden Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin (ODTÜ) Mühendislik Fakültesi altında İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı tarafından ilk Forensic Lab girişimleri yapılmıştır (https://src.metu.edu.tr/tr/forensic).
ODTÜ'de çok çeşitli mühendislik alanlarında akademisyen tecrübe ve bilgi birikimi bulunmakta olup, altyapı ihtiyaçları ve Forensic Lab çatısı altında ulusal ve uluslararası merkezi otorite oluşturmak için ilk adımlar atılmış durumdadır. Kullanıcı taraflar ile müşterek bir organizasyon sonrasında aktive edilmek üzere muhatapların önerileri beklenmektedir.
Kök neden araştırması ve hukuk sistemine destek verici Forensic Lab aktif hale geldiğinde, bu çalışmalara paralel olarak akademisyenlerin elinde bulunan bazı öncü teknolojiler, programlama, yapay zeka, big data, sensör teknolojileri, tahribatsız test teknikleri, geliştirilecek yeni icatlar vb. özel çözümler sayesinde özellikle risk analizi ve önleyici önlemler (yapısal sağlık izleme, yapısal durum değerlendirme, tablet uygulamaları, analiz, görüntüleme ve ölçüm sistemleri) alanlarında sektöre destek verilmesi, hasarların oluşmadan engellenmesi, kayıpların ve gereksiz hasar ödemelerinin önüne geçilmesi mümkün olacaktır.
Prof. Dr. Ahmet TÜRER ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı

3. Kök Neden Analizlerinde Malzeme Bilimi ve Uygulamaları Açısından Örnekler

Sigorta sektöründe yapılan hasar analizleri ve kök neden araştırmalarında, malzeme hasarları önemli bir yer tutmaktadır. Malzeme hasarları birçok farklı nedene bağlı olabilmektedir. Sigorta yetkililerinin hasar maliyetini/zararlarını doğru şekilde yönlendirebilmeleri için hasara neden olan kök nedenin kesin olarak bilinmesi önem taşımaktadır. Malzeme biliminin uyguladığı analiz yöntemleri ile hasar nedeni tartışmaya gerek kalmayacak biçimde ortaya konabilir. Diğer mühendislik alanları gibi, malzeme mühendisliğinin de sorunları çözmek için uyguladığı farklı deney ve yöntemler vardır.
Bu aşamada bir örnek ile başlamak yerinde olacaktır. Bir makine parçasının metal yorulması nedeni ile hasarlandığını düşünelim. Normal şartlarda, metal yorulması çok uzun süre çalışmış parçalarda görülür. Çevrimli yük altında çalışan parçanın yüzeyinde ilk aşamada kılcal çatlak oluşur. Yükleme sayısına bağlı olarak bu çatlak önce yavaş ilerler. Çatlak yeterince büyüdüğü ve geriye kalan kesit yükü çekemediği anda ani kırılma gerçekleşir ve parça hasarlanır. Ancak, metal yorulması farklı nedenlere bağlı olarak çok erken bir safhada da gerçekleşebilir. Örneğin, parçanın montajının kasıntılı olarak yapılması veya montaj sırasında parça yüzeyini çekiç vb. sert bir cismin çarparak zedelemesi, hatta düzensiz bir kaynak dikişi bile metal yorulmasının çok erken bir safhada başlamasına neden olacaktır. Benzer biçimde, yeterince titiz üretilmemiş ucuz çelik çok fazla metal-dışı kalıntı içerebilir ve erken bir aşamada metal yorulması nedeni ile hasarlanabilir. Örneklerde görüldüğü gibi, metal yorulmasının birçok farklı nedeni olabilir ve her durumun ayrı değerlendirilmesi gerekir. Sonuç olarak, malzeme bilimi hasar analizinde kendine özgü bilimsel yöntemler kullanarak hasarın kök nedeninin doğru tespit edilmesine önemli katkılar sağlayabilecektir. Analiz yöntemlerine geçmeden önce malzemelerin hasarlanma nedenlerine kısaca değinelim:

Malzeme Hasarlanma Nedenleri

1. İmalat aşamasından kaynaklanan hatalar
  • Üretim aşamasından kaynaklanan hatalar. Örnek olarak, sıvı çelik üretim aşamasında çeliğe çok fazla seramik parçacık (inkluzyon) karışabilir. Çeliğin içinde hidrojen çözünmüş olabilir. Dövme işleminde tane boyutu kontrol edilemeyebilir. Su verilerek kullanılması gereken bir alaşım çeliği, piyasadan alındığı gibi yani tavlanmış durumda kullanılabilir.
  • Malzeme seçimi aşamasında yapılan hatalar. Bu tür hasarlara örnek olarak çalışma ortam sıcaklığında gevrek davranan veya korozyona uğrayan bir alaşımın seçilmesi verilebilir.
  • Montaj hataları. Yukarıda örnek olarak verilen kasıntılı montaj ve yüzeye sert bir cismin çarpması çok sık rastlanan hatalardır. Kaynak işleminde yanlış kaynak elektrotu kullanılmış olabilir. Yanlış seçilen elektrot yüksek sıcaklıkta çalışan bir buhar borusunu birleştirmekte kullanıldı ise, 20 yıl ömür beklenen buhar borusu servise alındıktan sadece 2 yıl sonra patlayabilir.
2. Kullanım hataları
Operatör hatası, hatalı kimyasal ile temizlik işlemi, çatlayan bir komponenti yedek parça ile değiştirmek yerine kaynak vb. yöntem ile tamir ederek kullanmaya kalkışmak gibi hatalar.
3. Tasarım hataları
Hatalı alaşım seçimi, uygulama için seçilen çeliğin düşük sıcaklık davranışının dikkate alınmaması gibi hatalar.
4. Çevresel faktörler
Parçanın korozyona uğraması gibi sebepler.
5. Kullanım aşamasında ortaya çıkan hasarlar
Metal yorulması, yüksek sıcaklık sürünme hasarı gibi durumlar.
Yukarıda sıralanmış örnekler rastgele verilmemiştir. Tümü ODTÜ Metalürji ve Malzeme Müh. Bölümü Hasar Analiz Laboratuvarı'nda çözülmüş gerçek vakalardır.
Malzeme hasarlanma nedenini bulabilmek için malzeme biliminin uyguladığı farklı yöntemler vardır. Bu yöntemlerin aşağıdaki sıra ile uygulanması önemlidir. Aksi takdirde, hasara neden olan kök nedenin kanıtları kaybolabilir.

Hasar Analiz Yöntemleri

  • Hasarlanan parça ile ilgili bilgi toplama: Firma çalışanlarının hasar ile ilgili görüşleri, hasarlı parçanın üretildiği firma hakkında bilgiler, üretim parametreleri, teknik şartname gibi unsurların incelenmesi.
  • Kırık yüzeyin makro incelenmesi (çıplak göz ile): Metal yorulması çıplak göz incelemesi ile tespit edilebilir. Çatlağın nereden nereye doğru ilerlediği görülebilir. Metal yorulma dışında, ani olarak kırılan parça yüzeylerinde de farklı yöntemler kullanılarak çatlağın nereden başladığı ve hangi yöne doğru ilerlediği tespit edilebilir. Hasarın başlangıç noktasının bulunması kök nedeninin bulunmasını çok kolaylaştıracaktır. Diğer yandan, ısıl işlem görmüş bir parçanın ısıl işlem sırasında mı, yoksa kullanım sırasında mı çatladığı da farklı yöntemler ile tespit edilebilir. Bu tespit, malzeme hasarının hangi aşamada başladığına ışık tutacaktır.
  • Kırık yüzeyin mikro incelenmesi: Tarama elektron mikroskobunda (SEM) gerçekleştirilmelidir. Bu inceleme ile parçanın gevrek veya sünek kırıldığı anlaşılabilir. Sünek kırılma, genellikle malzemede bir sorun olmadığına, aşırı yükleme sonucu hasarlandığına işaret eder. Gevrek kırılma ise "gevrek-sünek" geçiş sıcaklığı sorunu veya "hidrojen gevrekliği" nedeni ile olabilir ve hangi hasar mekanizmasının etkili olduğu SEM ile tespit edilebilir. Görüldüğü gibi, kırık yüzeyler çok fazla kanıt içerdiği için dikkatli korunmalıdır. Hasarlanmış bir parçanın açık havada bırakılması ve yüzeyin oksitlenmesi çok sık görülen bir sorundur. Bir diğer sorun ise kırılmış cıvata parçalarının aynı plastik torbaya konularak kargoya verilmesidir. Yol boyunca birbirine çarpan cıvataların kırık yüzeyleri bozulmuş olacaktır. Bunlara ek olarak önlenemez insan içgüdüsü olan kırık parçaların bir araya getirilip birleştirilmesi de başlı başına bir sorundur. Sonuç ise kanıtların yok olmasıdır.
  • Kesit üzerinde içyapı incelemeleri: Alaşımların içyapıları metalografik yöntemlerle incelendiğinde çok önemli bilgilere ulaşılır. Metalografik inceleme sonunda parçanın döküm veya sıcak hadde ürünü olduğu anlaşılabilir. Gevrek kırılmanın önemli nedenlerinden olan iri tane boyutu da yine içyapı incelemesi ile tespit edilebilir. Başka bir örnek, çatlayan bir parçanın kaynak ile tamir edilmesidir. Taşlama ile kaynak bölgesi düzleştirilse bile içyapı incelemesi ile tamir edildiği anlaşılır. Yaşanmış bir örnek olarak, sorunun yedek parça olduğu bir bilirkişilik çalışması verilebilir: Bu örnekte yedek parça olarak satılan motor segmanının korsan mı yoksa orijinal mi olduğu araştırılmıştır. Orijinal olduğu kesin olan parçalar ve korsan olduğundan şüphelenilen parçalar kesilip incelendiğinde, içyapıların farklı olduğu görülmüş, segmanların korsan yedek parça olduğu ortaya çıkmıştır.
  • Çekme deneyi ve çentikli darbe tokluk deneyleri: Mekanik deneyler ile alaşımın akma, kopma ve yüzdesel uzama değerleri bulunarak, hasarlanan parçanın teknik şartnameye uygunluğu tespit edilebilir. Çentikli darbe tokluk deneyleri çelikler için çok önemlidir. Çelik, sıcaklığa bağlı olarak sünek veya gevrek davranış gösterir. Oda sıcaklığında yüksek darbe tokluğu veren bir çelik, -20°C sıcaklıkta cam gibi davranabilir.
Çeliğin cam gibi davranmaya başladığı sıcaklığa "sünek-gevrek geçiş sıcaklığı" adı verilir. Burada önem taşıyan unsur bir çeliğin kimyasal bileşimini sabitleyerek sünek-gevrek geçiş sıcaklığını kontrol edemeyecek olmamızdır. Sünek-gevrek geçiş sıcaklığı pek çok parametreye bağlıdır. Bu nedenle, çekme deneyine ek olarak -21°C sıcaklıkta bir çentikli darbe tokluk deneyinin yapılması önemlidir. Bir örnek verilmesi gerekirse; köprü inşaatında, tonlarca ağırlıktaki bir beton kiriş, "mapa" adı verilen ve dört köşeden halatlara bağlı aparatlar yardımı ile yerine konmaya çalışılmaktadır. Mapalardan birisinin kırılması ile beton kiriş aşağıya düşer ve (neyse ki içinde kimse olmayan) bir TIR'ın ağır biçimde hasarlanmasına neden olur. Mapa sıcak dövme ile üretilmiştir. Ancak yapılan metalografik incelemede dövme sonrası ısıl işlem uygulanmadığı ve içyapıda tanelerin çok iri kaldığı anlaşılmıştır. İri taneli yapıların sünek-gevrek geçiş sıcaklıkları da yüksek olduğundan mapa 20°C'ta çelik gibi değil cam gibi davranmıştır. İnşaat şirketinin vinç operatör hatası üzerinde durmasının nedeni ise sonra anlaşılmıştır. Operatör hatası olması durumunda hasarın sigorta kapsamı içinde yer alması söz konusu olacaktır ve şirket zararın bir an önce kapatılmasını istemektedir.

Karşılaştırmalı Çözüm

  • Bazı durumlarda, karşılaşılan hasarlar literatürde yer almayabilir veya hasarlanma sonrası kırık yüzey büyük zarar görmüş ve kanıtlar yok olmuş olabilir. Bu tür durumlarda karşılaştırmalı analiz veya simülasyon yapılması uygun olacaktır. Kırık yüzeyi hasar görmüş parça, çentik açılarak laboratuvar ortamında kırılır ve inceleme için taze bir kırık yüzey elde edilmiş olur. Bu yüzeyde sünek veya gevrek kırılma kanıtları aranır. Ancak, bu işlem hidrojen gevrekliğinde işe yaramaz, çünkü hidrojen gevrekliğinin görülebilmesi için yükleme hızı vb. belirli koşulların sağlanması gerekir. İlginç bir hasarın çözümlenmesinde kullanılan karşılaştırmalı analiz örneği aşağıda verilmiştir:

Bebek Kuvözleri

Bu bir metal-dışı malzeme örneğidir. Bir firma yerli olarak bebek kuvözleri üretmektedir. Kuvözlerin içindeki nem oranı ve sıcaklık elektronik olarak kontrol edilmektedir. Kuvözün ana kabini çok dayanıklı bir polimerden (plastik), enjeksiyon kalıplama yöntemi ile üretilmekte ve diğer parçalar ana kabine monte edilerek üretim tamamlanmaktadır. Bir hastaneye ihale ile 100'den fazla kuvöz teslim edilir. Ancak, 3 ay sonra kuvöz polimerinin en ufak bir darbe ile kırıldığı, hatta diğer odaya taşıma sırasında dahi çatlayabildiği şikâyeti gelir ve tüm kuvözler iade edilmek istenir. Kullanılan polimer, yurtdışından gelen ve tanınmış bir kimya firmasına ait bir üründür. Üretici firma, hastanede yaptığı ilk incelemede, kuvözlerin sterilizasyon amaçlı olarak bir kimyasal ile silindiğini tespit etmiştir. Polimer malzemelerin bazı kimyasallar ile tepkimeye girerek zayıflaması, çürümesi beklenebilir. Bu olasılık üzerine, ODTÜ Hasar Analiz Laboratuvarında bazı deneylerin yapılması istenmiştir. Deneme amaçlı olarak 2 adet kuvöz alınmış ve bir tanesinin yüzeyi her gün aynı kimyasal ile silinirken, diğerine herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Plastik enjeksiyon parametrelerinde de farklılıklar olabileceği düşünülerek aynı deney bir kabin ortadan ikiye bölünerek ve sadece bir yarısına kimyasal sürülerek tekrarlanmıştır. Belirli bir süre sonra her iki kabinden de mekanik test numuneleri çıkarılacak ve numuneler arasında mekanik özellikler açısından bir fark olup olmadığı incelenecektir. Deney sürmektedir.
Sonuç olarak, her konuda olduğu gibi hasar analizinde de bilimin ışığının kullanılması, gerçek kök nedenin bulunmasına önemli bir katkı sağlayacak ve ortaya konulan sonuçlar tüm taraflarca tartışmasız onaylanabilecektir.
Prof. Dr. Bilgehan ÖGEL ODTÜ Metalürji ve Malzeme Müh. Bölümü

4. Kök Neden Analizi ve Hukuk

4.1. Kök Neden Analizinin Sorumluluk Hukuku Bakımından İncelenmesi

Hukuk gerçeğin ortaya çıkarılmasını hedefler. Günümüz toplumunda bilimsel verilerden yararlanarak, zararın (hasarın) ortaya çıkış süreçlerinin açıklanması, gerçek sebep ve failin tespiti hem adalet duygusunun tatmini hem de ekonomik kayıpların telafisi için elzemdir.
"Kök Neden Analizi"ni hukuki çerçevede bir yere yerleştirmek için "İlliyet Bağı" kavramını incelemek gerekir. İlliyet bağı sebep sonuç ilişkisi demektir. Buna göre, zarar dediğimiz sonuç, buna sebep olan fiilden kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil faili ancak kendi fiilinin sonucu olan zararlardan sorumlu tutulabilir. Zarar, bu fiilden değil, başka sebeplerden kaynaklanıyorsa sorumluluk söz konusu olmayacaktır.
Bir zararın doğumuna çok değişik sebepler yol açabilir. Bunlardan hangisi ile zarar arasında sebep sonuç bağı kurulacak ve sorumlu kişi ya da kişiler saptanacaktır? İşte "Kök Neden Analizi" ile illiyet bağı kavramının kesiştiği nokta bu sorunun cevabında yatmaktadır. Zira "Kök Neden Analizi" yapılarak problemin altında yatan asıl nedenler tespit edildiğinde, kalıcı çözümler üretilerek problemin tekrarlanmasını önlemek mümkün olacaktır.
Tekrar sorunun cevabına dönersek, bu konuda iki teori vardır. Birinci teori olan şart teorisine göre, her zarar, bunun doğumu için zorunlu bulunan bütün fiillerle sebep sonuç bağı içindedir. Bu durumda, şart teorisi, zararla illiyet bağının oluşturulmasında belirsizliklere yol açabilecek niteliktedir. Zira, bir zararın doğumuna yol açabilecek çok uzak sebeplerden dahi sorumlu tutulma tehlikesi ortaya çıkabilecektir. İkinci teori olan uygun illiyet bağı teorisine göre, zarardan sorumlu tutulabilecek fiilin saptanmasında, yaşam deneyimlerine ve olayların akışına göre en uygun olanın araştırılması gerekir. Bir zarara sebebiyet veren birden fazla fiil varsa, bunlar arasında en uygun olanıyla illiyet bağı kurulmalı ve sorumluluk tespit edilmelidir. Türk Hukuku'nda öğreti ve yargı kararlarında baskın görüş, bu ikinci teoriden yanadır.
Yukarıdaki iki teori dışında, Alman Hukukçuları tarafından son yıllarda geliştirilmiş yeni bir kavram ise hukuka aykırılık bağıdır. Alman Federal Mahkemesi de birçok kararında bu kavramdan yararlanmıştır. Bu kavram, daha sonraları İsviçre hukukçuları tarafından da tanınmaya başlamıştır. Bu kavram, uygun illiyet bağı kavramının, sorumluluğun sınırlandırılması için yetersiz kalması nedeniyle ortaya atılmıştır.
Zira, uygun illiyet bağı kavramına göre, sorumluluğu doğuran olay veya davranış, olayların normal akışına ve yaşam deneyimlerine göre, zarar dediğimiz sonucu ortaya çıkarmaya elverişli ise failin sorumluluğu gündeme gelecektir. Uygun illiyet kavramını geliştiren yeni eğilimler karşısında, sebep ve sonuç ilişkisinin saptanmasında, sadece mantık kurallarıyla yetinilemez, bunun yanında ahlaki açıdan yapılacak değerlendirme de göz önünde tutulmalı; zararlı sonucu sorumluluğun dayandığı davranış veya olaya bağlamanın adalete uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
Uygun illiyet bağı araştırılırken, zarara yol açan olaylardan geriye doğru objektif bir gözle bakılmalıdır. Sorumluluğun tayini, zarara yol açan olaydan önceki şartların ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu durum ise, uygun illiyet bağı teorisini, şart teorisine yaklaştırmaktadır.
Bu ve benzer gerekçelerle hukuka aykırılık kavramının, aşağıdaki açılardan sorumluluğun tayininde daha elverişli bir kavram olduğu ileri sürülmektedir.
Korunması amaçlanan kişiler çevresini tayin bakımından; haksız fiil nedeniyle tazminat sorumluluğu, ancak, ihlal edilen kural (norm) veya sözleşmenin korumak istediği kişiler lehine doğabilir.
Korunmaya değer hukuksal varlıkların sınırlandırılması bakımından; tazminat sorumluluğu, sorumluluğun dayandığı kural veya sözleşmenin korumayı amaç edindiği hukuksal varlıkların ihlal edilmesi halinde gündeme gelebilir.
Korunma amacı dışında kalan ihlal biçimi, tehlikeler ve zararlı sonuçlar bakımından; haksız eylemle ihlal edilen normun koruma amacı dışında kalan davranışlar (ihlal biçimleri), tehlikeler ve bu amacı aşan kapsamda zararlı sonuçlar için sorumluluk söz konusu olmayacaktır.
Bütün bu açıklamalarımızdan, hukuka aykırılık bağı kavramının illiyet bağı kavramının yetersizliklerini ortadan kaldırma amacını taşıdığı, bazen sorumluluğu kurucu, bazen de sorumluluğu sınırlayıcı bir görev üstlendiği sonucu çıkmaktadır.
Failin fiiliyle, doğan zarar arasında sebep sonuç bağını kesen sebepler ortaya çıkabilir. Bu durumda doğan zarardan failin sorumlu tutulması mümkün değildir.
Borçlar Kanunumuz haksız fiil sorumluluklarında illiyet bağını kesen sebeplere ilişkin özel bir hüküm getirmemiştir. Buna karşılık, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda bu sebepler hükme bağlanmıştır (KTK md. 86). İlliyet bağını kesen üç genel sebep vardır. Bunlar mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru ve zarar görenin ağır kusurudur.
Konuyu sigorta hukuku özelinde ele aldığımızda ise, bir sigorta sözleşmesinin yapılabilmesi için gerekli olan temel kurallardan biri olan ve literatürde kabul görmüş sigorta genel prensibi "yakın sebep"e bakmak gerekir. Yakın sebep, bir hasarın meydana gelmesine neden olan en etkili ve hâkim sebeptir. İlk veya son sebep olabileceği gibi, her ikisi de olmayabilir. Yakın sebebi, diğer sebeplerden ayıran en önemli özellik, meydana gelen hasar ile arasında doğrudan bağlantı olması (Çuhacı, 2004: 226), başka bir deyişle hasarın oluşumuna etki ya da katkıda bulunmasının ötesinde tek başına belirleyici olmasıdır.
Bazı hasarların meydana gelmesine tek bir olay neden olabilmektedir ve bu olay, doğal olarak, hasarın yakın sebebidir. Ancak, bazı durumlarda hasarlar, zincirleme olayların sonucunda meydana gelebildiği gibi, birden fazla olayın katkısıyla da oluşabilmektedir. Böyle bir durumda, hasarın yakın sebebinin tespit edilmesinde zorluklarla karşılaşılabilir.
Sonuç olarak; sorumluluk ve sigorta hukukunda yapılacak "Kök Neden Analizi" çalışmalarında, problemlerin altında yatan asıl nedenlerin tespit edilebilmesi ve kalıcı çözümler üretilip problemlerin tekrarının önlenebilmesi, gerçek failin belirlenmesi, daha adil ve güven veren bir yapıya ulaşılmasına hizmet edecektir. Bu analiz, zararın ortaya çıkmasında etkili olan birden çok unsurun da rollerinin payı ve ağırlığının tespiti açısından hukuk uygulayıcılarına yol gösterici olacaktır.
Av. Fatih Deniz ALAEDDİNOĞLU Korman Hukuk Bürosu

Kaynakça

  • Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Prof. Dr. Ahmet M. KILIÇOĞLU, 16. Bası, Ankara 2012, s. 299-304.
  • Çuhacı, Y. K. (2004). Açıklamalı Sigorta ve Reasürans Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Ceyma Matbaacılık.
  • Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketler Birliği, https://www.tsb.org.tr/sigorta-tanimlari., Erişim Tarihi: 13.01.2020.
  • Sorumluluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi, Doç. Dr. Fikret EREN, Ankara, 1975, Sevinç Matbaası
  • Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Prof. Dr. Safa REİSOĞLU, İstanbul, 2012, Beta Yayınları
Sigorta Eksperi Mustafa NAZLIER Prof. Dr. Ahmet TÜRER — ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bilgehan ÖGEL — ODTÜ Metalürji ve Malzeme Müh. Böl. Av. Fatih Deniz ALAEDDİNOĞLU — Korman Hukuk Bürosu

PAYLAŞ

MN

Mustafa Nazlıer, Prof. Dr. Ahmet Türer, Prof. Dr. Bilgehan Ögel, Av. Fatih Deniz Alaeddinoğlu

Millî Reasürans uzman yazarı. Reasürans, risk yönetimi ve sektör trendleri hakkında içgörüler paylaşıyor.