Giriş
Bu makalenin amacı, Türkiye'deki deprem riski ve deprem sigortası kapsamına ilişkin genel bir görünüm vermek, deprem sigortası sisteminin daha etkin bir şekilde işletilebilmesi için politika önerileri sunmaktır. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'deki deprem riski, tarihsel süreçte yaşanan depremler ve bunların ekonomik etkileri üzerinden incelenecektir. İkinci bölümde Türkiye'deki deprem sigortası kapsamı ve sigortalılık oranlarına ilişkin bir görünüm sunulacaktır. Üçüncü bölümde zorunlu deprem sigortası sistemindeki yapısal ve pratik sorunlar ele alınacaktır. Dördüncü ve son bölümde ise bu sorunların giderilmesi amacıyla uygulanabilecek politika önerilerine yer verilecektir.
Türkiye yüksek deprem riskine sahip olmasına rağmen ülkedeki deprem sigortasının kapsayıcılığı sınırlıdır. Deprem riskine ilişkin teminat açığı, depremlerin neden olduğu ekonomik kayıpların büyük oranda kamu, özel sektör ve hane halkı tarafından karşılanmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda da ülkedeki milli servet erimekte, depremlerin ekonomik etkilerinin telafi edilmesi uzun zaman almaktadır. Bu noktada Türkiye'deki deprem riskini anlamak, depremlerin ekonomik etkilerini analiz etmek ve bu etkileri azaltmak için gerekli politikaları belirlemek oldukça önemlidir.
1. Türkiye'de Deprem Riski
Türkiye, dünyanın en aktif deprem bölgelerinden birinde yer almaktadır. Ülke nüfusunun %70'ini, sanayi tesislerinin ise %75'ini barındıran bölgeler yüksek deprem riski altındadır (Gurenko ve diğerleri, 2006). Türkiye'de tarih boyunca çok sayıda büyük deprem meydana gelmiş, bunlardan bazıları yüksek can ve mal kaybına sebep olmuştur.
Dünya üzerindeki en yıkıcı doğal afetlerin başında gelen depremler, tarih boyunca oldukça geniş bir coğrafyada maddi hasara ve can kaybına yol açmıştır. Bu bölgeler arasında yer alan Türkiye; Avrasya, Afrika ve Arap levhalarının etkisi altında olması nedeniyle depremselliği en yüksek ülkelerden birisidir (Gurenko ve diğerleri, 2006). Türkiye'de son yüzyıllık dönemde 111 maddi hasarlı deprem meydana gelmiş, son çeyrek asırda yaşanan 1999 İzmit ve Düzce, 2011 Van, 2020 Elâzığ, 2020 İzmir, 2023 Pazarcık ve Elbistan depremleri önemli can ve mal kayıplarına neden olmuştur (EM-Dat, 2023).
Türkiye'de meydana gelen depremler, sebep oldukları can ve mal kayıplarının yanında ülke ekonomisi üzerinde de kalıcı etkiler bırakmıştır. 1999 yılında yaşanan İzmit ve Düzce depremlerinin yol açtığı ekonomik kayıpların büyüklüğü 20 milyar ABD dolarını geçmiş, ülkenin 2000 yılındaki GSYİH'sinin %10'una ulaşmıştır. Ekonomik kayıpların yarısı depremin bina ve altyapılarda meydana getirdiği yıkım nedeniyle oluşmuş; diğer yarısı ise üretim kaybı, ihracat düşüşü, finansman maliyetlerindeki artış, ilave vergiler gibi dolaylı ekonomik etkiler nedeniyle ortaya çıkmıştır (Akgiray ve diğerleri, 2004). 2023 yılında meydana gelen Pazarcık ve Elbistan depremlerinin neden olduğu ekonomik kaybın büyüklüğü ise ilk tahminlere göre 34 ile 100 milyar ABD doları arasında olduğu değerlendirilmiştir (World Bank, 2023; Reuters, 2023). Depremler yalnızca binaları etkilememiş, bölgedeki iletişim altyapısı ve tedarik zinciri de kesintiye uğramıştır. Bunun sonucunda ekonomik aktivite durma noktasına gelmiş, ticari işletmeler geçici veya kalıcı şekilde kapanmak zorunda kalmıştır.
Tarihsel bir perspektiften bakıldığında, Türkiye'de ortalama 5-6 yılda bir yüksek can ve mal kaybına neden olan depremlerin yaşandığı görülmektedir. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana Türkiye'de meydana gelen depremler, ülkenin ekonomik kalkınmasını sekteye uğratmıştır. Özellikle 1939 Erzincan Deprem'i, henüz yeni kurulmuş olan ve İkinci Dünya Savaşı'nın olumsuz etkileri altındaki ülke ekonomisini derinden sarsmıştır. Deprem sonrasında şehir, fay hatlarının dışındaki bir bölgeye taşınmış, bu süreçle nüfusunun önemli bir kısmı başka vilayetlere göç etmiştir (Haçin, 2014).
1999 yılında Gölcük ve Düzce'de meydana gelen sırasıyla Mw=7,4 ve Mw=7,2 büyüklüğündeki depremler, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı en yıkıcı depremlerden olmuştur. Depremlerde, 20 bine yakın insan hayatını kaybetmiş, 49 bine yakın insan ise yaralanmıştır. Depremler 1,6 milyon kişiyi doğrudan etkilemiş, 650 binden fazla insan için kalıcı barınma ihtiyacı ortaya çıkmıştır (EM-Dat, 2023). Depremlerden kaynaklanan ekonomik kayıpların büyüklüğü ülke GSYİH'sinin %10'una ulaşmıştır. Ayrıca bu zararın yalnızca %5'i sigorta kapsamındadır (Akgiray ve diğerleri, 2004). Yaşanan ekonomik kaybın büyük bölümü kamu, özel sektör ve hane halkı tarafından karşılanmıştır.
2. Türkiye'de Deprem Sigortası
Türkiye'de nüfusun büyük çoğunluğunun yüksek deprem riski taşıyan bölgelerde yaşıyor olması, depremi süreklilik arz eden önemli sosyal ve ekonomik bir problem haline getirmiştir. 1999 Gölcük ve Düzce depremlerinden sonra Türkiye önemli bir maddi yükle karşı karşıya kalmıştır. Ülkede depremlerin ekonomik etkilerini telafi etmek amacıyla konut sahipleri için zorunlu deprem sigortası uygulaması başlatılmıştır (Bommer ve diğerleri, 2002).
Türkiye'de deprem kaynaklı ekonomik riskleri artıran bir diğer unsur ülkenin bina stokunun önemli bir kısmının depreme dayanımının yetersiz olmasıdır. Türkiye'de bina deprem yönetmeliği ilk defa 1947 yılında yürürlüğe konmuş, 2018 yılına kadar 7 defa revize edilmiştir (AFAD, 2023). Ülkede 2012 yılında kanun düzeyinde yapılan düzenleme ile kentsel dönüşüm politikası uygulanmaya başlanmıştır. Tüm bu çabalara rağmen depreme dayanıksız konutların yeniden inşası konusunda yeterli ilerleme kaydedilememiştir. TÜİK tarafından yayınlanan 2021 yılı Bina ve Konut Nitelikleri Araştırması'na göre Türkiye'deki konutların yalnızca %47'si 2001 sonrası inşa edilmiştir (TÜİK, 2022a). Türkiye'de deprem riskinin büyüklüğü ve depremlerin yol açabileceği potansiyel kayıplar dikkate alındığında, ülke geneline yaygın ve kapsayıcı bir deprem sigortasına olan ihtiyaç daha iyi anlaşılmaktadır.
Türkiye'de deprem riski açısından öne çıkan şehirlerden birisi de İstanbul'dur. Uzmanlar, İstanbul'da yakın gelecekte büyük bir deprem yaşanması ihtimalinin yüksek olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. Türkiye nüfusunun %25'ini barındıran ve GSYİH'sinin %40'ını üreten İstanbul'da meydana gelebilecek büyük bir depremin önemli düzeyde mal ve can kaybına yol açması beklenmektedir (Erdik ve diğerleri, 2004; Ansal ve diğerleri, 2009; Erdik & Durukal, 2008; Swiss Re, 2018). Boğaziçi Üniversitesi (2019) tarafından hazırlanan senaryo analizine göre Mw=7,5 büyüklüğünde bir depremde İstanbul'daki binaların %43'ünün hasar görebileceği, yaklaşık 200 bin binanın ise yıkılıp yeniden yapılmasının gerekebileceği ifade edilmiştir. Analizde, böylesi bir depremde ortalama 14 bin kişinin hayatını kaybedeceği, 39 bin kişinin yaralanacağı ve yaklaşık 2 milyon kişinin acil barınma ihtiyacı içinde olacağı tahmin edilmektedir. Swiss Re (2018) tarafından yapılan bir diğer tahminde İstanbul'da gerçekleşecek Mw=7,5 büyüklüğünde bir depremin 90 ile 120 milyar ABD dolarlık bir ekonomik kayba neden olabileceği belirtilmektedir. Yaşanan ekonomik kaybın yalnızca %25'inin sigorta kapsamında olacağı tahmin edilmektedir. Geriye kalan 67,5-90 milyar ABD dolarlık zarar, kamu, özel sektör ve hane halkı tarafından karşılanacaktır.
Türkiye'de 2023 yılında meydana gelen ve dünya tarihindeki en yıkıcı depremler arasında gösterilen Pazarcık ve Elbistan depremleri, 1999 Gölcük ve Düzce depremlerini bile gölgede bırakan bir yıkıma neden olmuştur. Depremin ardından geçen bir aylık sürede ölü sayısı 50 bine yaklaşmış, ağır hasarlı bina sayısı ise 227 bin olarak tespit edilmiştir (CNN Türk, 2023; Bloomberg HT, 2023). Depremlerin neden olduğu ekonomik kaybın boyutuyla ilgili yapılan tahminler 34 ile 100 milyar ABD doları arasında değişmektedir (World Bank, 2023; Reuters, 2023). Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde yer alan 11 şehri içine alan oldukça geniş bir coğrafyayı etkileyen depremler, binalardaki yıkımın ötesinde şehirlerin alt ve üst yapılarında da hasara neden olmuş; bölgedeki ticari ve ekonomik aktivite durma noktasına gelmiştir.
Bu amaçla kurulan ve ilk poliçesini Eylül 2000'de düzenleyen DASK'ın amaçları aşağıdaki gibi sıralanmıştır (DASK, 2003):
- Kentlerdeki konutlara makul bir prim karşılığında deprem sigortası teminatı sağlamak.
- Devletin ve ulusal ekonominin depremlerden kaynaklanan mali risklerini sınırlamak.
- Gelecekte yaşanabilecek deprem hasarlarını finanse etmek için uzun vadeli kaynak birikimini sağlamak.
- Toplumda sigorta bilincinin yerleşmesine katkıda bulunmak.
Zorunlu deprem sigortası ile depremin sigortalı konutta doğrudan neden olacağı zararlar ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, dev dalga (tsunami) veya yer kayması kaynaklı hasarlar teminat altına alınmaktadır. Enkaz kaldırma masrafları, kâr kaybı, iş durması gibi dolaylı zararlar, konut içindeki eşyalara ilişkin zararlar, ölüm dahil olmak üzere tüm bedeni zararlar ise teminat dışında bırakılmıştır. Öte yandan kamu binaları, köy nüfusuna kayıtlı binalar, ticari binalar, projesi bulunmayan, mevzuata aykırı şekilde üretilmiş veya tadil edilmiş binalar da zorunlu deprem sigortası kapsamına girmemektedir (DASK, 2023a).
Zorunlu deprem sigortası sigorta bedeli, Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı'nda yapı tarzına göre belirlenen metrekare inşa bedeli ile konutun brüt yüzölçümü çarpılarak hesaplanmaktadır. Her halükârda sigorta bedeli tarifede belirtilen üst limit ile sınırlıdır, bu tutar 2023 yılı için 640 bin TL olarak belirlenmiştir. Ayrıca hasar durumunda her bir hasar başına sigorta bedelinin %2'si kadar tenzili muafiyet uygulanmaktadır. Sigorta priminin belirlenmesinde konutun yapı özellikleri, sigorta bedeli ve bulunduğu bölgenin risk grubu dikkate alınmaktadır. Sigorta prim çarpanları bu koşullara göre %0,33 ile %4,14 arasında değişmektedir. Poliçe süresi sonunda yenilenen poliçelerde ise %20 indirim uygulanmaktadır. Zorunlu deprem sigortası kapsamına girmeyen ticari mülkler ve DASK teminat limitleri üzerinde kalan sigorta bedelleri için sigorta şirketleri aracılığıyla isteğe bağlı sigorta yaptırılabilmektedir (DASK, 2023b).
Türkiye'de belediye sınırları içindeki konutlar için deprem sigortası yaptırılması zorunlu olmakla birlikte uygulamada bu şart kısmen yerine getirilebilmektedir. Kamu otoritesi, konut kredisi kullanımı, tapu işlemleri, konut elektrik-su aboneliği gibi işlemlerde zorunlu deprem sigortası ibrazını mecburi hale getirmiş olsa da poliçelerin devamlılığıyla ilgili bir kontrol bulunmamaktadır (OECD, 2018). 2023 Mart itibarıyla uygulama kapsamına giren konutların %58'i sigortalıdır (DASK, 2023c). Bu oran Türkiye'de deprem sigortası alanında önemli bir teminat açığı olduğuna işaret etmektedir. Diğer yandan DASK öncesi dönemde sigortalılık oranının %5 olduğu göz önüne alındığında, aradan geçen 23 yılda zorunlu deprem sigortasının kapsayıcılığı konusunda önemli bir aşama kaydedildiği anlaşılmaktadır (OECD, 2018).
Bu bilgiler ışığında Türkiye'deki DASK ve zorunlu deprem sigortası uygulamasının, özellikle benzer ülkelerle kıyaslandığında etkili bir şekilde yapılandırıldığını ve sigorta kapsayıcılığı konusunda başarılı bir performans sergilediğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte Türkiye'deki deprem sigorta teminat açığını daha doğru anlayabilmek ve sistemin gelişim alanlarını belirleyebilmek için bir dizi yapısal analize ihtiyacımız vardır.
Tablo 2'de dünya genelinde depremselliğin yüksek olduğu seçili ülkelerdeki deprem sigortası uygulamalarının kapsamına yer verilmiştir. Türkiye bu ülkeler arasında konutlar için deprem sigortasının zorunlu olduğu iki ülkeden birisidir. Bu ülkelerden diğeri olan Yeni Zelanda deprem sigortasını hem konutlar hem de işyerleri için zorunlu kılmıştır. Bunun sonucunda ülkedeki sigortalılık oranı mukayese edilen diğer ülkelerden açık ara daha yüksektir. Türkiye gibi yüksek deprem riski ile karşı karşıya olan Japonya ve Çin'de ise deprem sigortasının zorunlu olarak uygulanmıyor olması ve sigortalılık oranlarının nispeten düşük olması özellikle dikkat çekicidir. İtalya ve Meksika ise seçili ülkeler arasında deprem teminat açığının en yüksek olduğu ülkelerdir.
3. Zorunlu Deprem Sigortası Uygulamasında Karşılaşılan Sorunlar
3.1. Sigorta Kapsamına İlişkin Sorunlar
Türkiye'de deprem sigortasının artan önemine rağmen, ülke geneline yaygın bir sigorta güvencesi sağlanmasının önünde birtakım engeller vardır. Bunların bazıları zorunlu deprem sigortası sisteminin çalışma prensiplerinden, bazıları ise uygulamada karşılaşılan güçlüklerden kaynaklanmaktadır.
Türkiye'de zorunlu deprem sigortası yalnızca belediye sınırlarındaki meskenleri kapsamaktadır. Köylere bağlı olan konutlar, ayrıca ilgili mevzuata aykırı şekilde üretilmiş veya tadil edilmiş binalar sigorta kapsamı dışındadır. Bu durum Türkiye'deki konut stokunun önemli bir kısmının sigorta kapsamı dışında kalmasına neden olmaktadır. TÜİK'in 2021 yılı verilerine göre Türkiye'de ulusal adres veri tabanına kayıtlı yaklaşık 40 milyon konut bulunmaktadır. DASK tarafından açıklanan sigortalanabilir konut sayısı ise 20 milyon civarındadır. Mevcut konut adedi ile sigorta kapsamına giren konut sayısı arasındaki bu fark özellikle kırsal nüfusun yoğun olduğu şehirlerde daha belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. Örneğin 2023 Pazarcık ve Elbistan depremlerinin en fazla etkilediği şehirlerden olan Kahramanmaraş'ta TÜİK konut sayısı 490 bin iken DASK kapsamındaki konut sayısı 210 bin adettir (TÜİK, 2022b; DASK, 2023c).
Bilginin toplanma yöntemi ve güncelliği açısından her iki kurumun verilerinde bir miktar farklılık kabul edilebilir olsa da konut adetleri arasındaki %150'ye varan farklar, Türkiye'deki konutların önemli bir kısmının zorunlu deprem sigortası kapsamı dışında kaldığını göstermektedir. Bu bağlamda, Türkiye'deki zorunlu deprem sigortası penetrasyonu uygulama kapsamına giren konut adeti üzerinden değil toplam konut stoku üzerinden hesaplandığında, sigortalılık oranları neredeyse yarı yarıya düşmektedir.
Türkiye'deki zorunlu deprem sigortasının kapsamı açısından bir diğer gelişim alanı da ticari binaların sigorta kapsamına dahil edilmesidir. Depremler sonucu ticari mülklerde yaşanabilecek zararlar doğrudan hane halkını etkilemese de üretim kaybı, işsizlik, ekonomik aktivitedeki yavaşlama gibi nedenlerle dolaylı olarak tüm ülke ekonomisini etkilemektedir.
Sigortalılık oranlarının artırılmasıyla ilgili bir diğer gelişim alanı olarak yenileme süreci gösterilebilir. Türkiye'de zorunlu deprem sigortası bazı kamusal işlemlerin ön şartı olarak talep edilse de sigortanın devamlılığına ilişkin bir kontrol bulunmamaktadır. Bu durum da özellikle poliçe yenileme oranlarını olumsuz etkilemektedir.
Türkiye'de deprem sigortası kapsamına ilişkin en önemli sorunlardan birisi ülkenin bölgeleri arasındaki penetrasyon farkıdır. Ülkedeki deprem sigortası talebi eğitim durumu, gelir durumu gibi bir dizi sosyo-ekonomik göstergeye göre değişmekte, ilçeler düzeyinde bakıldığında %700'e varan farklar oluşmaktadır (Meral ve diğerleri, 2023). Bölgelerin sigorta talebi doğası gereği sosyo-ekonomik gelişmişliğe bağlı olarak artmaktadır. Ancak bu durum depremlerin ekonomik sorunların yanında sosyal problemlere de yol açması riskini doğurmaktadır. Böylesi afetlerde sigorta güvencesine en fazla ihtiyaç duyan kesimler ekonomik açıdan dezavantajlı olanlardır. O halde sigorta teminatının düşük olduğu bölgelerde sigortalılık oranlarının artırılması için özel bir çalışma yapılmalıdır.
3.2. Sigorta Bedeline İlişkin Sorunlar
Türkiye'de zorunlu deprem sigortası sigorta bedelinin belirlenmesinde konutun brüt metrekaresi, yapı tarzı ve metrekare inşa bedeli dikkate alınmaktadır. Ancak uygulamada bu bedelin hesaplanmasında bir dizi aksaklık yaşanabilmektedir.
İlk olarak sigorta bedelinin hesaplanmasında esas alınan metrekare inşa bedelleri ile ülkedeki gerçek inşa maliyetleri uyuşmamaktadır. Tarife kapsamında 2023 yılında betonarme yapılar için metrekare bedeli 3.016.- TL olarak belirlenmiştir. Oysa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (2023) tarafından yayınlanan tebliğde, metrekare inşa maliyetleri konut türüne göre 4.600.- TL + KDV ile 8.825.- TL + KDV arasında değişmektedir. Asgari inşa maliyetleri referans alındığında dahi zorunlu deprem sigortasında birim metrekare teminatının %45 eksik olduğu görülmektedir. Ayrıca bu sigorta bedelleri poliçe süresi boyunca geçerli olduğundan yüksek enflasyon dönemlerinde bu tutarlar reel olarak azalmaktadır. Örneğin halihazırda geçerli olan 3.016.- TL'lik metrekare fiyatı 2022 sonunda belirlendiğinden, 2022 yılında düzenlenen poliçelerin önemli bir kısmında sigorta bedeli bir önceki yılın metrekare fiyatı olan 1.508.- TL üzerinden hesaplanmıştır.
Sigorta bedelinin belirlenmesinde karşılaşılan bir diğer problem de konut metrekarelerinin hatalı girilmesidir. Özellikle tapu, fatura abonelikleri gibi işlemlerin ön koşulunu sağlamak için düzenlenen poliçelerde bazı sigorta ettirenler bilinçli veya bilinçsiz olarak konut metrekarelerini olduğundan düşük göstermektedir. Bu durum doğal olarak sigorta bedelinin düşük hesaplanmasına ve eksik sigorta probleminin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
3.3. Sigortalılık Düzeyine İlişkin Sorunlar
(Bu bölüm 3.1. kapsamında ele alınmıştır.)
4. Zorunlu Deprem Sigortası Uygulamasına İlişkin Politika Önerileri
Geride bıraktığımız çeyrek asırda deprem sigortası alanında belirgin bir ilerleme kaydeden Türkiye, uygulamada karşılaşılan bir dizi problemi aşabilirse, mevcut kazanımlarını çok daha ileri bir noktaya taşıyabilir. Bu çerçevede Türkiye'de önümüzdeki dönemde deprem sigortası alanında uygulanacak politikalarda aşağıdaki hususların dikkate alınmasında fayda vardır.
Mevcut Bina Stokunun Tamamı Sigorta Kapsamına Dahil Edilmelidir
Zorunlu deprem sigortasının kapsamı belediye sınırları dışındaki bölgeler de dahil olmak üzere ülkedeki tüm konutları kapsayacak şekilde genişletilmelidir. İlgili mevzuata uygun olarak inşa edilmeyen ancak halihazırda kullanılmakta olan konutlar için; sigortalanması mümkünse riskli sigortalar havuzu kurulmalı, mümkün değil ise kamu kurumlarıyla iş birliği yapılarak bu konutların güçlendirilmesi veya yeniden inşa edilmesi sağlanmalıdır. Zorunlu deprem sigortası kentsel dönüşüm politikalarının bir parçası haline getirilmeli, DASK deprem kaynaklı finansal risklerin azaltılması konusunda daha aktif bir misyon üstlenmelidir. Ticari binaların deprem riskine karşı sigortalanması zorunluluğu tesis edilmeli, uygulama DASK koordinasyonunda özel sigorta şirketleri tarafından yürütülmelidir.
Sigorta Bedeli Sigorta Konusunun Gerçek Değerini Yansıtmalıdır
Zorunlu deprem sigortasında uygulanan metrekare fiyatlarının güncel ekonomik göstergelerle uyumluluğu tesis edilmelidir. Aynı zamanda sigorta bedelinin sigorta süresi içerisinde enflasyon klozu veya rayiç bedel gibi yöntemlerle reel değerini koruması sağlanmalıdır. Sigorta bedelinin hesaplanmasında esas alınan metrekare için sigorta ettiren beyanı değil tapu kayıtları esas alınmalıdır. Sigorta süresi içerisinde yapılan birim metrekare fiyat değişimleri mevcutta yürürlükte olan tüm poliçeleri kapsayacak şekilde uygulanmalıdır.
Sigorta Penetrasyonu Ülke Genelinde Artırılmalıdır
Kamu ve özel sektör işbirliğinde deprem sigortası penetrasyonunu artıracak politikalar belirlenmeli, orta vadeli bir stratejik plan çerçevesinde hayata geçirilmelidir. Özellikle sosyoekonomik gelişim düzeyinin düşük olduğu bölgelerde, sigortalılık oranlarının artırılmasını sağlayacak bilinçlendirme kampanyaları yapılmalı ve mali teşvikler uygulanmalıdır. Zorunlu deprem sigortasının gayrimenkul sahipliği süresince devamlılığını sağlayacak takip mekanizması kurulmalıdır.
Sonuç
Depremlerin neden olduğu ekonomik kayıpların telafi edilmesi için etkin çalışan bir deprem sigortası sistemine ihtiyaç vardır. Deprem riski yüksek bir ülke olan Türkiye'de deprem sigortasının toplum geneline yaygın bir şekilde uygulanması oldukça önemlidir. Ülkede son yıllarda deprem sigortasının kapsayıcılığı konusunda önemli bir ilerleme kaydedilmiş olmakla birlikte, sistemin tam anlamıyla etkin şekilde çalışmasının önünde bir dizi yapısal ve pratik sorun bulunmaktadır.
Türkiye, zorunlu deprem sigortası sisteminin uygulanmasında karşılaşılan problemleri çözebilirse, bu alanda son çeyrek asırda elde ettiği kazanımları daha ileri bir noktaya taşıyabilir. Sigorta sistemini iyileştirmek için sigorta sektörü paydaşları bir araya gelmeli, sigorta bilincini artıracak, hatalı sigorta uygulamalarını engelleyecek ve teminat açıklarını azaltacak stratejileri hayata geçirmelidir. Bu bağlamda çalışmada Türkiye'deki deprem riski ve sigorta kapsamına ilişkin genel bir çerçeve sunulmuş, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve gelişim alanlarıyla ilgili politika önerilerine yer verilmiştir.
Kaynakça
- AFAD. (2023). Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği. https://www.afad.gov.tr/turkiye-bina-deprem-yonetmeligi. 14.03.2023.
- Akgiray, V., Gulay, B. & Mustafa, E. (2004). The 1999 Marmara Earthquakes in Turkey in Large-scale Disasters: Lessons Learned. Paris: OECD Publishing. https://doi.org/10.1787/9789264020207-4-en.
- Ansal, A., Akinci, A., Cultrera, G., Erdik, M., Pessina, V., Tönük, G., & Ameri, G. (2009). Loss estimation in Istanbul based on deterministic earthquake scenarios of the Marmara Sea region (Turkey). Soil Dynamics and Earthquake Engineering, 29(4), 699-709.
- Bikçe, M. (2015, 14-16 Ekim). Türkiye'de Hasara ve Can Kaybına Neden Olan Deprem Listesi (1900-2014). 3. Türkiye Deprem Mühendisliği ve Sismoloji Konferansı. İzmir, Türkiye.
- Bloomberg HT. (2023). Bakan Kurum yıkılan bina sayısını açıkladı. https://www.bloomberght.com/bakan-kurum-yikilan-bina-sayisini-acikladi-2326345. Erişim Tarihi: 14.03.2023.
- Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü. (2019). İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi.
- Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (2023). Büyük Depremler. http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/2/deprem-bilgileri/buyuk-depremler/. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- Bommer, J., Spence, R., Erdik, M., Tabuchi, S., Aydinoglu, N., Booth, E., del Re, D. & Peterken, O. (2002). Development of an earthquake loss model for Turkish catastrophe insurance. Journal of seismology, 6, 431-446.
- CNN Türk. (2023). 37. gün! Depremde ölü sayısı ne kadar oldu, güncel yaralı sayısı kaç? Erişim Tarihi: 14.03.2023.
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2023). Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2023 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ. Resmî Gazete Sayı: 32101.
- DASK. (2003). Doğal Afet Sigortaları Kurumu 2003 Yılı Faaliyet Raporu. https://www.dask.gov.tr/tr/faaliyet-raporlari. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- DASK. (2023a). Zorunlu Deprem Sigortası Teminat Kapsamı. https://www.dask.gov.tr/tr/teminat-ve-kapsami. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- DASK. (2023b). Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı. https://www.dask.gov.tr/tr/tarife. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- DASK. (2023c). Yürürlükteki Poliçeler. https://www.dask.gov.tr/tr/yururlukteki-policeler. Erişim Tarihi: 15.03.2023.
- EM-DAT (2023). The International Disasters Database. https://www.emdat.be. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- Erdik, M., Demircioglu, M., Sesetyan, K., Durukal, E., & Siyahi, B. (2004). Earthquake hazard in Marmara region, Turkey. Soil Dynamics and Earthquake Engineering, 24(8), 605-631.
- Erdik, M., & Durukal, E. (2008). Earthquake risk and its mitigation in Istanbul. Natural Hazards, 44, 181-197.
- Gurenko, E., Lester, R., Mahul, O. & Gonual, S. O. (2006). Earthquake Insurance in Turkey: History of the Turkish Catastrophe Insurance Pool. Washington: World Bank Publications.
- Haçin, İ. (2014). 1939 Erzincan Büyük Depremi. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 30(88), 37-70.
- Meral, H., Ersoy, B. & Dilek, İ. (2023). The Determinants of The Demand for Earthquake Insurance: An Analysis for Turkey. Manuscript submitted for publication.
- OECD. (2018). Financial Management of Earthquake Risk. https://www.oecd.org/finance/Financial-Management-of-Earthquake-Risk.htm. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- Reuters. (2023). Turkey earthquake damage set to exceed $100 bln: UN agency. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- Swiss Re. (2018). (Kaynak detayı metinde belirtilmemiştir.)
- TÜİK. (2022a). Bina ve Konut Nitelikleri Araştırması, 2021. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Bina-ve-Konut-Nitelikleri-Arastirmasi-2021-45870. Erişim Tarihi: 10.03.2023.
- TÜİK. (2022b). İstatistik Veri Portalı. 2021 Yılı İlçe Düzeyinde Konut ve İşyeri Sayıları. https://data.tuik.gov.tr. 23.11.2022.
- World Bank. (2023). Earthquake Damage in Türkiye Estimated to Exceed $34 billion: World Bank Disaster Assessment Report. Erişim Tarihi: 10.03.2023.