İçeriğe Atla
Millî Reasürans

TAKİP EDİN

23 dk okuma

Yeni Nesil Elektrikli Araçlar ve Şarj Ünitelerinin Sigortalanması

Elektrikli araçlar ve şarj ünitelerinin sigortalanmasını ele alan makale; e-mobilite, şarj altyapısı, kasko teminatları ve şarj istasyonu riskleri üzerinden sigorta sektörünün yeni fırsat ve ihtiyaçlarını değerlendiriyor.

Gökhan Özden, Prof. Dr. Özgür Akpınar

Yazan

Giriş

Dünyada ve ülkemizde elektrikli araç dönüşümünün hızlanmasına paralel olarak otomotiv sektörünü besleyen alanlarda farklı ihtiyaçlar da ortaya çıkmaya devam etmektedir. Elektrikli araçların şarj edilmesi için elektrikli araç şarj ünitelerinin kurulumları her geçen gün artmaktadır. Elektrikli araç sahiplerinin şarj ünitelerine erişim imkanlarının artırılması yeni nesil elektrikli araçların yaygınlaşmasına etki edecek önemli unsurlardan biridir.
Elektrikli araçlara olan ilginin artmasıyla birlikte elektrikli araçların ve elektrikli araç şarj ünitelerinin sigortalanması ihtiyacı söz konusu olmuştur. Bu çalışmada elektrikli araçlar ve elektrikli araç şarj istasyonları ile ilgili bilgilere yer verilmiş olup bu cihazlara ilişkin riskler ile sigortalanma süreçleri detaylandırılmıştır.
Çalışma genel olarak üç bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın birinci bölümünde elektrikli araç kavramı araştırılmıştır. İkinci bölümde elektrikli araçların şarj üniteleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise elektrikli araçların ve şarj ünitelerinin sigortalanma süreçleri incelenmiştir.

1. Elektrikli Araç Kavramı

1.1. Elektrikli Araç Tanımı ve Elektrikli Araç Türleri

Elektrikli araç, elektrik enerjisiyle şarj edilen piller vasıtasıyla çalışan araçlar olarak tanımlanmaktadır. Elektrikli otomobil de bu anlayış ile çalışan otomobillere verilen isimdir. Elektrikli otomobil, bir ya da birden fazla elektrik motoru kullanımı ile bataryalarda depoladığı elektriği kullanarak hareketlenmektedir. Elektrik motorları ani tork vererek güçlü ve dengeli hızlanmayı sağlamaktadır.
Elektrikli araçlar, güç aktarma sistemlerinin bir elektrik motoruyla beraber batarya da içeren motorlu araç türüdür. Elektrikli araçlar 3 farklı yapıda olabilir:
  • Sadece batarya ile çalışan elektrikli araçlar (Battery Electric Vehicles - BEV)
  • Plug-in özelliği olan hibrit elektrikli araçlar (Plug-in Hybrid Electric Vehicles - PHEV)
  • Yakıt hücreli elektrikli araçlar (Fuel Cell Electric Vehicles - FCEV)
Batarya ile çalışan elektrikli araçlar içten yanmalı motora sahip olmayıp sadece batarya ile çalışan bir elektrik motoruyla hareket etmektedir. Plug-in özelliği olan hibrit elektrikli araçlarda batarya ve içten yanmalı motor beraber kullanılmaktadır. Yakıt hücreli elektrikli araçlarda ise hibrit güç aktarma sistemleri kullanılırken yakıt hücreleri batarya ve süper kapasitör ile entegre edilerek kullanılmaktadır.
Tamamen batarya ile çalışan elektrikli araçlarda (BEV) harici bir güç kaynağı ile yeniden şarj edilebilen bataryalar kullanılırken Plug-in özelliği olan hibrit elektrikli araçlar ise (PHEV) harici bir güç ile de şarj edilebilmektedir. Plug-in hibrit araçlar hem benzin hem de elektrik enerjisiyle hareket edebilmektedir ancak sadece elektrik ile çalıştıklarında batarya ile çalışan elektrikli araçlara göre çok daha kısa menzile sahiptirler.

1.2. Dünyada ve Türkiye’de Elektrikli Araçlara Genel Bakış

Dünya genelinde elektrikli araç teknolojilerinde gelişim ivmelenerek artış göstermektedir. Türkiye’de de elektrikli araçların üretilmesi için yatırımlar devam etmektedir. Elektrikli araçlar ile ilgili 2021 yılı içerisinde düzenleyici adımlar atılmaya başlanmış, 2030 yılı hedefleri açıklanmıştır. Gerek batarya ekosistemi gerekse dijitalleşme ve ilgili teknolojilerde değer odaklı yeni girişimler, Türkiye’nin e-mobilite alanında yüksek potansiyelinin değerlendirilebilmesi için önemli gelişmelerdir.
Dünyada elektrikli araç parkı 2023 yılı sonu itibarıyla 10 milyon adet seviyesini geçmiştir. Bu sayının %72’sini elektrikli otomobiller oluşturmakta olup sadece 2022 yılında 7,2 milyon adet elektrikli otomobil üretimi gerçekleşmiştir. Elektrikli otomobil üretiminin yaygınlaşması ile beraber dünya genelinde otomobil parkının %1’i elektrikli otomobillerden oluşur hale gelmiştir. 2022 yılı sonu itibarıyla dünyada en çok satılan elektrikli otomobil markası Tesla Model Y olmuştur. Otomobil dışındaki elektrikli araçlar ise yıllık %40 büyüme ile 2,8 milyon adet seviyelerine ulaşmıştır.¹ ²
Türkiye’de elektrikli araç satışları 2021 yılı içerisinde büyümeye devam etmiştir. Son dönemde satışlarda artış olmasına rağmen elektrikli araçların otomobil pazarında payı %1’i geçememiştir. 2022 yılı sonunda Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) otomobillerinin pazara sunulması ile 2023 yılından itibaren artış oranının hızlandığı görülmektedir. 2022 yılında 8.210 adet elektrikli araç satılmış olup bu alanda BMW pazar lideridir.³
2018 yılında kurulan TOGG, kuruluşunun temelini elektrikli araçlarla ilişkilendirerek, yeni bir e-mobilite ekosistemi oluşturma amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. 2023 yılında araç satışına başlayan ve 2030 yılına kadar 1 milyon adet otomobil üretim planlaması olan TOGG, Türk otomotiv endüstrisinin yenilikçi ve teknoloji odaklı ekosistemine önemli katkılar sağlayacaktır.
Ticari araçların üretimi konusunda özellikle Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada önemli bir konuma sahip olan Ford Otosan markası, elektrikli araç üretimiyle ilgili çalışmalarda öncü bir rol üstlenmektedir. 2022 yılında E-Transit modelinin satışına başlayan Ford Otosan, yılda 650.000 adet elektrikli araç üretim kapasitesine ulaşmayı hedeflemektedir. Temsa ve Karsan markaları da özellikle son dönemde Avrupa pazarına giriş yapmış, elektrikli otobüs ve e-mobilite için yatırımlarını artırarak devam ettirmektedir.
Avrupa başta olmak üzere dünyada pek çok ülkede elektrikli araçların alımlarına yönelik teşvikler bulunurken Türkiye’de elektrikli araçlara sadece ÖTV oranında avantaj sağlanmaktadır. 2011 yılından beri uygulanan ÖTV oranları 2021 yılı Şubat ayı itibarıyla yükseltilmiş olup lüks ve ithal araçların satışından kaynaklı olan bu düzenleme elektrikli araçlara maliyet avantajı sağlamıştır.

1.3. İçten Yanmalı Motorlu Araçlardan Elektrikli Araçlara Geçişin Sebepleri

Dünya çapında ve Türkiye'de yaygın olan otomobil kullanımı, otomotiv endüstrisinin önemli bir konumda bulunmasını sağlamaktadır. Bu nedenle elektrikli otomobillerin yaygınlaşmasının yakıt tasarrufunun yanı sıra şehirlerde hava kirliliğini ve karbon emisyonunu azaltmak gibi önemli faydaları bulunmaktadır. Benzin veya dizel yakıt ile çalışan içten yanmalı motorlu araçların sayısındaki artış küresel ısınmaya sebep olan sera gazının artışını tetiklemektedir. Elektrikli otomobilleri içten yanmalı motorlu araçlarla karşılaştırdığımızda hava kirliliğinin yanı sıra petrole bağımlılığı azaltmaktadır. Ayrıca, birçok ülke için yüksek petrol fiyatları ülkelerin dış ticaret açığının artırması nedeniyle ekonomilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağımlılık, petrol rezervi olan ülkeler de dahil olmak üzere ekonominin yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalardan olumsuz etkilenmelerine neden olmaktadır.
Elektrikli araçlar için gerekli altyapı, teknoloji ve hizmetlerdeki yenilikleri de kapsayacak şekilde büyüme ile genişleyen bir elektrikli mobilite (e-mobilite) ekosistemi, gelişmiş yakıt ekonomisi sayesinde enerji verimliliğinin artışını sağlayacaktır. Söz konusu ekosistem hem sera gazı emisyonları ve hava kirleticilerinin hem de artan enerji talebinde petrol bağımlılığının azaltılmasına önemli katkı verecektir. Son 10 yılda bu alanda yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen deneyimler, önümüzdeki yıllarda ivmelenerek artması beklenen küresel seyahat talebinin karşılanabilmesinde ve ulaşım sisteminin daha sürdürülebilir bir şekilde geliştirilmesinde e-mobilitenin faydasını ve yüksek potansiyelini göstermiştir. Tüm bu faydaların içerisinde e-mobilitenin özellikle iklimi korumaya yönelik atılması gereken acil adımlar içerisinde önemli bir yer tutacağı ve süreçleri hızlandırabileceği değerlendirilmektedir.

1.4. Elektrikli Araçların Menzil Performansları

Enerjiyi bataryalar ile depolayan elektrikli araçlar içten yanmalı motorlu araçlara göre daha düşük enerji yoğunluğuna sahiptirler. Bu sebepten ötürü içten yanmalı motorlu araçlara oranla sürüş menzilleri daha düşüktür. Bu da elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük zorluklardan biri olarak görülmektedir. Bu alanda batarya ve şarj performanslarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar artarak devam etmektedir.
Bataryalı elektrikli araçların (BEV) sürüş menzilleri 2015 yılından itibaren artarak gelişim göstermektedir. Dünya genelindeki yeni bataryalı elektrikli araçların ortalama menzili 2015 yılında 200 km seviyelerindeyken 2021 yılında 400 km seviyelerine kadar yükselmiştir. Günümüzde 500 adetten fazla bataryalı elektrikli araba modeli üretilmekte olup sürüş menzilleri 750 km seviyelerine ulaşmaktadır.
Harici şarj edilebilen hibrit elektrikli otomobillerde ise ortalama menzil 50 km seviyelerinde olması nedeniyle daha çok şehir içi kullanımda tercih edilmektedir. Bu araçların şehirlerarası yollarda ise benzine bağımlılığı devam etmektedir.

2. Elektrikli Araç Şarj Ünitesi Türleri

Elektrikli araç üretim ve satışlarına paralel olarak elektrikli araçların şarj edilmesi ile ilgili talep artarak devam etmektedir. Elektrikli araçların şarj altyapısında kullanım için iki yöntem bulunmaktadır:⁴
  • Alternatif Akım (AC) Şarj: Araç içindeki invertör, elektrik şebekesinden gelen alternatif akımı doğru akıma (DC) dönüştürür. DC, bataryayı şarj etmek için kullanılmaktadır. AC şarj, “Yöntem 1, 2 ve 3” olarak tanımlanmaktadır;
    • Yöntem 1: Araç, standart bir elektrik prizine bağlanarak şarj edilebilir. Bu şarj yöntemi genellikle "Yöntem 1" olarak adlandırılır. Bu yöntemde, aracın şarj portu üzerinden doğrudan alternatif akım (AC) şebekesine bağlanır ve araç içinde bulunan şarj cihazı, alternatif akımı (AC) doğru akıma (DC) dönüştürerek bataryayı şarj eder.
    • Yöntem 2: Standart bir elektrik prizine bağlanarak şarj etmek için kullanılan kablo içi kontrol ve koruma cihazı aracılığıyla şarj etme yöntemi, genellikle "Yöntem 2" olarak adlandırılır. Bu yöntemde, aracın şarj kablosu üzerinde bulunan kontrol ve koruma cihazı, elektrik akımını izleyerek ve kontrol ederek güvenli bir şekilde şarj işlemi gerçekleştirir. Bu sayede, şebeke elektriği ile araç bataryası arasında güvenli bir iletişim sağlanır ve aşırı akım, gerilim veya sıcaklık gibi durumlar kontrol edilir. Bu yöntem, ev veya işyeri gibi standart elektrik prizlerinden şarj etme işlemi için yaygın olarak kullanılır.
    • Yöntem 3: Bu yöntemde, elektrikli aracın şarj cihazı, elektrikli araçların besleme donanımından elektrikli araca uzanan bir kontrol pilot fonksiyonuna sahip olan ve kalıcı olarak bir alternatif akım besleme şebekesine bağlı olan bir alternatif akım elektrikli araç besleme donanımına bağlanır. Bu yöntem, genellikle hızlı şarj istasyonlarında kullanılır ve daha hızlı şarj imkânı sunar. Bu sayede, elektrikli araçlar daha kısa sürede şarj edilebilir.⁵
  • Yöntem 1: Araç, standart bir elektrik prizine bağlanarak şarj edilebilir. Bu şarj yöntemi genellikle "Yöntem 1" olarak adlandırılır. Bu yöntemde, aracın şarj portu üzerinden doğrudan alternatif akım (AC) şebekesine bağlanır ve araç içinde bulunan şarj cihazı, alternatif akımı (AC) doğru akıma (DC) dönüştürerek bataryayı şarj eder.
  • Yöntem 2: Standart bir elektrik prizine bağlanarak şarj etmek için kullanılan kablo içi kontrol ve koruma cihazı aracılığıyla şarj etme yöntemi, genellikle "Yöntem 2" olarak adlandırılır. Bu yöntemde, aracın şarj kablosu üzerinde bulunan kontrol ve koruma cihazı, elektrik akımını izleyerek ve kontrol ederek güvenli bir şekilde şarj işlemi gerçekleştirir. Bu sayede, şebeke elektriği ile araç bataryası arasında güvenli bir iletişim sağlanır ve aşırı akım, gerilim veya sıcaklık gibi durumlar kontrol edilir. Bu yöntem, ev veya işyeri gibi standart elektrik prizlerinden şarj etme işlemi için yaygın olarak kullanılır.
  • Yöntem 3: Bu yöntemde, elektrikli aracın şarj cihazı, elektrikli araçların besleme donanımından elektrikli araca uzanan bir kontrol pilot fonksiyonuna sahip olan ve kalıcı olarak bir alternatif akım besleme şebekesine bağlı olan bir alternatif akım elektrikli araç besleme donanımına bağlanır. Bu yöntem, genellikle hızlı şarj istasyonlarında kullanılır ve daha hızlı şarj imkânı sunar. Bu sayede, elektrikli araçlar daha kısa sürede şarj edilebilir.⁵
  • Doğru Akım (DC) Şarj: Bu şarj yöntemi Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından "Yöntem 4" olarak tanımlanmaktadır. Bu yöntemde, şarj ünitesi, elektrik şebekesinden gelen alternatif akımı doğru akıma dönüştürerek araca iletilmeden önce bu dönüşümü gerçekleştirir. Ardından, bataryaya doğru akımın iletilmesi için harici bir şarj cihazı kullanılır. Bu yöntem, daha gelişmiş şarj altyapısına sahip olan ve genellikle hızlı şarj istasyonlarında kullanılan bir yöntemdir.
Elektrikli araçlar, üzerlerinde bulunan çeşitli ekipmanları kullanarak çalışır. Bu ekipmanlar arasında elektrik motoru, batarya paketi, şarj kontrol birimi, invertör, şarj portu, rejeneratif fren sistemi, termal yönetim sistemi, güvenlik sistemleri (örneğin hava yastıkları ve sensörler), eğlence ve bilgi sistemleri (örneğin multimedya ekranı, navigasyon sistemi), klima sistemi gibi unsurlar bulunmaktadır. Bu ekipmanlar, aracın elektrikle çalışmasını, enerji depolamasını, şarj edilmesini ve sürüş deneyimini sağlamak için bir araya getirilmiştir.
AC altyapıları, elektrikli araçların üzerinde bulunan ekipmanları kullanmaktadır. Bu altyapılar, araçlarda boyut ve maliyetler ile ilgili kısıtlamalar nedeniyle güç seviyelerinde de sınırlı olmak durumundadır. DC şarj, en iyi performansı gösteren cihazlarda daha büyük bileşenlerle birlikte yeni teknolojilere olanak tanıyarak megavat (MW) seviyelerine kadar güç sağlayabilir. Elektrikli araçlar ve şarj altyapısının gelişim sürecinde, başlangıçta AC şarj gücünün artırılması üzerine odaklanan strateji, kullanıcı ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla değiştirilmiştir. AC şarj gücünün sınırlanması ve artan oranda hızlı şarjın DC şarj ile gerçekleştirilmesi, günümüzde şarj altyapısının gelişiminde ana yönelimi oluşturmaktadır.⁶

2.1. Dünyada Elektrikli Araç Şarj Ünitelerine İlişkin Bilgiler

Dünyada kamuya açık şarj ünitesi 2020 yılında 1 milyon seviyelerini geçmiştir. 2020 yılında yaşanan Covid-19 salgınının etkisine paralel bir şekilde kısmi yavaşlamaya karşın bu sayı 2023 yıl sonu itibarıyla 3 milyon seviyesine yaklaşmıştır.
Kamuya açık şarj ünitelerinin dağılımına bölgesel olarak baktığımızda dünyada yavaş ünitelerin yarısının, hızlı ünitelerin ise dörtte üçünün Çin’de bulunduğu görülmektedir. 2020 yılında hızlı ünitelerin adetlerinde en fazla artış %55 oran ile Avrupa’da gerçekleşmiş olup kıtada hızlı ünitelerin toplam sayısı 35.000’i geçmiştir. Çin’de hızlı şarj ünitelerinin oranı, nüfusun kalabalık olması, şahsi şarj kullanımlarının Avrupa’ya göre düşük olması ve ticari kullanımda da elektrikli araçlarda büyüme stratejileri nedeniyle Avrupa’dan daha yüksektir.
Şarj istasyonlarının akaryakıt istasyonlarına göre kurulumu kolay ve düşük maliyetli olması nedeniyle sayıları hızla artmaktadır. Bu nedenle dünya genelinde güncel adet takip edilememektedir fakat genel eğilimler ve çeşitli ülkelerdeki şarj altyapısı gelişimine dair raporlar göz önüne alındığında, 2020 yılı itibarıyla dünya genelinde kamuya açık şarj ünitelerinin yaklaşık %30'unun hızlı şarj ünitelerinden oluştuğu söylenebilir. Ancak, bu oran ülkelere, bölgelere ve şehirlere göre değişiklik gösterebilir ve yeni şarj altyapısı projeleriyle birlikte zamanla değişebilir. Hızlı şarjdaki gelişim ve sürdürülebilirlik, kullanıcı beklentilerini artırarak karşılamakta ve elektrikli araçların şarj ünitelerine kolay ulaşılmasını sağlaması nedeniyle dönüşümün hızlanmasında kritik rol oynamaktadır.⁷
Elektrikli araçların şarj edilmesi ile içten yanmalı motorlu araçlara (İYM) yakıt ikmali yapılması birbirlerinden oldukça farklıdır. Her şeyden önce elektrikli araçlar farklı güç seviyelerinde şarj edilebilen elektrikli araçlar, kullanıcı perspektifinden bakıldığında, en verimli şarj stratejisinin yaygın bir altyapıdan yararlanılabilecek şekilde kurgulanması gerekliliğini vurgular. Elektrikli araçların bazıları, konutlar, siteler ve ofisler gibi yaygın alanlarda şarj ihtiyacını karşılarken, diğerleri restoranlar, alışveriş merkezleri ve eğlence mekanları gibi özel veya kamuya açık alanlardaki şarj altyapısına dayanmalıdır. Uzun mesafeli seyahatler için, kullanıcıların beklentilerini karşılayacak yaygın hızlı şarj altyapısına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, menzil endişesi kullanıcılar arasında önemli bir konu olarak kabul edilmektedir ve e-mobilite ekosisteminin gelişimi için dikkate alınması gereken bir husustur. Bu beklentilerin karşılanması ve dönüşümün sürdürülmesi için, hızlı şarjların e-mobilitenin ilerlemesinde önemli bir rol oynaması gerekmektedir. Örneğin, Avrupa'da halka açık şarj noktalarının sayısı 200.000'i aşmıştır ancak bu noktaların yaklaşık %90'ı 22 kW'ın altında şarj gücüne sahiptir ve geri kalan kısmı 50 kW'ın üzerinde hızlı şarj birimleridir.⁸
Özel kullanımdaki otomobiller genel olarak konut, işyeri, alışveriş merkezi, restoran otoparklarına, halka açık caddelerde veya özel park alanlarına park edilmektedir. Özel kullanımdaki otomobillerin günlük rutini sınırlı olduğu için kullanıcının elektrikli aracının şarj ihtiyaçlarının karşılanmasında genel olarak yavaş şarjı tercih edilmektedir. Bu durum, içten yanmalı motorlu araçlar için geçerli olanın tam tersi biçimde, elektrikli otomobil kullanıcılarının park ve şarj ihtiyaçlarının birlikte sağlanmasına olanak tanımaktadır.
Elektrikli araç kullanıcılarının şarj işlemlerini ihtiyaç bazında değil, fırsat bazında gerçekleştirmesi giderek yaygınlaşmaktadır. Yani aracın şarjının azalması veya bitmesi beklenmeden önce, kullanıcılar park ettikleri yerlerde şarj imkânı bulabilecekleri yerleri tercih etmektedirler. Bu durum, elektrikli araçların kullanımını daha pratik hale getirerek günlük hayatta daha kolay bir şekilde entegre edilmesine olanak tanımaktadır.

2.2. Türkiye’de Elektrikli Araç Şarj Üniteleri

Türkiye’de de tüm dünyada olduğu gibi elektrikli araçların büyümesinin en temel destekçisi şarj altyapısının yaygın ve kolay ulaşılabilir olmasının yanı sıra kullanıcı taleplerini karşılayabilecek şekilde gelişimi olacaktır. Özel sektörün yatırımları sonucunda 2023 Ekim ayı itibarıyla Türkiye’deki toplam şarj ünitesi sayısı 4.221 ulaşırken 8.861 sokete diğer bir deyişle şarj noktasına erişmiştir. Bu şarj istasyonlarının 6.633 adedi AC şarj, 2.228 adedi ise DC şarj özelliği taşımaktadır.⁹
Şarj ünitelerinin 3’te 1’i İstanbul’da yer almaktadır. Genel olarak Ankara, İzmir, Antalya ve Muğla’da yoğunlaşma görülmekte ve 81 ilde şarj ünitesi bulunmaktadır. 2022 yılından itibaren elektrikli araç parkında hız kazanan büyüme, şarj altyapısında daha hızlı bir büyümenin sağlanmasını ve talebi karşılayabilmek için düzenlemeler ve yeni yatırımlar ile iş modellerinin gelişimini gerekli kılmaktadır.
Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği’nin (TEHAD) 20 Şubat 2023 itibarıyla yayımladığı veriye istinaden Enerji Piyasası Denetleme Kurumu’ndan (EPDK) şarj hizmeti için lisans alma hakkına sahip şirket sayısı 110’a yükselmiştir.

2.3. Elektrikli Araçlara Yönelik Şarj Hizmeti Yönetmeliği

Türkiye şarj istasyonları işletmecisi lisans şartları, Şarj Hizmeti Yönetmeliği adı altında 2 Nisan 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu sayede e-mobilite alanında en hızlı büyüyen ve altyapı gelişimini sağlayan şarj istasyonları, hukuksal bir zemine oturtulmuş ve devlet tarafından belirli standartlara getirilmiştir.
Yayımlanan Şarj Hizmeti Yönetmeliği ile elektrikli araçlara elektrik enerjisi temin eden şarj ünitesi ve istasyonlarının kurulması, şarj ağı ve şarj ağına bağlı şarj istasyonlarının işletilmesi ile şarj hizmetinin sunulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesini amaçlamaktadır. Şarj Hizmeti Yönetmeliği, elektrikli araçlara yol yardımı amacıyla elektrik enerjisi temin eden mobil şarj ünitelerini hariç tutarak şarj üniteleri ve istasyonlarının kurulması, işletilmesi, şarj ağının oluşturulması, şarj ağı işletmecilerinin lisanslandırılması ve faaliyetlerinin düzenlenmesi, şarj ağı işletmecileri ile şarj istasyonu işletmecileri ve kullanıcıların hak ve yükümlülükleri, serbest erişim platformunun kurulması ve işletilmesine ilişkin usul ve esasları içermektedir.¹⁰
Yönetmeliğe göre lisans sahibi tüzel firmaya en fazla 49 yıllığına lisans verilecektir. Şarj istasyonlarının araçlara elektrik sağlamak için ihtiyaç duydukları enerjiyi “lisanssız elektrik” kapsamında üretmesi ve depolayabilmesi sağlanmıştır. Ayrıca yönetmelikten önce dakika bazlı yapılan ücretlendirme uygulaması kaldırılmış olup şarj bedeli, şarj ünitesinden araca aktarım yapılan birim enerji üzerinden (kws) fiyatlama yapılacak şekilde güncellenmiştir.

2.4. Elektrikli Araç Şarj Ağı İşletmecisinin Hak ve Yükümlülükleri

Yayımlanan Şarj Hizmet Yönetmeliği’ne göre önemli olduğu düşünülen başlıklar şu şekildedir:
  • Şarj ağı işletmecisinin lisans için asgari 4.500.000 TL sermaye tutarını karşılaması gerekmektedir.
  • Lisansın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde en az 50 adet şarj ünitesi ve en az 5 farklı ilçedeki şarj istasyonundan oluşacak şekilde şarj ağını oluşturmak zorunludur. Şarj ağında bulunan şarj ünitelerinin en az %5'i ile Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğu altındaki otoyollar ve devlet otoyollarında yer alan şarj ünitelerinin en az %50'si DC 50 kilovat (kW) ve üzeri güçteki şarj ünitelerinden oluşmalıdır.
  • Şarj ağı işletmecisi tarafından kullanıcıya bilgi verilmesi şartıyla, şarj hizmetinin tamamlanmasına takiben şarj istasyonundan ayrılmayan kullanıcılardan ilave bedel alınabilecektir.
  • Şarj ağı işletmecisi lisansını devredemez ancak üçüncü kişilere şarj istasyonu kurulması ve işletilmesi, aynı zamanda şarj istasyonunun kendi şarj ağına bağlı olarak çalışması için sertifika düzenleyebilir.
  • Şarj ağı işletmecisi şarj hizmeti fiyatını belirlerken sadakat sözleşmesi yapabilir, bu kullanıcılara en fazla %25 oranında indirim uygulayabilir.

2.5. Güncel Otopark Yönetmeliğinde Şarj Ünitesi Zorunluluğu

Elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak şarj ünitelerinin gerek konut gerekse kamuya açık alanların otoparklarında güncelleme yapılması ihtiyacını doğurmuştur. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Mart 2021 tarihinde, 2018 yılı tarihli Otopark Yönetmeliği’nde değişiklik yapılarak şarj altyapılarının gelişiminin yönlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin önemli kararlar alınmıştır. 25 Mart 2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Otopark Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” kapsamında, zorunlu otopark adedi 20 ve üzeri olan yeni yapılacak yapılara ilişkin yapı ruhsatı başvurularında, zorunlu otopark alanlarının 1 adetten az olmamak üzere en az %5’inin şarj ünitesi dahil elektrikli araçlara uygun olarak düzenlenmesi şartı getirilmiştir.¹¹
Kamuya açık alanlarda yapılacak yeni otoparklar ve AVM’lere ait otoparklarda en az %10 oranında otopark yerinin ilgili standartlar çerçevesinde şarj ünitesi dahil elektrikli araçlara uygun olarak düzenlenmesi şartı aranır. 30.000 metrekareden büyük AVM’lerde kurulacak şarj ünitelerinden en az 1 tanesinin, 70.000 metrekareden büyük AVM’lerde ise en az 2 tanesinin ilgili standartlara göre hızlı şarj (DC) kapasitesine sahip olması gerekmektedir. İhtiyaca göre elektrikli araç otopark yeri sayısının artırılması hususunda idarelerce karar alınabilir.
Avrupa Birliği, binalarda şarj altyapısının yaygınlaşması için adımlar atarak binalardaki otoparkların kademeli olarak şarj üniteleri ile donatılmasını hedefleyen yönetmelikler yayımlamıştır. Böylece elektrikli araç sahiplerinin istedikleri zaman ve istedikleri yerde araçlarını şarj etmelerine imkân tanınarak elektrikli araç kullanımının teşvik edilmesi hedeflenmektedir. Halihazırda 10 araçtan fazla park yeri olan mevcut konutlar, yeni inşa edilmekte olan ya da yenilenen binalar her bir park yeri için şarj çıkışının nihai kuruluma uygun altyapı ile donatılması gerekmektedir. 10 araçtan fazla park yeri olan konut dışı yapılarda ise 1 Ocak 2025 tarihine kadar park kapasitesinin %20’si oranında elektrikli araçlar için şarj çıkışının kuruluma uygun altyapıda olması şartı getirilmiştir.¹²

2.6. Elektrikli Araç Şarj Üniteleri Teknik Şartnamesi

Elektrikli araç şarj ünitelerinin ve istasyonlarının teknik donanımlarının standart hale gelmesi için 15 Haziran 2022 tarihinde Elektrikli Araç Şarj Üniteleri Teknik Şartnamesi Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.¹³
Teknik Şartname genel olarak incelendiğinde en çok güvenlik önlemlerinin ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Yönetmeliğe göre şarj ünitelerinde kullanılacak kablolarda TSE standartlarına uygun olma şartı aranacak olup TSE onaylı yalıtım malzemelerinin kullanılması zorunlu kılınmıştır. Kullanıcı dışı müdahalelere karşı kilit mekanizması bulunmalı ve kullanıcı izni olmadan kablo bağlantıları ayrılamamalıdır. Şarj üniteleri, üretim hatalarına karşı 2 yıl ücretsiz garanti kapsamında olmalıdır. Ayrıca kablo giriş ve çıkışlarında istenmeyen su sızıntılarına karşı kablo rakoru gibi önlemler alınması gerektiği gibi hususlar şart olarak belirtilmiştir.
Şarj istasyonlarında mobil uygulama ile şarj işlemi başlatılabilmeli ve belirlenen kurallar çerçevesinde rezervasyon yapılabilmelidir. Elektrikli araç şarj üniteleri, engelli vatandaşların kullanımı için uygun ve kullanışlı şekilde inşa edilecek olup halihazırda mevcut bir istasyona şarj ünitesi kurulması durumunda güvenli alan belirlemelerinin yapılması gerekmektedir. Yeni bir elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu için Mekânsal Planlar Konum Yönetmeliği, Otopark Yönetmeliği ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ve Karayolları Yönetmeliği gibi düzenlemeler, istasyonların kurulacağı yerlerin belirlenmesi hususunda önem arz etmektedir. Bu yönetmelikler, şarj istasyonlarının uygun konumlandırılmasını, güvenliğini ve çevresel etkilerini dikkate alarak gerekli düzenlemeleri sağlar.

3. Elektrikli Araçlar ve Şarj Ünitelerinin Sigortası

3.1. Elektrikli Araçlar Kasko Sigortası

Ülkemizde elektrikli araçların kasko sigortası, çoğu sigorta şirketi tarafından mevcut genel şartlara uygun olarak içten yanmalı motorlu araçlar kapsamındaki teminatlara ilave olarak batarya da sigorta kapsamına dahil edilerek aynı teminatlar çerçevesinde tanzim edilmektedir. Birkaç sigorta şirketi elektrikli araçların ihtiyaçları doğrultusunda ek teminatlar ile genişletme vermeye başlamıştır.
Elektrikli araçların yaygınlığının son birkaç senede arttığı göz önünde bulundurulduğunda sigortacılık için fiyatlamadaki en önemli veri olan istatistiğin yeteri kadar derin olmadığı görülmektedir. Sigorta şirketleri özellikle pil hasarları ile ilgili istatistiklerin gelişmemiş olması nedeniyle elektrikli araçların kasko poliçesinde batarya ile ilgili temkinli davranmaktadır. Bataryanın doğrudan darbe alması, kaporta hasarı yüksek olmayan çarpışmalarda bataryanın hasarlanma oranı ve tamir edilebilmesi gibi konular henüz olgunlaşmamıştır. Ayrıca bataryaya teminat veren şirketlerin de muafiyet oranı ile kendilerini korumaya aldıkları görülmektedir. Özellikle araç bataryalarının ortalama 6-8 senelik ömürlerinin olması, pil ömrü azalan araçların suistimal riskini artırması endişesi yaratmaktadır.
Elektrikli araç kaskolarında hangi teminatlar ile kullanıcıların mağdur edilmesinin önüne geçilebileceğine bakıldığında aşağıdaki konular öne çıkmaktadır:
  • Bataryada yüklü elektriğin bitmesi nedeniyle aracın yolda kalması ihtimali içten yanmalı motorlu araçlara göre daha yüksek risk içermektedir. Bu nedenle bataryanın şarjının bitmesi durumunda aracın çekici ile en yakın şarj ünitesine çekilmesi ya da seyyar şarj ile en yakın şarj ünitesine gidebilecek kadar şarj edilmesi sağlanabilmelidir. Bu teminatla ilgili olarak içten yanmalı motorlu araçlara sunulan yakıt bitmesi ya da arıza durumlarında sağlanan çekici hizmetinin yılda 2 defa verildiğini göz önünde bulundurursak elektrikli araçlar için bu hizmetin daha fazla adet olacak şekilde sağlanması gerekmektedir.
  • Elektrikli arabalarda bulunan ev tipi şarj kablolarının çalınması durumunda teminat kapsamına dahil edilmesi gerekmektedir.
  • Aracın şarj edilmesi esnasında voltaj değişikliği nedeniyle araçta ya da bataryada oluşabilecek elektrik hasarları teminata dahil edilmelidir.
  • Aracın şarjı esnasında 3. kişilerin şarj kablosu kaynaklı kazaya uğraması neticesinde oluşabilecek bedeni hasarların teminat altına alınması gerekmektedir.
  • Kemirgen hayvanların şarj kablosuna verebileceği zararlar teminat altına alınmalıdır.

3.2. Elektrikli Araç Şarj Üniteleri İşletmelerinin Riskleri ve Sigorta İhtiyaçları

Elektrikli araç şarj üniteleri özel ya da kamuya açık alanlarda kurulmaları neticesinde birtakım risklere maruz kalabilmektedir. Bu nedenle şarj ünitelerinin ve şarj istasyonu işletmecilerinin, risklerinin en az seviyeye indirilmesi için sigorta ürünü ihtiyacı bulunmaktadır.
Elektrikli araç sayısının artışına paralel olarak şarj üniteleri ve istasyon adetlerinin de artacağı beklentisi doğrultusunda, sigorta şirketlerinin elektrikli şarj ünite ve istasyonlarının risklerini kapsayacak geniş teminatlı ürünler çıkarması ihtiyacı bulunmaktadır. Bu kapsamda şarj ünitesinin kurulumundan başlayan ve hizmet vermesi esnasında oluşabilecek zararları teminat altına almak için İngiltere’de Aviva Sigorta ticari müşterilerine yönelik elektrikli araç şarj cihazları için “Montaj Tüm Riskler” ve “Operasyon Tüm Riskler” teminatlarını sağlamaya başlamıştır. Poliçe kapsamında işletmelerde meydana gelebilecek yangın, kötü niyetli hareketlere veya kaza risklerine karşı teminat sunulmaktadır.¹⁴
Türkiye’de kurulan elektrikli araç şarj istasyonlarında üretici garantisi 2 sene olarak verilmektedir. Ancak garanti kapsamı dışında kalan haller ile ilgili hiçbir taahhütte bulunulmamaktadır. Garanti kapsamı dışında olan durumlara baktığımızda genel olarak aşağıda belirtilen başlıklar tespit edilmiştir:
  • Kullanım ve/veya kullanıcı hatalarından kaynaklanan hasarlar,
  • Voltaj dalgalanmalarından kaynaklanan hasarlar,
  • İşletme şartlarının ve/veya altyapının uygun olmamasından kaynaklanan hasarlar,
  • Yanlış ve/veya hatalı malzeme ve alet kullanımından kaynaklanan hasarlar,
  • Alıcı veya üçüncü taraflarca tedarik edilmiş yazılım, ara-yüzler veya sair malzemelerin kullanımından kaynaklanan hasarlar,
  • Ürünün kullanıldığı genel sistem arızaları,
  • Topraklama sorunları,
  • Yıldırım çarpması,
  • Doğal afetler,
  • Ürün üzerinde yapılan yetkisiz ve/veya hatalı bakım ile tadilatlardan kaynaklanan hasarlar,
  • Ürünün bağlı olduğu ayrı elektrik dağıtım panosundan ürüne kadar olan elektrik altyapısına yetkisiz müdahalelerden kaynaklanan hasarlar.
Üretici firma tarafından garanti kapsamı haricinde tutulan başlıkları incelediğimizde birçok maddenin sigorta şirketleri tarafından çeşitli sektörlerde halihazırda sağlanan teminatlar olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda Türkiye’de bulunan ünitelere Yangın, Elektronik Cihaz, Hırsızlık, Üçüncü Şahıs Sorumluluk, Hukuksal Koruma ve Kâr Kaybı Sigortaları Genel Şartları kapsamında oluşabilecek riskler için teminat verilmektedir.

3.3. Elektrikli Araç Şarj Üniteleri Sigorta Poliçesi Teminatları

Elektrikli şarj ünitelerinin bulunduğu lokasyona göre risk ihtiyaçları ve tanımları değişmekte olup genel olarak teminat ihtiyaçları aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
  • Araç Çarpması; üniteye araçların çarpması sonucu üniteye gelebilecek zararların karşılanmasını sağlamaktadır.
  • Deprem; deprem neticesinde cihazda oluşabilecek hasarların karşılanmasını sağlamaktadır.
  • Grev, Lokavt, Kargaşa, Kötü Niyetli Halk Hareketleri ve Terör; belirtilen riskler neticesinde oluşabilecek hasarların teminat altına alınmasını sağlamaktadır.
  • Kar Ağırlığı; özellikle akaryakıt istasyonlarında bulunan kanopinin kar ağırlığı neticesinde cihaza verebileceği zararları teminat altına almaktadır.
  • Sel ve Su Basması; sel ve su baskını nedeniyle oluşabilecek hasarların teminat altına alınmasını sağlamaktadır.
  • Dâhili Su; özellikle AVM gibi kapalı alanlarda bulunan ünitelerin maruz kalabileceği dahili su hasarlarının karşılanmasını sağlamaktadır.
  • 3. Şahıs Mali Mesuliyet; şarj esnasında şarj olan araca doğrudan zarar verilmesi ya da bir yangın çıkması sonucu ünitenin bulunduğu alandaki 3. şahıslara verilebilecek zararların teminat altına alınmasını sağlamaktadır.
  • Elektronik Cihaz; Elektrikli Araç Şarj Üniteleri Teknik Şartnamesi gereği 2 sene garanti süresini aşan cihazlarda meydana gelebilecek elektronik cihaz hasarlarının teminat altına alınmasını sağlamaktadır.
  • Hırsızlık; hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüs nedeniyle cihazda oluşabilecek hasarları teminat altına almaktadır.
  • Kâr Kaybı; hasar alan ünitenin onarım süresince faaliyette bulunamaması nedeniyle işletenin mahrum kaldığı gelirlerin karşılanmasını sağlamaktadır.
Yangın Sigortası genel şartlarına uygun olarak Yangın, Yıldırım, İnfilak teminatlarına ilave olarak Deprem ve Yanardağ Püskürmesi, Grev, Lokavt, Kargaşa, Halk Hareketleri, Terör, Enkaz Kaldırma, Hukuksal Koruma, Sel ve Su Basması, Yer Kayması, Dahili Su, Kar Ağırlığı, Fırtına, Kara ve Hava Taşıtları Çarpması teminatları da sigortalının talebi doğrultusunda teminat kapsamına dahil edilmektedir.
Elektronik Cihaz sigortası genel şartları kapsamında Elektronik Cihaz teminatları verilirken Elektronik Cihaz Deprem ve Elektronik Cihaz Grev, Lokavt, Kargaşa, Halk Hareketleri, Terör teminatları verilebilmektedir.
Cihaz ile ilgili teminatların yanı sıra ölçülmesi zor ve dolayısıyla tahminlemesi de zor olan üçüncü şahıs sorumluluk riskleri bulunmaktadır. Burada elektrikli araç şarj ünitesinin şarj esnasında araca veya çevreye verebileceği zararlar ile ilgili teminat sağlanması ihtiyacı bulunmaktadır. Ayrıca elektrikli araç şarj ünitesi üretimi yapan firmaların da ürün sorumluluk poliçesi ihtiyacı bulunmaktadır. İthal şarj ünitelerinin yanı sıra ülkemizde şarj ünitesi üreten yerli Vestel (ZES), Gersan (G-Charge) ve Kalyon (Aspower) firmalarının üretmiş olduğu şarj ünitelerinden kaynaklı bir hasar olması durumunda ürün sorumluluk poliçesi bu hasarın karşılanmasını sağlayacak ve üreticileri beklenmedik hasarlar karşısında güvence altına alacaktır.
Ayrıca elektrikli araç şarj ünitesi üretimi yapan firmaların yaptırdığı ürün sorumluluk poliçesi ile elektrikli araç şarj ağı işletmecilerinin yaptırdığı elektrikli araç şarj ünitesi sigortası farklı şirketlerde olabilir. Bu durumda cihazdan kaynaklı üçüncü şahıs hasarlarının üreticiye rücu edilmesi halinde ürün sorumluluk sigortasının üretici firmayı koruyacak şekilde olması gerekmektedir.

Sonuç ve Öneriler

Dünyada ve ülkemizde içten yanmalı motorlu araçlardan elektrikli araçlara geçişin hızlanmasına paralel olarak elektrik mobilitesinin yaygınlaşması da hızlanmaktadır. 2023 senesi içerisinde satışına başlanan TOGG elektrikli araçlar ile elektrikli araçlara olan yönelim ve teşviklerin artışına paralel olarak sigorta talebi de artacaktır. Sigorta sektörü, bu değişimin hızlanmasında riski üstlenme görevini yerine getirebilir, riski doğru tespit edip doğru fiyatlama ile hem sektöre yeni bir alan yaratma fırsatını iyi değerlendirebilir hem de e-mobiliteye yatırım yapan üretici ve işletmecilerin risklerini sigortalayarak yatırımlarını artıran sürdürmelerinde önemli destekler sağlayabilir.
Elektrikli araç şarj istasyonu üreticileri ve işletmecilerinin riskleri ile ilgili taleplerini karşılamak kadar elektrikli araç kullanıcısının sigorta ihtiyaçlarının doğru tespit edilerek olası hasarlarda mağdur edilmemesinin sağlanması için sektörümüzün önde gelen şirketleri başta olmak üzere çalışmalar devam etmektedir. Elektrikli araçlar ve şarj istasyonlarında, kullanıcı ve yatırımcıların leasing yoluyla yapacakları satın almalarda birden fazla seneyi kapsayacak çok yıllı poliçe ihtiyaçları da doğacaktır. Bu nedenle bilgi birikimi (know how) elde etmek için deneme yanılma yöntemi ile riskleri öğrenecek sigorta şirketlerinin teknolojik gelişmeleri ve altyapı yatırımlarını yakından takip etmesi gerekecektir.
Elektrikli araçların sigortası ve elektrikli araç şarj ünitelerinin sigortalarına ilişkin hasar istatistiklerinin az olması, fiyatlandırma ve muafiyetlerin mevcut sektör ve risklerine oranla yüksek olmasına neden olacaktır. Bunun da elektrikli araçların dünyasına geçişte sigorta şirketlerinin kâr elde etme fırsatı sağlaması beklenmektedir. Bu nedenle geçiş sürecinin iyi analiz edilerek e-mobilite yatırımı yapan üretici ve işletmecilerin yanı sıra hizmet alan nihai tüketiciyi de mağdur etmeyecek şekilde ürün ve teminatlar sağlanması gerekmektedir. Sigorta sektörünün geçiş sürecindeki fırsatları iyi değerlendirerek prim havuzunu artırması ve kârlılıklarına olumlu katkı sağlaması beklenmektedir.
Sektörde rakiplerine göre nispeten risk alarak elektrikli araç ve şarj ünitelerinin sigorta talebini karşılayacak şirketlerin arzın düşük talebin ise yüksek olması neticesinde kârlılığın yanı sıra hem sigorta sektöründe hem de müşteri tarafında ilgi çekerek farklı alanlarda da gelişim gösterebileceği değerlendirilmektedir.
Gökhan ÖZDEN
Magdeburger Sigorta
Direktör
Doç. Dr. Özgür AKPINAR
Marmara Üniversitesi
Finansal Bilimler Fakültesi
Öğretim Üyesi

Kaynakça

PAYLAŞ

Gökhan Özden, Prof. Dr. Özgür Akpınar

Millî Reasürans uzman yazarı. Reasürans, risk yönetimi ve sektör trendleri hakkında içgörüler paylaşıyor.